Dolunayın Altında

32. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Anlamaz gözlerle suratına bakıyordum. Gözlerinde hiçbir duygu yoktu, alaycılığından eser kalmamıştı. Bana eskisi gibi bakmıyordu. Titrek bir nefes aldım ve tekrardan dolan gözlerimi yüzünde gezdirdim. Daha deminki sevincimden eser kalmamıştı. Sanki bütün umutlarım suya düşmüştü. "Savaş?" dedim yalvarırcasına bir kez daha, beni duymuyor gibiydi. Suratıma bile bakmıyordu. Kısa bir sessizliğin ardından tiz sesiyle tekrar konuşmaya başladı. "İçeri gir" Dedi ve kolumdaki elini sıkılaştırıp beni zindanın karanlığına geri soktu. Korkuyordum. Artık ondan korktuğumda inanmıyordum! Ne olmuştu birden bire? Ne değişmişti? Artık beni istemiyor muydu? Ama onsuz yaşayamazdım ki... Hem ondan uzak olduğum için bağım yüzünden ölürdüm hem de bana ihanet edip onun için çarpmaya başlayan kalbim beni kederden mahvederdi. Kendimden nefret etmeme sebep olamazdı! Olmamalıydı... Kaşlarımı çattım ve kısıklaşan bakışlarını tedirginlikle izledim. Evet, bunun bir açıklaması olması lazımdı yoksa delirecektim. Oyun mu oynuyordu? Avcıları mı kandıracaktık? Neden bana eskisi gibi bakmıyordu? Düşüncelerim beni yiyip bitirirken dudaklarımı dişledim. Benim şeytanım gitmiş yerine acımasız bir Savaş gelmişti. Bu durumdan hiç hoşlanmamıştım. Kendime gelmeye çalışarak başımı salladım ve derin bir nefes aldım. "Pekala," dedim eski yerime geçerken. "Bunu yapıyorsan eminim ki mantıklı bir açıklaması vardır," Gözlerimi ifadesiz suratına çıkardım. "Ve ben bu açıklamayı sabırsızlıkla bekliyor olacağım Savaş." Savaş yapıyorsa mantıklı bir açıklaması vardır diyerek kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum ama pekte işe yaradığı söylenemezdi. Yere oturarak kollarımı önümde kavuşturdum ve kanatlarımı etrafıma sardım. Bunları yaparken homurdanmayı da ihmal etmemiştim. Soğuktan dişlerim takırdıyordu ve yavaştan burnumu çekmeye başlamıştım ama belli etmemeye çalıştım. Kesinlikle hasta olacaktım. Bir iki saniye suratıma boş boş baktıktan sonra olduğum zindandan çıktı ve arkasından parmaklıkları kapatıp bana döndü. "Bunun bir açıklaması yok. Kendini hazırlasan iyi edersin." Dedi ve bana son kez bakarak uzaklaştı. O uzaklaşırken sırtını ve arkasında sıkıca katladığı kara kanatlarını izledim, ardından sinirle iç çektim. Bu şaka falan mıydı? Ayağa kalktım ve homurdanarak, birazda küfür ederek zindanda turlamaya başladım. Resmen yerimde öfkeden kuduruyordum ama sakin olacaktım. Sakin ol Dolunay, her şey bitecek ve buradan Savaş’la birlikte çıkacaksın, onun bir planı vardır... Planı vardır... Bu cümle benim sakin kalmamı sağlıyordu ama bana hiçte bir planı varmış gibi gelmemişti. Belki onları kandırıyordur ya da bir plan yapıp içeri sızmıştır. Bilmiyordum! Bu fantastik varlıklar ve dünyaları, düşünme şekilleri hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Hiçbir şeye anlam veremiyordum ve biraz daha böyle düşünmeye devam edersem delirecektim. Duvar kenarına sırtımı yaslayarak yere çöktüm ve bacaklarımı kendime çektim. Gözlerim her zamanki gibi dolmuştu. Bu huydan vazgeçmem gerekiyordu. Sinirlenince ağlamaktan nefret ediyordum ve bu birkaç günde sayamayacağım kadar ağlamıştım. Derin derin nefesler alarak tekrar düşünmeye başladım. Savaş beni kandırmazdı değil mi? Bana bunu yapmazdı... Yapmazdı... Yapar mıydı? Bu kuşku beni delirtiyordu işte, kendimi toparlayamıyordum. Bu aptal düşüncelerimden kurtulmam gerekiyordu. Ve Savaş'ın bana bunu yapma olasılığından... hepsini bir kenara bırakmalıydım. Yaşadığımız şeyler yalan olamazdı. Bir yanım o bir şeytan neden yapmasın diyordu, diğer yanım Savaş'ın gözlerinde gördüğüm şefkatin gerçek olduğunu söylüyordu. Kendi gözlerimle görmüştüm bakışlarındaki anlamı. Bu gerçekti. Savaş beni kandırmazdı. Başımı salladım ve ayağa kalktım. Evet, Savaş bana bunu yapmazdı. Yapmayacaktı da. İzin veremezdim. Parmaklıkları tuttum ve etrafa kısa bir bakış attım. Burası daha korunaklıydı. Parmaklıklar kalındı, bulunduğum koridorun sonunda tek bir zindan vardı ve o da benimkiydi. Acıkmış, yorulmuş ve kandırılmıştım. Buradan çıkmam neredeyse imkansızdı. Üstelik tam zindanımın yanında…

Bölümün tamamını WritePad'de oku