DÖNENCE

KIRIKLARIN ARASINDA

Yazar:

DÖNENCE – BeyazKuzgun kitap kapağı
DÖNENCE – BeyazKuzgun kitap kapağı

Dönence; gökyüzünde belli belirsiz ama bir o kadar da keskin bir çizgide dönerken aynı zamanda büyük bir düzenin parçası olan yıldızların ve gezegenlerin dansıymış. Bizim yaşadığımız hayatta buna benzemiyor mu? Kendi karanlığımızda yada aydınlığımızda nefes aldığımız sürece dönüp duruyoruz. Doğru ve yanlışlarımızla, kazandıklarımız yada kaybettiklerimizle. Üstelik hiç bir hareket boşuna değil. Çünkü herdönüşte bir şey değişir. Sevgiyle, kırgınlıkla, umutla kurduğumuz bağlarımız değişir. Yaş aldıkça değilde yaşanmışlıklar çoğaldıkça bizler de değişiriz. Ne kadar zamanımız olduğunu bilmeden kendi döngülerimizi kurmaya devam ederiz. Bazen tam ortasında durup derin bir nefes almaya ihtiyaç duyarsın. Kaybettiklerinin ardından geriye sadece boşluk ve sessizlik kalmış gibi hissedersin. Ama o boşluk seni bir şekilde ileriye iter; yürümeye, aramaya, anlamaya zorlar. Yalnızlık korkutucu olsa da her adımda biraz daha güçlendiğini bilirsin. Amaç seni cezalandırmak değil, seni iyileşmeye zorlamaktır. Çünkü insan ancak sınandığı yerden güçlenir. Benim sınandığım yerler, kayıplarla örülü bir labirentti. Annemi küçük yaşta kaybetmiş; babamı ise hiç tanımamıştım. Her kayıp bir dönüş daha ekledi iç dünyama. Her kayıp bana hem yalnızlığı hem de dayanmayı öğretti. Çocuk yaşta öğrendiğim en büyük gerçekse, kimsenin sonsuza kadar yanınızda kalmadığıydı. Bu sabah içimde cevapsız sorular, yorgunluk ve endişe vardı. Benim peşinden sürüklendiğim kaybetme döngüsü devam ediyordu. Telefonuma düşen arama, saatler sonra beni polislerle dolu bir ormana getirmişti. Bir aydır hiçbir haber alamadığımız Egemen’in terkedilmiş halde bulunan arabasına uzaktan bakıyordum. Günlerdir ne bir haber, ne bir iz vardı. Yokluk bu kadar sessiz olabilir miydi? İstanbul bu sabah griye çalan puslu bir örtünün altındaydı. Mayıs ayı bitmiş olmasına rağmen, şehir yaz mevsimini kabullenmekte inatçı davranıyordu. Ormanlık yolun kenarında birkaç polis aracı, ambulans ve sivil araçlar sıralanmıştı. Egemen’in siyah sedan arabası, sanki birazdan dönecekmiş gibi duruyordu. Ne kadar dışarıya ‘ iyiyim’ mesajı vermeye çalışsam da kendime yalan söylemeyecektim. İyi değildim ve içim sızlıyordu. Polis ekiplerinin olduğu alana doğru yaklaşırken düşüncelerim Egemen ile olan anılarımıza kayıyordu. İlk tanıştığımız gün. Aynı üniversitede başlayan dostluk yolculuğumuz aynı hukuk şirketinde de devam etmişti. Okulda dersleri asmalarımız, staj günleri, gergin duruşma öncelerinde birbirimize yazdığımız saçma motivasyon notları... Hayatımda bana yargılamadan eşlik eden nadir insanlardan biriydi. Zaten hayatımda kaybetmeyi göze alamayacağım kadar az insan vardı. Dayım, yengem, kuzenlerim Zeynep ve Mert, dostum Egemen. Koşulsuz sevgi ve desteklerini daima hissettiğim gerçek ailem olan insanlardı. Ama şimdi dostum dediğim adam arkasında hiçbir iz bırakmadan kaybolmuştu. Aracın etrafındaki inceleme ekipleri dikkatli bir şekilde görevlerini yapıyorlardı. Gözlerim hiçbir detayı kaçırmak istemiyordu. Bu sessizliğe son verecek tek bir iz arıyordum. Aracın camlarında kırık yoktu. Şoför kapısı açıktı. Polisler mi açmıştı, yoksa Egemen’in kapatacak zamanı mı olmamıştı? Biraz ileride polis ile konuşan Egemen’in anne ve babası dikkatimi çekti. Annesi Derya teyzede beni fark ettiğinde göz göze geldik. Hızlıca yanlarına doğru varıp derya teyzeye sıkıca sarıldım. Egemen’le aynı mavi tonlara sahip gözlerinde yaşlar ve koyu halkalarvardı. Gözlerinde gördüğüm bakış, kalbinin en derin yerinde kopan fırtınayı açık ediyordu bana. O bakış…Yıllar önce annemi kaybettiğimde, aynada kendimde gördüğüm bakışın aynısıydı. Kaybeden bir kadın hep aynıdır. Hangi yaşta olursa olsun. Derin bir nefes alıp üzerime çöken ağırlığı atıp polis memuruna döndüm. İçimdeki telaş dalgasını bastırmaya çalışarak konuşmaya başladım: “Avukat Miray Karadağ. Egemen Demir’in yakın dostuyum. Bir şey bulabildiniz mi?” Polis, elindeki not defterine birkaç şey karaladıktan sonra göz ucuyla bana baktı. Sesi, her gün onlarca olay gören insanların o alışılmış,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku