Dolunayın Altında

34. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

"Hadi, açıl lütfen." Parmaklıkların olduğu yere biraz daha bastırdım. Tekrar tekrar denemekten ellerim aşınmıştı ama pes etmeyecektim. Buradan çıkacaktım ve her şey eskisi gibi olacaktı, sadece gücümü tekrar kullanmalıydım ama bu kahrolası güç bir türlü dışarı çıkmıyordu! Hanımefendinin keyfini bekliyorduk. Daha geçen kullandığım gücümü şimdi kullanmama izin vermiyordu. Parmaklıkları açmama ise kesinlikle yardım etmiyordu. Tek bir sarmaşık bile onları kırmama yeterdi ama koruyucu güçlerim sanki içime kaçmıştı. Son olaydan sonra çıkmamakta ısrarcıydılar. Keyfi bilirdi, sahibi burada öldükten sonra bakalım istediği yerde çiçek böcek çıkarabilecek miydi(!) Şimdi ihtiyacım olan şey buradan kurtulmaktı. Oturduğum yerde açan kahrolası çiçeklere ihtiyacım yoktu ama sanki kendilerini gözüme sokmaya çalışıyorlarmış gibi parlayan çiçeklere homurdanarak bakıyordum şimdi. Güçlerim benimle dalga geçiyordu! Bir anlık dalgınlıkla soğuk demir yüzünden elimi kestiğimde irkilerek geri çekildim. Avcumdan süzülen sıcak sıvıya iç çekerek baktım. Çok derin kesildiği için elim kandan gözükmüyordu ve ben vampirlerin olduğu bir saraydaydım. Ne kadar güzel bir zamanlamaydı... Üstelik ellerim, ayaklarım ve kanatlarım bağlıydı. Kesinlikle bir akşam yemeğine benziyordum. Öfkeyle dolan gözlerimi avcumdan çektim ve acıya aldırış etmeden duvara yaslandım. Ellerimle yüzümü sıvazladım, başımı bıkkınlıkla geri attım. Parmaklıkları açmak için bir gün boyunca bütün yolları denemiştim ama lanet olası demirler bir türlü açılmıyordu. Elimdeki kan yüzüme bulaşsada umursamadım. Kir, kan ve çamur içindeydim. Günlerdir oradan oraya sürüklenmekten bıkmıştım. Aslında normal bir insanın şu ana kadar açlıktan ve susuzluktan öleceğini düşünüyordum ama sanırım kurt tarafım ölmeme izin vermiyordu. Elbette yorgundum ama bu birkaç günlük bir yorgunluk gibiydi. Tuhaf bir histi... Olduğum yere uzun zamandır kimse gelmemişti. Bir gün boyunca buradan çıkmak için uğraşmıştım ve kimse beni ziyaret etmeye, yemek ya da su vermeye tenezzül etmemişti. Hafifçe öksürmemle gözlerimi kapattım. Arada sırada öksürüyordum. Sanırım hasta olacaktım ama bu seçenekler arasında bile değildi. Kesinlikle hasta olamazdım. Özellikle burada, vampirlerin ininde ve tutsakken. "Çok yanlış yer..." diye mırıldandım. Hasta olursam asla çıkamazdım. Güce ihtiyacım vardı. Ben bunları düşünürken sanki nispet edermişçesine boğazım daha çok sızlamıştı. Hastalık level atlıyordu. Ne kadar hoştu! Bakışlarımı aşınmış avuçlarıma çevirdim. Kan kurumuştu, neredeyse bir seri katile benziyordum... Oflayıp tekrar ayağa kalktım ve parmaklıklara yöneldim. Bir açılma noktası olmalıydı... Bulunduğum mahzenin kapısının açılmasıyla yerimden sıçradım. Parmaklıklara yaklaştım ve gelen kişiye en sinir bozucu olduğunu düşündüğüm ukala bakışlarımı attım. "Ziyaretçi kabul etmiyorum, o yüzden defol git." Mert gülerek bulunduğum zindana yaklaştı ve alay dolu gözlerle beni inceledi. "Yaramazlık yapıp yapmadığını kontrol etmek için geldim." Dedi ve bakışlarını kesilmiş kanlı elime çevirdi. "Anlaşılan rahat durmamışsın." Dudaklarımı büzdüm ve sırıtan yüz ifadesini inceledim. "Buradan çıkana ve seni gebertene kadar rahat durmayacağım." Sözlerimle gözlerini devirdi. "Buradan çıkamayacaksın, Dolunay. Kendine başka bir hobi bulmaya başlasan iyi edersin..." Dedi ve havadaki kan kokusunu almak istermişçesine derin bir nefes çekti içine. "Ayrıca vampirlerin olduğu bir yerde elini kesmek sence ne kadar mantıklı?” Kendini tutamadığı çok belliydi. Kahrolası vampir, istediği kadar kudurabilirdi. Omuz silkerek kollarımı önümde kavuşturdum ve duvara yaslandım. Bıkkınca bir nefes daha aldı. Hemen ardından burnunu tutarak seri adımlarla zindandan çıkmıştı. Birkaç kez homurdanmayı da ihmal etmemişti. Hoş, zaten burada kalsaydı kendini tutamayacaktı. Kanımı içerse bu sefer güç müç dinlemez onu gerçekten gebertirdim. Elimi kesmem bir işe yaramıştı en azından. Yavaşça iç çekerek zindana kısa bir bakış attım. Şu ana kadar birilerinin gelip beni kurtarması gerekm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku