Döngü Lekesi

2.ẞölüm

Yazar:

Döngü Lekesi - Derya Boz kitap kapağı
Döngü Lekesi kitap kapağı

Tavan beyazdı. Gözlerimi açtığımda karşımdaki soğuk, hareketsiz ve kusursuz bir beyazlıktı. Loş ışıkta silik bir gölge kıpırdıyordu. Göz kapaklarım ağırdı ama zihnim çoktan uyanmıştı. Geriye doğru sarılan bir film gibi, önce sesler... sonra görüntüler... Kep atma töreni, çığlıklar, kalabalık... O beden... Umay. Elim refleksle koluma gitti. İnce, saydam bir hortum damarlarıma bir şeyler akıtıyordu. İğneyi koparmaya çalıştım. Derimin altında oluşan sızı umurumda değildi; kalkmam gerekiyordu. Tam o sırada başucumda beliren hemşire, hızlı ama sakin bir sesle konuştu: “Durun lütfen. Henüz toparlanmadınız.” Kafamı yavaşça kadına çevirdim. Sesim nefes nefese, titrek çıktı: “Umay nerede...?” Dudaklarım kuruydu, boğazımdaki düğüm sözcükleri zorla itti dışarı. “Nereye götürdünüz onu?!” “Kimden bahsettiğinizi bilmiyorum hanımefendi. Lütfen uzanın, dinlenmeniz gerekiyor.” Onu dinlemedim. Yatağın kenarından tutunup kalkmaya çalıştım. Başımda çekiç gibi vuran bir ağrı vardı, umursamadım. Ayağımın altındaki zemin buz gibiydi. Kaslarım titredi, bacaklarımı zorlaya zorlaya hareket ettirdim. Sanki içimde hiçbir şey kalmamıştı... Sadece bir kabuktum, içi boş ve soğuk. O sırada kapı aralandı. Özgür içeri girdi. “İzel, ne yapıyorsun?” diye endişeyle yanıma yaklaşıp kolumu tuttu. “Bırak beni!” Sesim kısıklıktan çok feryat gibiydi. “Ben neden buradayım?!” “Bayıldın. Seni buraya ben getirdim. İyi değilsin. Gel, geç şuraya... Uzan biraz.” “Beni sen mi getirdin buraya?” diye çıkıştım. Sesim sinirle yükseldi. “Umay oradayken sen... sen zaten sevmiyordun Umay’ı! Bırak!” Kollarını sertçe ittim. “Dokunma bana!” Özgür geri çekildi. Başım dönünce duvarın soğukluğuna yaslandım. Dizlerim çözüldü, düşmek üzereyken dirseğimden tuttu. “İzel... Lütfen geç şu yatağa. Kendine zarar vereceksin.” “Hayır!” diye haykırışım odanın tavanına çarpıp geri döndü. “Umay’ın... bana ihtiyacı var! Onu görmem lazım!” Kalbim deli gibi çarpıyordu ama bedenim donmuş gibiydi. Zihnim sisler ardındaydı. Nefes almak zorlaşmış, gerçek ve hayal birbirine karışmıştı. “Umay beni görmezse kızar! Fotoğrafını çeksem bile gönlünü alamam!” Dudaklarım takılıp kalmış bir plak gibi aynı sözü tekrar ediyordu: Onun bana ihtiyacı var. Özgür bana doğru yaklaşınca bir adım geri çekildim. “İzel, yeter! Bak, iyi değilsin.” “Ya bırak!” diye bağırdım. Sesim boğazımı yakmıştı. “Umay’ı görmem lazım diyorum! Neden anlamıyorsun?!” Yüzümü ona çevirdim. Nefesim kesik kesikti, gözlerim yanıyordu. “Umay nerede? Nereye götürdüler onu?!” Cevap vermedi. Sadece baktı. O boş, kırık bakışla. Sinirle soludum. İçimde kabaran çaresizlikle, “Ben bulurum onu,” dedim. Kapıya yöneldim. Adımlarım dengesizdi ama kararlıydım. Özgür’ün sesi arkamdan saplandı. Kesintisiz, sert ve geri dönüşsüzdü “Umay yok artık, İzel.” Ayaklarım yere çakıldı. Kolum kapıya asılı kaldı. İki kelime içimde yankılandı; soğuk ve korkunç: Umay yok. “Yalan söylüyorsun...” diye fısıldadım. Dengemi zorlukla sağlayıp Özgür’e dönerken tekrarladım; Bir kez daha, biraz daha yüksek, biraz daha keskin: “Yalan söylüyorsun!” Gözlerimden sıcak, tuzlu damlalar süzüldü; Her biri bir kelimeyi yutuyor, Her biri gerçeği biraz daha silikleştiriyordu. “Umay ölemez!” diye haykırdım. Özgür’ün elleri kollarımı tuttu. Dokunuşu sıcaktı ama parmaklarının altında derim titriyordu; Sanki her temas, bana ait olmayan bir vücudu dürtüyordu. Bağırdım: “Bırak beni!” Yumruklarım havaya, sonra ona savruldu. Gözyaşlarım görüşümü bulanıklaştırdı; Özgür’ün yüzü dalgalandı, sonra ikiye bölündü. Birinde o, diğerinde babamdı; Beyaz bir çarşafın altında yatan o soğuk yüz. O an nefesim kesildi. Gözlerimin önünde bir şey değişti; Tören alanı yok oldu, yerini hastane aldı. O eski kokuyu duydum: ilaç, çamaşır suyu, korku. Koridorlar uzadıkça uzuyordu. Bir hemşirenin topuk sesi, zamana çivi çakıyordu. “Anne?” dedim istemsizce, fısıltı hâlinde. Sesim duvarlardan yankılandı, Her yankı bir başka ben doğurdu. Her ben daha küçük, daha çaresizdi. Birden beyaz önlüklü bir siluet yaklaştı Elinde bir iğne. O a…

Bölümün tamamını WritePad'de oku