Dolunayın Altında

16. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Kahvaltı bitmişti. Abim, Yiğit ve Savaş önden çıkmışlardı. Ben ise odama, üzerime rahat bir şeyler giymeye gelmiştim. Ece evine gidip geleceğini söylemişti. Şimdi üzerime rahat bir tayt ve kazak geçirirken bakışlarımı dışarıda gezdiriyordum. Saçımı salık bırakıp yanıma hiçbir şey almadan anneme veda ettikten sonra kulübeden çıktım. Kasaba yeni yeni toparlanıyordu. Bazı kulübeler hasar görmüştü. Ayrıca yaratıkların cesetlerini etraftan toplamak uğraştırıcı bir iş olmalıydı. Bana doğru gelen Ece'ye bakıp gülümsedim. Burada bir arkadaşım vardı en azından. Ben yaralı bir şekilde odamda sıkılırken sohbet etme fırsatı bulmuştuk. Ailesi nesillerdir bu sürüdeydi, abime büyük bir saygıları vardı. Üzerine şort ve askılı tişört giydiğini görünce iç çektim. Acaba bende bir gün böyle hiç üşümemeyi başarabilecek miydim? "Selam." Dediğinde gülümsedim. "Hadi seni dönüştürme odasına götürelim." Onu takip etmeye başlarken etraftaki gözlerin üzerimizde olduğunu hissediyordum. Bazı insanlar Ece'ye ve bana selam veriyordu. "Benim kurdum gri, acaba seninki ne renk olacak?" Dedi Ece heyecanla bana bakarak. "Siyah olamaz, bunu elemeliyiz..." "Neden siyah olamaz?" Diye sordum merakla. "Abimin siyah ama..." "Sen melezsin. Diğer yarın siyah olmasına izin vermez. Bu genetikle alakalı ama bazen farklılıklar olabiliyor." Diye devam etti. "Şu ana kadar sürüde sadece iki siyah kurt vardı. Artık bir, o da Alfa." "Peki bu renklerin anlamı var mı?" Diye sordum bakışlarımı bizim iki katımız olan kurtlarda gezdirirken. Olası bir saldırı için bazı yerlerde dönüşmüş kurtlar vardı. Ece omuz silkti. "Siyahlar güçlüdür, sadece Alfa'larda olur. Diğer geri kalan renkler normal kurt kategorisine giriyor. Tabi... beyazlar biraz daha nadir görülür. Şu ana kadar pek fazla beyaz kurt görülmedi." "Dönüşmek... çok can acıtıyor mu?" Diye sordum çekingen bir sesle. Sonuçta hayatımda kaç kez kurda dönüşmüştüm ki? İç sesimle yüzümü buruşturdum. Gerçekten, bu olaylara alışma seviyem beni geriyordu. Artık normal karşılamaya başlamıştım bazı şeyleri. Ürkütücü. Hayatta kalmak istiyorsam böyle davranmaya devam etmeliydim sanırım. Yoksa aklımı kaçıracaktım. "İsteyerek ve zamanında dönüşürsen canın hiç acımaz, hatta bazılarımız ilk dönüşümünü hatırlamıyor bile. Bunlar bizim için normal şeyler ama bir melezde işler nasıl gidiyor inan bilmiyorum." Düşüncelerim sırtımdaki yarıklara kayınca kalbim hızlandı. Herkes melez olduğumu söylüyordu. Aklıma bir şey geliyordu ama... "İşte geldik!" Ece'nin sesiyle durup geldiğimiz büyük kulübeyi incelemeye başladım. Etrafta çocuklar vardı. İçeride ise bir sürü çocuk vardı. Ay yok artık ama ya! Beni çocuk kategorisine koyduklarını ne çabuk unutmuştum. Bu minik şirin yaratıklar bile -çocuklardan bahsediyordum- sivri dişleri ve pençeleri olan bir şeye dönüşebiliyorlardı ama şu işe bakın ki doğa koruyucusu olan ben hiçbir şey yapamıyordum. "Anne o doğa koruyucusu değil mi?" Diye sordu bir çocuk annesinin pantalonunu çekiştirerek. Annesi ona gülümseyip başını salladı ardından bize selam verdi. Ece ona selam verdikten sonra bana döndü. "Hadi gel, abinler bizi bekliyor." Dedi beni içeri çekiştirerek. Büyük kulübeden içeri girdik. İçeride bir sürü oda vardı, yavru kurtları gördüğümde yüzümü buruşturdum. Benden bile iyi dövüşüyorlardı. Ece en son odaya yönelip kapıyı açtı. Burası geniş ve sessizdi. Bakışlarım yerdeki renkli minderlere, ardındanda beni sırıtarak bekleyen Yiğit'e, sonrada duvara yaslanıp sohbet eden Savaş ve abime döndü. "Onur konuğumuz gelmiş." Dedi Yiğit büyük bir sırıtmayla. Abim ve şeytanın bakışları bana döndü. "Sanada hoş bulduk, Yiğit." Dedim şirince gülümsemeye çalışıp. "Bu durumdan çok eğleniyorsun değil mi?" Diye sordum eğlenen yüzünü incelerken. "Kesinlikle evet. Yoksa neden işimi gücümü bırakıp çocukların arasında dönüşmeye çalışan bir adet melezi izlemeye geleyim ki?" Dediğinde homurdandım. "Dikkat ette bu melez dönüşünce seni ısırmasın." Dedim ciddiyetle ama gülümsemekten kendimi alamıyordum. Aramızda kesinlikle garip bir arkadaşlık…

Bölümün tamamını WritePad'de oku