Dolunayın Altında

39. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Yanımda ilerleyen Savaş'a belli etmeden bakışlarımı Sare'den çektim ve gözlerimi devirip sarayın giriş kapısına döndüm. Uygun bir zamanda, Savaş'ın ağzından bu kız hakkında laf almayı planlıyordum. Direkt hain olduğunu söylersem bana inanırlar mıydı bilmiyordum. Cevaplarına göre söyleyecektim. Şimdilik ortalığı karıştırmak en son istediğim şeydi ve Kral zaten benden nefret ediyordu... Üstelik Sare uzun zamandır burada kalıyor gibiydi, ona çok güveniyor olabilirlerdi. Yeni ortaya çıkmış bir koruyucuya inanmazlardı ve ben saraydan kovulmak istemiyordum çünkü gidecek başka yerim ya da bir evim yoktu. Zaten şeytanı bırakamazdım... Şimdilik yapmam gereken tek şey o kızı yakından izlemekti. Savaş'ın konuşmasıyla düşüncelerimden sıyrılmak zorunda kalmıştım. "Mira’yla tanıştın mı? Tam bir cadıdır ama seni seveceğine eminim." dediğinde gülüp başımı olumsuzca salladım. Mira sanırım kız kardeşi oluyordu. Arkamızdan birinin konuşmasıyla sırıtışım büyüdü. "Ayıp oluyor ama abiciğim." Başımı çevirdim ve yaklaşık on beş yaşlarındaki, Savaş'a çok benzeyen melek kıza baktım. Abisine kaşlarını çatmıştı. Dalgalı kahverengi saçları beline uzanıyordu. Mavi gözleri ise Savaş’ın gözlerinden biraz daha koyuydu. Üzerindeki kırmızı elbiseyle ve başındaki altın tacıyla tam bir prensesti. Yanımıza zarif adımlarla geldi ve gülümseyerek elini bana doğru uzattı. "Ben Mira." dediğinde bende elimi uzattım. "Dolunay." dedim. Tatlı bir kıza benziyordu. Savaş yanımda kısık sesle güldü ve Mira'yı göstererek konuştu. "Seni ne zaman soru yağmuruna tutacağını merak ediyorum." Mira abisine kızgın bakışlar gönderdikten sonra tatlı bir gülümsemeyle tekrar bana döndü. "Aslında... Sare’den sıkılmaya başlamıştım. İyi ki geldin." dedi. “Maalesef benim sevgili abim gözünün önündekini göremiyor.” İşte şimdi keyfim yerine gelmişti. Mira, Sare’de ters giden bir şeyler olduğunun farkındaydı. Bu işimi kolaylaştıracaktı. "Neyse," Diye devam etti ve elindeki altın işlemeli tacı şeytana uzattı. “Annem bunu sana vermemi istedi...” Savaş homurdanarak Mira'nın elindeki tacı aldı. "Ve çıkarmamanı söyledi." Şeytan kıstığı bakışlarıyla tacı başına taktı ve sırıttı. Bana göz kırpmayı da ihmal etmemişti. "Çıkarmam." Onu tanıyorsam, Mira gittikten iki saniye sonra o tacı başından çıkaracaktı. Mira, abisiyle konuşmayı bırakıp bana döndü. "Sonra seninle sohbet etmeyi çok isterim, Koruyucu." Başımı salladığımda memnunmuş gibi gülümsedi ve birkaç saniye durup ikimizi süzdü. Sonra da arkasını dönüp uzaklaştı. Bu kız kesinlikle bir prensesti. Yanımda bir hareketlenme olduğunda bakışlarımı koridordan çektim ve şeytana çevirdim. Tamda tahmin ettiğim gibi başındaki tacı çıkarmıştı. Ona sorar gözlerle bakan beni fark ettiğinde omuz silkip tacı bana uzattı. "İstersen sen takabilirsin, melekcik. Çok yakışır." Dedi muzip bir şekilde gülerek. "Onu senin takman gerekmiyor mu?" Başını yana yatırdı ve dudaklarını büzerek elindeki tacı süzdü. "Çok rahatsız edici. Boynuzlarıma değiyor." Dedi ve koridorda çok beklediğimizi fark etmiş olacak ki elini tekrar belime koydu. "Hadi. Geç olmadan odaya gitmek istiyorum." Odamın kapısının önüne geldiğimizde içeri girdim. Şeytanda benimle birlikte içeri girdiğinde kaşlarımı çatıldı. "Senin odan yok mu?" Omuz silkti. "Var..." Dedi ve kendini yatağımın üzerine attı. "Ama ben burada uyumak istiyorum. Nedense kendi yatağımdan daha rahat geldi gözüme. Şu işe bak." Yastığıma iyice yerleşip gözlerini kapattı. "Birazcık kestireceğim. Sende yanımda sessiz bir şekilde durabilirsin." Gözlerimi devirdim. "Başka bir isteğiniz var mı prens hazretleri?" Dedim alayla. Kapalı olan gözlerini açtı ve kısık bakışlarla beni süzdü. "Yanıma gelebilirsin." Sinirle gülüp başımı olumsuz anlamda salladım. “Ciddi değildim, şeytan.” Beni dikkate almayıp omuz silkti. "Ama ben ciddiydim. Yanıma gel." Derin bir nefes aldım. Birkaç dakika sonra, pes etmeyeceğini anladığımda üzerimi değiştirmek için dolaba yönelmiştim. Bu elbiseyle bir saat daha duramazdım. Rahat bir şeyler giymem gerekiyordu. Ve kendim…

Bölümün tamamını WritePad'de oku