Dolunayın Altında

10. Bölüm

Yazar:

Dolunayın Altında - İrem Çiftçi kitap kapağı
Dolunayın Altında kitap kapağı

Issız ormanın içerisinde yaşlı gözlerimle ilerlerken birkaç kez takılıp düşme tehlikesi geçirdim. En sonunda tam düştüğümde ağlamam dahada şiddetlendi. Normal olmak istiyordum. Bu yaratıkların arasında ölmek istemiyordum. Ruhumun bana ait olduğunu bilmek istiyordum. "Yalan söylüyorlar!" Dedim sinirle kendi kendime. Ayağa kalkmaya çalışırken kanayan dizlerim daha çok sızladı. "Ben güçsüz değilim! Ayrıca bir şeytana aitte değilim!" Kendi kendime söylenip ormanın içinde yürümek beni iyi hissetiriyordu ya da çok fena şekilde delirmiştim. Eh, en azından içimdeki ağlama isteği birazda olsa dinmişti. Rahatlamıştım. Ormanda kimse yoktu. İstediğim kadar saçmalayabilirdim, kaderime ve şeytana lanet okuyabilirdim. Sonrada hiçbir şey olmamış gibi geri döner ve sanki dağılmamışım gibi güçlü görünmeye çalışırdım. Ama neden şimdi? Neden şimdi olmak zorundaydı? "Lanet bağ!" Diye söylendim. "Birkaç yıl daha beklesen ölürdün değil mi? Ayrıca şeytan mı?" Sinirle güldüm. "Gerçekten ruhum, seninle erkekler hakkında konuşmalıyız. Erkek seçimlerin gözlerimi yaşartıyor..." Ruhumdan tiksinmeye başlamıştım. Evrenin iyi bir dalga geçiş şekli vardı. Ormanda rahatladığımı hisettim. Sanki ağaçlar beni sakinleştiriyordu. Doğayı sevdiğimi daha önce hiç fark etmemiştim çünkü annemle hep büyük şehirlerde yaşamıştık, bir orman gördüğümden bile şüpheliydim ama burası çok güzeldi. Kanamış dizlerime ve çizikler içindeki ellerime aldırış etmeden ormanda yürüdüm. Derin derin nefesler alıyordum. En sonunda parlak bir göl gördüm. Fantastik bir göl olma ihtimali sizce yüzde kaçtı? Umrumda değildi. Yanına gitmeliydim. Eh, bu fantastik dünya o kadarda kötü olmayabilirdi... belki. Beyaz bir sisin çevrelediği göl öyle parlıyordu ki... sanki içine yıldızlar bezenmişti. Yavaşça etrafına baktım. Hiç kimse yoktu. Hava kararıyordu, bundan ötürü göl koyu bir maviye dönmüştü ama tanrı aşkına, parlıyordu! Yavaşça yanına ilerleyip gölün yanında diz çöktüm. Çok güzeldi... fantastik dünya, o kadarda kötü olmayabilirsin belki. Suyun üzerine eğildim ve yansımama baktım. Yüzüme renk gelmişti, ormanda olduğumdan kaynaklıydı sanırım. Üzerimdeki beyaz elbise sürekli itip kakılmamdan dolayı kirlenmişti. Birkaç yerimde çizikte olsa gayet iyiydim. Sonra bir şey oldu... Kalbim tekledi. Göl suyunun üzerine büyük, siyah kanatların yansıması düştü. Korkuyla gözlerim irileşti. "Küçük bir kızın bu saatte ormanın derinliklerinde dolaşması çok tehlikeli değil mi?" Sesini duymamla irkildim. Sesi çok... erkeksiydi? Nefesimi tutup arkama bakmadan ayağa kalktım. Lanet olası kalp! Hızlı atmayı keser misin? "Üstelik benim bölgemde dolaşması... cesaret ister." Sudaki yansımasına baktım. Buz mavisi gözleri parlıyordu. Göz göze geldik. Bu gözleri tanımama imkanım yoktu. Aptalca bir şey yapmadan gitmeliydim. "Konuşmayı bilmiyor musun?" Pekala, sanırım onu kızdırmıştım. Yavaşça arkamı döndüm. Hayatımda ilk defa gördüğüm bu hem güzel hemde korkunç varlık karşısında elim ayağım birbirine dolanmıştı. Tanrım, şeytanlara verilen bu güzellik günah olmalıydı! Bir hata yaptım, yan tarafa geçeceğim sırada -düzgün bir şekilde konuşmak istemiştim- bir ağaç dalına takılıp yeri boyladım. Hemen doğrulup ayağa kalkmaya çalıştım ama şeytan üzerime doğru geliyordu. Yerden kalkmadan geriye doğru çektim kendimi. Kahverengi saçlarının arasında iki küçük siyah boynuz vardı. Kanatları ise... eh, öyle bir siyahtı ki fark edilmemeleri elde değildi. Arkasında sıkıca katlanmışlardı. Tahminen yirmi yaşında olmalıydı. Daha fazla üzerime gelmeye başladığında irkildim. "N-nesin sen?" Diye sordum titreyerek. Kurtlardan daha çok ilgimi çekmişti ama elbette ne olduğunu adım kadar iyi biliyordum. Hala yerde olan beni kaldırma zahmetine girmedi. "Ben mi?" Diye sordu alayla. Sırtındaki kanatları gösterdi. "Ben şeytanım bebeğim. Buralarda tanınırım ama sen yabancı gibisin." Korkutucu derecede güzeldi. Kapa çeneni iç ses. İlk defa gördüğün adamdan bu kadar etkilenemezsin. Ama çok yakışıklı ve aynı zamanda- Sus! "Hayır Dolunay. Sen şizofren değilsi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku