Dolunayın Altında

13. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

"Ben şaka yapmıştım!" Dedim elimdeki pijamayı sıkı sıkı tutarken. "Gerçekten merak etmiyorum, istediğin yerde uyuyabilirsin. Beni ilgilendirmiyor." Güldü. "Bende zaten bunun için gelmemiştim, merak etme." Kapıya doğru yavaş yavaş ilerlerken açıklamaya koyuldu. "Abin odaları değiştirmiş, burayı kendi odam sandım." "Sen odana hep böyle pencereden mi girersin?" Diye sordum şüpheyle. "Pencereden mi?" Açık pencereye kısa bir bakış attı. Ardından soru dolu olan bakışlarını bana dikti. "Oradan girdiğimi sana düşündüren ne?" "Ben girdiğimde odada kimse yoktu." Dedim ama dediğimden emin değildim. Odayı incelememiştim. Bakışlarım direkt telefonuma kaymıştı. Şeytan sıkıntıyla iç çekti. "Abin haklı, bir an önce dönüşmelisin. Daha odada kim var onu bile anlamıyorsun." Bana çaresizce baktı. İlk defa onu böyle görüyordum. "Siz yemek yerken yukarı çıktım, yanlış yerde olduğumu anlayınca odadan çıkacaktım ama sonra sen geldin. Bende beni ne zaman fark edeceksin diye seni izlemeye başladım." Bunları söylerken benimle dalga geçermiş gibi bakıyordu. Tanrım! Çok sinir bozucuydu! "Odadan çıkarsan uyuyacağım, şeytan." Dedikleri hakkında konuşmadım. Biraz beni inceledi, sonra ise başını salladı. "Bir şey olursa yan taraftayım." Deyip kapıyı açtı. Aklıma gelen şeyle gözlerim irileşti. "Bir dakika... Sen burada mı kalıyorsun?!" "Yeni mi anladın melekcik? Biraz geç oldu sanki." Kapıyı arkasından kapatırken ekledi. "Şeytanların nasıl uyuduğunu görmek istersen söylemen yeterli, hemen gelirim." Sinirle homurdandım. "Sen... Sen..." dilim tutulmuştu resmen! Şeytan koridorda büyük bir kahkaha attı. Eminimki annem ve abim duymuşlardı. "Gıcık." Diye ekledim ama büyük ihtimalle duymadı. Oflayıp yatağa oturdum ve odaya baktım. Karanlıkta elbette onu fark edememiştim, zaten kendisi siyahtan ibaretti... Kalbim onu her gördüğümde hızlı atmayı kesmeliydi. Yatağa uzanıp gözlerimi kapattım ama onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum. Çok geçmeden uykuya daldım. 🦋 Aradan geçen iki günün ardından Yiğit dönmüştü. Bana beni affet bakışları atıyordu. "Özür dilerim. Seni ittirdim, o kadar sert düşeceğini tahmin edemedim." Derin bir nefes aldım. "Yiğit, son kez söylüyorum. Sorun değil." "Elbette sorun!" Dışarıdaydık. Ben etrafı gezmeye çıkmıştım ve Yiğit'le karşılaşmıştık. Ailesinin iyi ve güvende olduğundan emin olduktan sonra geri dönmüştü. "Olanların sebebi sen değildin. Biliyorum yardım etmeye çalışıyordun." Ona gülümsedim. "Merak etme, hala arkadaşız. Eğer bunu soruyorsan..." "Güzel." Deyip rahat bir nefes aldı. "Ama sen yinede sinirli kurtların önüne kendini atmayı alışkanlık haline getirme." Gözlerimi devirdim. "O bir kez olur." Biz dediğim şeye gülerken Ece yanımıza geldi. "Ne yapıyorsunuz?" Diye sordu merakla. "Yiğit, dönmüşsün." Yiğit başını salladı. "Döndüm ve artık buradayım." Deyip tekrar bana baktı. "Savaş'la olanları duydum... bu çok garip." "Evet biliyorum." Neyi kastettiğini anlamıştım. "Sadece ben bağlıyım, benden uzaklaşırsa ona hiçbir şey olmaz." Şeytan iki gündür ortalıkta yoktu gerçi. Uzakta değildi, olsaydı hissederdim. En son benim odamdayken konuşmuştuk onunla. Sonra ise iki gün boyunca hiçbir yerde onu görmemiştim. Şey... sanırım onu özlemiştim. "Onu gördünüz mü?" Diye sordum sesimi meraktan uzak tutmaya çalışarak. "İki gündür ortalıkta yok." Ece omuz silkti. "Şeytanların işine karışmayız." Oflayıp bakışlarımı etrafta gezdirdim. Gördüğüm şeyle gözlerimden kalpler çıkacaktı neredeyse! "Bunlar yavru kurtlar mı?" Dedim üç tane minik kurdun yanına ilerlerken. Biri gri diğer ikisi kahverengiydi. O kadar sevimlilerdi ki! "Çocukların dönüşebildiğini bilmiyordum." Dedim bana yetişmeye çalışan Yiğit ve Ece'ye. Yiğit bu halime güldü. "Ne kadar güçlülerse o kadar erken dönüşürler." Üç yavru kurt bir topla oynuyordu. Beni fark ettikleri zaman yanıma geldiler. "Çok tatlısınız ama siz!" Deyip başlarını okşadım. Üçüde patilerini üzerime dayamış, garip sesler çıkartarak kendilerini bana sevdirmeye çalışıyorlardı. "Evet, bende sizi sevdim..." Yere eğilip yatmış ola…

Bölümün tamamını WritePad'de oku