Dolunayın Altında

5. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Yüzümü buruşturarak yattığım yerden -çalışma masamdan- doğruldum. Of, belim tutulmuştu resmen! Omuzlarımı oynattım ve kendime geldim. En son yarım bıraktığım annemin verdiği kitapta ve çizdiğim resimde bakışlarımı gezdirdim. Resim çizmeyi seviyordum, o yüzden bugünkü resimlerim şeytan çizimleri ile doluydu. Siyah kanatlarda ve boynuzlarda yavaşça gezdirdim gözlerimi. Her bir ayrıntı kalbimi hızlandırıyordu, aynı zamanda tüylerimi ürpertiyor, irkilmeme neden oluyordu ama ne yazık ki kendimi bakmaktan alıkoyamıyordum. O şeytanı bulmalıydım. Tanımadığım birine, mükemmel bir şekilde tehlikeli olacak bir varlığa inanılmaz bir çekim hissediyordum. Alo? Akıl hastanesi mi? Delirmiştim. "Of! Sanki sıradan yaşamaya devam etsek ölürüz!" Diye söylendim kendi kendime. Ne zaman sıradan olmuştum ki zaten? Ben okuduğum kitaplar ve izlediğim filmler yüzünden fantastiğin içinde yaşayan bir kızdım. Eh, gerçek olduklarını bilmek kesinlikle beni tatmin etmişti. Ama kitaplardaki gibi tehlikeli olmadıklarını veya başkarakterler gibi bir yerlerimden güç uyduramadığımı düşünecek olursak, annem, abim ve Yiğit olmasa şu anda öbür taraftaydım. Düşüncelerime göz devirip kitapta kaldığım yere baktım. Büyücülerde gerçekti! Kendi kendime güldüm, ben gülmeye devam ederken annem odama girdi. Kaşlarını kaldırıp şaşkınlıkla bana baktı. "Lütfen bana iyi olduğunu söyle," dedi annem endişeyle ama yarı alaycı bir şekilde, gülmemi garipsemişti. "İyiyim, sadece... sanırım hoşuma gitti. Bu dünya." Dedim ve bakışlarımı masama çevirdim. Şeytan resimlerine bakınca büyük bir rahatlama hissettim. Evet, şeytan. Ve evet, o her kimse -adı Savaş'tı bundan emindim- onu bir an önce bulmalıydım. Sanki... Bir tanıdığımdı. Buz mavisi gözleri aklımdan çıkmıyordu. İrkildim. Ama onu daha önce görmediğime emindim. Bu nasıl olurdu? Gözlerini hatırlamam imkansızdı. Kalbim hızlandı. Dikkatim annemin yanıma gelip çizimlerime bakmasıyla dağıldı. "Bu bir şeytan..." dedi annem, ciddileşmişti. "Bir an önce gitmeliyiz." Diye mırıldandı kendi kendine. "Nereye?" Diye sordum kaşlarımı çatarak. "Sürekli gitmekten bahsediyorsun anne, evimiz burası, biliyorsun okulum-" "Artık gizlenemeyiz, Dolunay. Biz faniler gibi değiliz, hiç olmadık. Ayrıca senin bir an önce..." dedi ve elindeki şeytan resmini masaya bırakıp başını salladı. "Onu bulmamız lazım." Dedi şeytanı kastederek. "Abin bunun nedenini biliyordur, benim aklıma bir şey geliyor ama umarım gerçek değildir." "Ne? Ne geliyor?" Dedim anneme merakla bakarak. "Çok eskiden kalmış bir efsane gibi, pek hatırlayamıyorum." Dedi Annem yorgunca. Sandalyeme yaslandı. "Bende o dünyayı çok uzun zaman önce terk ettim, bazı şeyleri pek hatırlayamıyorum ama-" Sözünü tamamlayamadan kapı aceleci bir şekilde çaldı. Annem kaşlarını çatarak dış kapıya gitti. Bende endişeyle ve merakla yerimden kalkıp onu takip ettim. Kapı açıldığında hiçte şaşırmadım, çünkü gelen Yiğit'ti. Başka kim olacaktı zaten? Annem kenara çekildiğinde Yiğit endişeyle içeri girdi ve salonun perdelerini kapatmaya başladı. "Eşyalarınızı toplamalısınız. Hemen!" Dedi telaşla ve pencereden dışarı baktı. "Ne? Sen ne saçmalı-" Beni kolumdan tutup pencereye çekti ve aşağıdaki tanımadığım bir adamı gösterdi. Adam kapüşonunu takmış, garip bir şekilde bizim apartmanı inceliyordu. "O kim, biliyor musun?" Dedi sakin olmaya çalışarak ve geri çekildi. Ellerini telaşla saçlarından geçirdi. "O vampirlerin prensi ve kesinlikle bizi öldürmek istiyor. Şimdi anladın mı? Daha açık anlatayım mı?" Dedi ve gözlerime baktı. "Kesinlikle bizi insancıl bir şekilde karşılamayacak, silahları ve televizyonda gördüğün elektronik aletleri yok çünkü zaten kendileri bir silah, anlatabiliyor muyum? Faniler dünyasıyla bizimki aynı değil, orada kılıçlar, rütbeler ve büyüler konuşur." Ben dehşetle pencereden geri çekildim. Korkuyla anneme döndüğümde annem pencereden aşağı yutkunarak bakıyordu. Bir süre sonra bana döndü, sonrada Yiğit'e baktı. "Kızımı bu süre boyunca korudum, şimdi bir şey olmasına izin vermeyeceğim. Onuda benden alamaz…

Bölümün tamamını WritePad'de oku