Sessiz Kararlar
Yazar: BeyazKuzgun

“Bir adım atmaktan korkarsan, gerçeği hiçbir zaman öğrenemezsin.” Dün gece gelen mesajdan sonra gözümü doğru dürüst kapatamamıştım. Sabah olduğunda ev, gecenin sessizliğinden yavaş yavaş sıyrılıyordu. Mutfaktan taze demlenmiş çayın ve kızarmış ekmeğin kokusu yayılıyordu. Yengem, her zamanki gibi erkenden uyanmış, kahvaltıyı hazırlıyordu. Evin o tanıdık ve güven veren kokusu, içimdeki huzursuzluğu bastırmaya yetmiyordu. Mert hâlâ uyanmamıştı. Sessizce salona geçtim. Dayım koltuğa yaslanmış, elindeki çay bardağıyla dalgın dalgın oturuyordu. Kapıdan içeri girdiğim anda gözleri beni buldu. “Günaydın,” dedi. Sesi sakindi. Sıcaktı. Her zamanki gibiydi. “Günaydın dayıcım.” Sessizce yanına oturdum. Yengem gelmeden önce konuşmalıydık. Cebimden telefonumu çıkarıp gece gelen mesajı açtım. Ekranı ona doğru çevirdim. Dayımın elindeki çay bardağını yavaşça koltuğun kenarına bıraktığını gördüm. Telefonu aldı. Mesajı bir kez okudu.Sonra bir kez daha. Yüzündeki ifade neredeyse hiç değişmemişti. Ama gözlerindeki o tanıdık bakış kaybolmuş, yerini sert ve karanlık bir öfkeye bırakmıştı. Telefonu birkaç saniye daha elinde tuttu. “Burada olduğunu biliyor.” Sesi alçaktı. Boğuktu. İçimde bir şey sıkıştı. Bakışları telefondan ayrılıp salonun açık kapısına kaydı. Yengemin gelip gelmediğini kontrol eder gibi bir süre öylece bekledi. Sonra bana döndü. “Sana bir şey söylemem gerekiyor, Miray.” Sesindeki değişiklik, içimdeki bütün huzuru bir anda söküp aldı. Bekledim. Dayım derin bir nefes aldı. “Seni bütün bu karmaşadan uzak tutabileceğimi sanmıştım.”Kısa bir an duraksadı. “Ama artık bunun mümkün olmadığını görüyorum.”Kaşlarım çatıldı. “Ne demek istiyorsun?” Gözlerini doğrudan gözlerime dikti. “Sana açık konuşacağım. Bana gösterdiğin dosyada yazan Sansar’ı biliyorum.” Dünyam bir saniyeliğine sessizliğe gömüldü. “Ne?” Sesimin nasıl çıktığını bile fark etmedim. Dayım gözlerini kaçırmadı. “Bir süredir peşindeyim.” İçimde bir şey yerinden söküldü sanki. Dayım Sansar’ı biliyordu. Hakkında bir şeyler bileceğinden şüphelenmiştim. Hatta dün gece, balkonun soğuk havasında bana söylediklerinden sonra bunun mümkün olabileceğini düşünmüştüm. Ama peşinde olduğunu hiç aklıma getirmemiştim. Aklımdaki bütün parçalar bir anda yeniden yer değiştirmeye başladı. “Sen… ne zamandır biliyorsun?” “Bir süredir.” Sesi bu kez daha sertti. Dayım birkaç saniye sustu. “Sana mesajları atan Egemen ya da her kimse, benim Sansar’ın peşinde olduğumu biliyor olmalı.” Gözlerimi ondan ayıramıyordum. “Bu yüzden beni sana yönlendirdi.” “Evet.” O tek kelimeyle birlikte içimdeki bütün sorular daha da büyüdü. Demek ki Egemen’in bıraktığı dosya tesadüf değildi.Demek ki beni buraya getiren yol, sandığımdan çok daha önceden çizilmişti. Dayım elini dizinin üzerine koydu. “Bu noktada artık yalnız kalmana izin veremem.” Sesindeki kararlılık, tartışmaya yer bırakmıyordu. “Sana yardımcı olacak insanların olduğu gizli bir yere gideceğiz.” “Gizli bir yer mi?” “Biliyorum, aklında binlerce soru var. Hepsini cevaplayacağım. Ama şimdi değil.” Bir an salona baktı. Mutfaktan yengemin tabak sesleri geliyordu. Evin içindeki sıradan sabah, birkaç dakika önce olduğu gibi devam ediyordu. Dayım bana yeniden döndü. “Şimdi her şey normalmiş gibi davranacağız.” Kaşlarımı kaldırdım. “Nasıl yani?” Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu. “Kahvaltımızı yapacağız.” Dedi. Sonra sesini biraz yumuşattı. “Olur mu, güzel kızım?” Bakışlarıma sabırla baktı. Benden bir cevap bekliyordu. Küçük bir tebessüm yerleştirdim yüzüme. “Tamam dayıcım. Sen nasıl istersen, öyle yapalım.” Sözlerimin ardından gözlerinin içi hafifçe parladı. Bana sarıldı, saçlarımı okşayıp şakağıma küçük bir öpücük kondurdu. O an içimdeki korkuların bir kısmı kısa bir anlığına olsa da yeniden sustu. Keyifli sohbetler eşliğinde yaptığımız kahvaltının ardından dayım, “Biraz sahil havası alalım,” bahanesiyle kalkacağımızı söyledi. Masadan sessizce ayrıldık. Çantamı ve telefonumu alıp onu daha fazla bekletmeden dışarı çıktım. Arabaya bindiğimde içimd…