22. Bölüm
Yazar: İrem Çiftçi

Abimler yanıma gelmişti. Bir şeyler konuşuyorlardı ama onları duyamıyordum, kulaklarım çınlıyor ve izim sızlıyordu, hemde çok fazla. Acınacak haldeydim. Şeytan olmadan çok güçsüzdüm. Bağlanmak için başka birini neden bulamamıştım ki? Neden şeytan olmak zorundaydı? Yerde güçsüz bir şekilde yatan bedenimin yanına gelen birkaç kişi daha hissetmiştim. Hepsi bir ağızdan konuşuyorlardı, bu durum ağrıyan başımı dahada zorluyordu... Bilincim açıktı bunu hissedebiliyordum, sadece etrafı göremiyordum. Bağlı olduğun kişiden uzaklaşınca böyle mi oluyordu? Çok korkunçtu, birbirimize yakın olduğumuz zaman ne kadar güçlü oluyorsak, uzaklaştığımız zamanda o kadar güçsüz oluyorduk. Ama bu bağda ne yazık ki sadece benim için geçerliydi. Şeytana hiçbir şey olmuyordu. Çok bencilce davranmıştı. Bir daha kimseye güvenmeyecektim... Herkesin susmasını sağlayacak konuşmayı yapan abimin sesine odaklandım. Kimse bağlı olduğumu bilmiyordu, bir anda neden böyle olduğumu merak ediyor olmalıydılar. "O şeytanın yüzünü dağıtacağım!" Dedi ve tanımadığım birine seslendi. "Cenk, Savaş şu ana kadar ne kadar uzaklaşmış olabilir?" Dedi. "Nereye gittiğine bağlı" Dedi adının Cenk olduğunu öğrendiğim kişi. Abim hemen yanıtladı. "Krallığa" Dedi ve duraksadı. Eli yara izimin üzerindeydi, hissedebiliyordum. Kanıyor olma ihtimali çok yüksekti. "Baskın yapmışlar ailesinin yanına gitti" Dedi. "Şu ana kadar geçitten geçmiş olmalı efendim" Dedi Cenk. Şeytan gerçekten de gitmişti... "Lanet olsun!" Abimin bağırışıyla irkilmiştim. Beni korkutuyorlardı... "Ece, Selin gidin bir şeyler getirin kanaması durmuyor" üşümeye başlamıştım, sanki biri beni silahla vurmuştu, oysaki sadece yara izim kanıyordu. Her saniye canım yanıyordu ve benden bir parça daha kopuyordu. Zihnim bana oyunlar oynuyordu. "Dolunay!" Annemin endişe dolu sesini duyduğumda bile gözlerimi açamadım. Endişelenmesini istemiyordum. Yanıma gelip elimi tuttu. "O şeytanı öldüreceğim!" Abim bir kez daha sinirli bir şekilde bağırdı. Bende diye cevap vermek istedim abime, ama hareket etmeye mecalim bile yoktu. "Onu hareket ettirmememiz gerekiyor efendim" Ece'nin sesiyle bütün dikkatimi ona verdim. "Daha kötü olabilir" Dedi ve elini başımın üzerine koydu. "Titriyorsun" elbette titriyordum, kan kaybetmiştim ve üşüyordum. Bir süre daha öyle kaldım. Etraftakiler bir şeyler diyor ve yardım etmeye çalışıyorlardı ama nafileydi. Şeytanın gelecek olmasına dair olan umudum her geçen saniye dahada azalıyordu. Aslında bir şeytandan ne beklenirdi ki? Onu farklı sandığım için asıl ben aptaldım. Bir şeytan iyi olamazdı... Çok çaresizdim ve bundan nefret ediyordum. Bir daha kimseye ihtiyaç duymayacaktım. Bunu kararlaştırmıştım. Birkaç dakika sonra, ben yerde acı içinde yatarken, pekte uzak olmayan bir yerden kurt uluması geldi. Geçen canavarlar saldırdığında da bu uluma gelmişti. Onca şeyi kenara bırakarak Ece'nin söylediği sözler aklıma geldi. Bu kurt uluması bir uyarıydı. Bizi uyarıyorlardı, onca olayın ardından yine bir şeyler ters gidiyordu... Bense hala daha ayağa kalkamıyordum. Yanımda abimin hareketlendiğini hissettim. Alfa olduğu için gidip bu çağrıya bakması gerekiyordu ama tereddütte kaldığını izimde olan elinden anlamıştım. "Yiğit" diye seslendi. "Buraya gel ve ize baskı yap, sakın bırakma!" Dedi ve yavaşça elini çekti. Yiğit'in eli yarama baskı yapınca irkildim. O da endişeliydi, eli titriyordu. "Sorun yok Dolunay, biz buradayız" Dedi. Üzgünüm Yiğit ama bu beni hiç rahatlatmıyor... "Vampirler" Ece'nin endişe dolu sesiyle kanım dondu. Yardım çağrısının nedeni vampirlerdi. Burda ne işleri vardı? Abimin sesi pekte uzaktan gelmiyordu. Vampirlerden nefret ediyorlardı, ötekilerden oldukları içindi. Bunu dün öğrenmiştim. Ötekiler, aykırı olanlardı, dengeye inanmayan ve bütün varlıklara hakim olmak isteyenlerdi. Vampirlerde başlarında geliyorlardı. Koruyucuları istiyorlardı. Beni ve Yiğit'i... Eğer sahip olurlarsa bütün varlıklara gerçektende hükmedebilirlerdi. Bize nasıl sahip olacaklarına gelirsekte, elbette onlara yardım etmezdim am…