Dolunayın Altında

38. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Kraliçenin zarif ve sakin adımlarla yanındaki muhafızlar eşliğinde bana yaklaşmasını izlerken soğuk terler ensemden süzülüyordu. Bir kraliçeyle nasıl konuşulurdu? Savaş’ın annesi olması zaten işleri zorlaştırıyordu, birde kadın kraliçeydi... Derin bir nefes alarak ve bunları düşünmemeye çalışarak omuzlarımı dikleştirdim. Yanıma gelen Nova’ya döndü bakışlarım. Bana stresle bakarak bilmiyorum der gibi başını salladı. Harikaydı! Sanki evren şeytanın yanına gitmemi istemiyordu ve önüme bir sürü engel çıkarıyordu. Yanıma geldiği halde yürümeye devam eden kraliçeye hayretle baktım. Beyaz kanatlarını sırtında düzgün bir şekilde katlamış, üzerine zarif kırmızı bir elbise giymiş ve saçlarını sıkı bir topuz yaparak tacını başına yerleştirmişti. Önüme geçtiğinde hafif bir gülümsemeyle tekrar bana dönmüştü. "Yürüyerek konuşmanın daha iyi olacağını düşündüm. Bana eşlik eder misin?" Sorusuyla -ya da daha çok emriyle- başımı saygıyla önüme eğerek ona yetiştim ve arkamızda kalan muhafızları dikkate almamaya çalıştım. Kraliçenin bakışlarını üzerimde hissediyordum. "Elbise yakışmış." Dediğinde bakışlarımı yerden kaldırarak ona çevirdim ve gülümsedim. Sanırım kraliçeyi sevmiştim. Kesinlikle kral gibi değildi. "Teşekkür ederim, efendim." dediğimde bakışlarını yavaşça yüzümden çekti ve boş koridoru izleyerek yürümeye devam etti. Bende yanında ilerliyordum. Nova ise... ortadan kaybolmuştu. Kraliçenin, Savaş'ın annesi olduğu öyle belliydi ki... Onun gibi gülümsüyordu. Aynı zamanda tavırları ve duruşu Savaş’la neredeyse aynıydı. Savaş’ın daha çok kime çektiği belli olmuştu. Sadece dış görünüş olarak fazla andırmıyorlardı çünkü kraliçenin saçları parlak bir sarıydı. Gözleri ise bakmayı çok sevdiğim birinin maviliklerini andırıyordu. Kraliçe konuşmaya başladığında düşüncelerimden sıyrıldım. "Yanımda rahat olabilirsin, oğluma bağlı olduğunu biliyorum." Dehşetle gözlerimi açtım ve ani bir duraksama yaşadım. Kraliçe yürümeye devam ederken tepkime güldü. "B-ben..." Ne diyeceğimi bilemediğim için konuşamadan dudaklarımı birbirine bastırdım. "Kralının dediklerini ciddiye almasan iyi olur." Dedi ve sakin bir ses tonuyla devam etti. "Onun haberi yok, şimdilik bilmemesi daha iyi." Başımı olumlu anlamda salladım ve çenemi kapadım. Bilmemesi kesinlikle daha iyiydi, bu sefer şimdiye kadar niye sakladınız diye bir azar daha çekerdi ve ben bunu istediğimden emin değildim. "Ama siz... nasıl öğrendiniz? Savaş mı söyledi?" Başını olumsuz anlamda salladı. "Ah, hayır tatlım. Gözlerinden belli oluyor." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım. "Ortada güçlü bir bağ yok ama dikkat edersen hissedebiliyorsun." Dedi ve olaya hakimmiş gibi devam etti. "İkinizde fark etmesenizde sürekli birbirinize bakıyorsunuz..." Dudaklarını büzdü. "Taht odasında olduğu gibi. Gözlerin nerede olursan ol bağını arıyor. Tahmin yürütmem gerekirse... o sana değil, sen ona bağlısın." Kraliçe Sherlock Holmes çıkmıştı! Bu kadar dikkat etmesini beklemiyordum. Hemde hiç beklemiyordum. Kadın sadece benim bağlı olduğumu bile kısa bir görüşmede çözmüştü. "Oğlum sana bakarken gülümsüyor..." diye devam etti kraliçe, özlemle iç çekerek. "Onu daha önce hiç böyle görmemiştim." dediğinde nefesim tuttum. "Normalde sarayda babası gibi somurtarak gezerdi." Bir şey hatırlamış gibi güldü. "Bu üç ayda ne olduysa, bunun için sana ne kadar teşekkür etsem az Dolunay..." Şaşkınlıkla ve birazda şokla kaşlarımı kaldırdım. "Yani... Bana kızmadınız mı? Sonuçta oğlunuzdan bir süre haber alamadınız..." Omuz silkti ve ellerini arkasında birleştirerek yanından geçtiğimiz pencereleri inceledi. "Yalan söylemesine birazcık kızmış olabilirim. Birde Avcılara bulaşmasına..." Bakışlarımı kaçırdım. Sanırım kraliçe olmasaydı oradan çıkamazdık. "Başını sürekli belaya sokuyor, rahat duramıyor..." Parlayan gözlerle bana döndü. "Yine de şu sıralar bir değişiklik var." Diyerek devam etti. "Bununda senden kaynaklandığını anlamak zor değil, Koruyucu." Şeytanla ilk tanışmamız gözlerimin önünden geçtiğinde o anları yeniden hatırlamanın verdiği hisle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku