Dolunayın Altında

40. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Savaş konuştuğunda kapının önünden yavaşça geri çekildim ve yüzüme yerleşen dehşet verici ifadeyle duvara yaslandım. Nefes alamıyordum. Abim böyle bir şey yapmazdı, yapamazdı. Bir sorun vardı! Kesinlikle bir sorun vardı! Vampir Kraliçe Savaş'a yaptıklarının aynısını sürüye de yapmış olmalıydı. Ya abim? O buna nasıl izin vermişti? Başımı düşüncelerimden kurtulmak istercesine salladım ve derin derin nefesler aldım. Bize saldırdıkları için zarar görmüş olabilirlerdi. Ölmüş bile olabilirlerdi! Gözlerimin yanmaya başladığını hissediyordum. Koridordaki bütün bakışlar üzerime dönmüştü ama titrememi durduramıyordum. Neden her şey bu kadar kötü gitmek zorundaydı? Toplantı odasından tekrar Savaş'ın sesi geldiğinde dikkatimi sözlerine verdim. Boğazıma bir yumru oturmuştu. "Bunu kraliçe yapmadı, o bu kadar güçlü değil. Bir sürüyü kontrol edemez." Savaş'ın abisi söze girdi. "Yeni bir düşman kazandık, ne güzel!" Sinirle gülmeyi ihmal etmemişti. "Ne istediklerini öğrenmeliyiz." Dedi Savaş ve devam etti. "Emre’yi ve Yiğit’i orada göremedim, onlar kontrol altında olmayabilirler. Büyük olasılıkla tuzağa düştüler." Gözümdeki yaşı elimin tersiyle sildim ve duvardan uzaklaştım. Bunun bir açıklaması olmalıydı! Gözlerimin kızardığına emindim. Üzerimdeki bakışları umursamadan geldiğim yolu geri arşınladım. Nova arkamdan geliyordu. "Dolunay, iyi misin?" diye sordu. Değildim. "İyiyim." Küçük kanatlarını yanımda uçmak için çırparken bana anlamaz bakışlar atıyordu. "Nereye gidiyoruz?" Sorusuna cevap vermedim. Düz koridorda ilerlemeye devam ettim. "Bu yol revire gidiyor." Başımı salladım. Revire gidip Alp’lere bakacaktım. Ondan sonrada dışarı çıkacaktım. Biraz yalnız kalıp düşüncelerimi toparlamam gerekiyordu. Hayır, aslında bir ağacın altına oturmak ve kanatlarımı etrafıma sararak hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordum. Düşüncelerimi toplamak bahaneydi. İçeride kurtboğan olmasına aldırış etmeden bileğimdeki tokayla saçlarımı topladım ve revirin kapısını araladım. İçeri girdiğim anda boğazım acımaya başlamıştı ama o kadar da kötü değildi. Dayanabilirdim. Sıra sıra dizilmiş beyaz yataklarda yatan yaralıları gördüğümde gözlerim tekrar doldu. Bakışlarımı kalabalık revirde gezdirdim. Bazı yatakların yanında yaralıların refakatçileri vardı. Şifacılar her yerdeydi. Sonunda gözüm en sondaki yatağa takıldı. Ela, Alp'in yattığı yatağın başucunda oturmuş elini tutuyordu. Boğazımın yanması biraz daha fazlalaşmıştı. Geçmesini beklemek saçmalık olacağı için revirde temkinli adımlarla arkadaşlarımın yanına ilerledim. Ela kızarmış gözlerini bana çevirdi. Aslında Alp iyi gözüküyordu, hatta gülümsüyordu. Neden gülümsediğini anlamak için kaşlarımı çattım ve sorar bakışlarımı ona diktim. Alp parıldayan bakışlarını bana çevirdi. "Heh! Dolunay, iyi ki geldin." Dedi ve burnunu çeken Ela’yı gösterdi. "Şu kıza artık ağlamamasını söyler misin? Ben iyiyim, bir şeyim yok." Alp'in iyi olduğunu duyduğum için rahatlamıştım. Sandalyede oturan Ela'nın yanına yaklaştım ve elimi omzuna koydum. "Ela, Alp iyiymiş. Bak kendisi söyledi, neden hala ağlıyorsun?" Gözyaşlarını elinin tersiyle silip bana döndü. "O ağlamamam için yalan söylüyor." Dediğinde bakışlarımı Alp’e çıkardım. Gerçekten iyi olup olmadığını anlamak için bedeninde gözlerimi gezdirmiştim. Sadece kolunda ve bir kanadında sargı vardı. "Kötü olsam sence burada gülümseyerek konuşur muydum?" Ela başını salladı. "Konuşurdun. Ölümden dönsen bile konuşursun." Dediğinde Alp gözlerini devirdi. "Off! Ağlama artık Ela, her tarafı sümük yaptın!" Alp yalvaran bakışlarını bana çevirdi. Yardım ister gibi bakıyordu. İsteğini seve seve kabul edip gülümsedim. "Ela, biz seninle odaya gidelim mi? Hem Alp’te biraz dinlenmiş olur." Omuz silkti ve burnunu çekti. "Buradan ayrılmayacağım." Alp bıkkın bir nefes aldı. "İnatçı keçi." Dediğinde ufak bir kıkırdama kaçtı dudaklarımın arasından. "Uyuyacağım ama senin yüzünden uyuyamıyorum. Git odada dinlen sonra gel. Abin istesede bir yere kaçamaz zaten." Diyerek sargıyla kaplanmış yerlerini işaret etti. Biraz da…

Bölümün tamamını WritePad'de oku