Dolunayın Altında

31. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Mert'e gözlerimi kısarak şüpheyle baktığımda vampir prens kötücül bir şekilde gülmeye başladı. "Sanırım iyi bir ağırlama olmamış..." dediğinde titrek bir nefes aldım. Olduğum yere zindanın kapısını hiç zorlanmadan açarak girmiş, sonrada kapıyı arkasından kapatmıştı. Biraz korkmuyor değildim ama beni öldürecek hali yoktu ya... Yoktu değil mi? Hani avcılar beni tutsak etmişti, onun burada ne işi vardı?! Ela ve abisi gözlerini ayırmadan burayı izliyorlardı. En azından onların yanında bir şey yapmaz diye umuyordum. Ummaktan başka çaremde yoktu zaten. Of! Mert'in bana birkaç adım daha yaklaşmasıyla olduğum yerden kendimi geri çektim. Vücudumdaki her bir kas resmen sızlıyordu. Zaten yerden kalkamıyordum, üstüne Mert'in bana doğru geliyor olması hiç iyi olmamıştı. Dudaklarını büzdü ve kanatlarıma kısa bir bakış attı. Sonrada gözlerini tekrar yüzüme çıkardı. "Avcıların kusuruna bakma, bazen biraz sert olabiliyorlar. Kurtları avlıyorlar sonuçta." Dedi yüzünde muzip bir sırıtmayla. Dalga geçiyordu. Sinirle güldüm ve ona en ölümcül bakışlarımı gönderdim. "Biraz mı?" vücudumdaki yaralardan bahsettiğimi anladığını umuyordum. Elimde olsa onu burada boğardım! Beni sinirden delirtiyordu! Güldü ve başını hafifçe sağa yatırdı. "Savaş seni koruyamamış anlaşılan." Dedi ve zindanın içinde ellerini arkasında birleştirip yavaşça yürümeye başladı. Temkinli bir şekilde duvara daha çok sindim ve her hareketini izlemeye başladım. Üzerinde kesici alet yoktu ama tanrı aşkına, o bir vampirdi. Silaha elbette ihtiyaç duymuyordu. "Kimsenin korumasına ihtiyacım yok, vampir" dediğimde sanki çok komik bir şey demişim gibi kısık sesli bir kahkaha attı. "Sen bilirsin küçük kız..." Yanıma hızlıca geldi ve tek dizinin üzerine çökerek gözlerinin içine bakmamı sağladı. "Biliyor musun..." Dedi ve yavaşça yüzümü inceledi. "Bazen keşke Savaş’a bağlı olmasaymışsın diyorum." Gözlerimi kıstım ve bakışlarımı yüzünden çektim. "Bu senin için daha iyi olurdu ama artık çok geç." Diyerek sözlerine devam etti. Elini çeneme uzatarak zorla başımı kaldırdı. Gözlerimiz tekrar kesiştiğinde bakışlarındaki zafer parıltısını gördüm. "Akşam gözlerindeki hayal kırıklığını görmek için sabırsızlanıyorum" Elini çenemden çekti ve ayağa kalkarak kapıya ilerledi. "İşte o zaman kendi ayaklarınla bana geleceksin, koruyucu." O mahzenden çıkana kadar konuşmadım. Sonrada rahat bir nefes aldım. Bir şeyler zırvalamıştı yine. Akşama kadar burada olacağımı kim söylemişti? Ya Savaş beni kurtarmaya gelecekti ya da kendi çabamla buradan çıkacaktım. Çıkmak zorundaydım. Üzgünüm Mert ama akşam gözlerimdeki hayal kırıklığı yerine zafer parıltıları görecektin. Ya da bir saniye... hiç üzgün değildim. Gözlerimi Ela’ya çevirdim ve gülümsedim. "Her şey güzel olacak." diye fısıldadım. "Buradan birlikte çıkacağız. Çıkmak zorundayız." Ela anlam vermez gözlerle bana baktı. Sanki daha demin dediklerime değil, Mert’le konuşmama takılmıştı. "Bağlı olduğun kişi Savaş mı?" diye sorduğunda başımı salladım. Yüzü şaşkınlıkla aydınlandı. Abisi de araya girdiğinde onu da onaylamak zorunda kaldım. "Bizim Savaş, şu şeytan olan..." "Yok artık!" Ela gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. "Söylemiştin ama inanmamıştım..." Dedi ve heyecanla oturduğu yerden kalkıp parmaklıklara yaklaştı. "Eee ne bekliyoruz? Buradan çıkmak için uğraşacak mıyız yoksa ölene kadar burada mı kalacağız?" Ona gülümsedim. Abisi de onunla birlikte ayağa kalktı ve zindanının parmaklıklarına yaslandı. "Buradan çıkacağız kardeşim, yine anne ve babamızı göreceğiz." Dedi ve parmaklıklardan elini uzatarak Ela'nın elini tuttu. Bu tabloyla içime bir umut doğmuştu. “Yeniden denemenin vakti geldi.” "Bu arada adımı söylemeyi unuttum sanırım. Bazen biraz sinir bozucu olabiliyorum, mesleğim gereği..." Ela'nın abisi bana hitaben konuşmaya başladığında dikkatimi ona verdim. Bakışları yumuşamıştı. "Ben Alp." "Bende Dolunay" Dedim ve ayağa kalkmaya çalıştım. Birkaç denemede başarısız olsamda sonunda dengemi sağladım ve kanatlarımı sırtımda rahatlıkla kapattım. Derin bir nefes a…

Bölümün tamamını WritePad'de oku