DOKUZUNCU VAGON

3.Bölüm: "Sıcak Kalpler"

Yazar:

DOKUZUNCU VAGON - Sümeyye Demirkan kitap kapağı
DOKUZUNCU VAGON kitap kapağı

Gabrielle Aplin - The Power Of Love 3. ''Sıcak Kalpler" Ev gibi hissettiren çok şey vardır bu hayatta; bir kitap, bir şarkı, bir durak, bir kalp. Ama bana evimdeymişim gibi hissettiren hiçbir şey kalmamıştı artık. Ne bir kitap sayfası ne bir şarkı lakırdısı ne bir durak kaldırımı ne de bir kalp atışı. Oysa ev nedir ki bir insan için? Küçük bir kalbe dokunmuş serçe misali savunmasızlığın kalkanıdır. Bir gün yeniden bir evim olsun istiyordum. Artık ne annem ne babam ne de kız kardeşim yanımda olamayacaklardı biliyordum ama bir gün öyle bir evim olsun istiyordum yoklukları canımı daha az yaksın diye... Öğle vakitlerinde derse girmeden C bloğa gittim. Kartı fotokopiciye bırakmam gerekiyordu. Aslında onu görüp yüz yüze bir teşekkür etsem fena etmiş sayılmazdım fakat bu koca fakültede bir daha kolayca karşılaşır mıydık emin değildim. Kapıları aşıp fotokopiciye gittim ve içeri girdim. Kasadaki görevlinin yanında durup, ''Merhaba,'' diye söze başladım. ''Bu otobüs kartını buraya bırakabilir miyim? Bir arkadaş gelip alacak da.'' ''Kızım kaybolur falan uğraşmayalım,'' dedi adam. ''Yok yok zaten gecikmeden alır o,'' diye mırıldandım. ''Lütfen.'' ''İyi peki,'' dedi adam, memnuniyetle kartı masaya bırakıp adımı söyledikten sonra oradan ayrıldım. Burası edebiyat fakültesiydi. Acaba hangi bölümü okuyordu? İster istemez merak etmiştim çünkü tuhaf sayılır bir şekilde bana sosyal medyadan istek atmıştı. Kabul etmemiştim ama reddetmemiştim de. Kendi fakülteme doğru gidip sınıfa girdim lakin kapı kapalıydı. Eyvah! Hoca derse girmişti. En sevmediğim kısma gelmiştik ve ben bu durumdan nefret ederdim. Bazı hocalar önemsemezdi ama bazıları kendisinden sonra derse giren öğrenciye tahammül bile edemezlerdi. Kısaca birçok tipte hoca vardı işte... bakalım bize hangisi denk gelecekti? Derin bir nefes alıp kapıyı çaldım ve usulca içeri girdim. ''Hocam girebilir miyim?'' Tahtanın önünde elinde bir gazete kağıdıyla ders anlatan hoca gözlerime dik dik bakarken, ''Kaç dakika oldu ben derse gireli?'' diye sordu. ''Kusura bakmayın hocam,'' dedim mahcubiyetle. ''Karşı bloğa uğramam gerekti.'' ''Beni hiç ilgilendirmez bu durum!'' Evet yine ters bir hocaya denk gelmiştim maalesef. Hoca bana hoşnutsuz bir şekilde bakmaya devam ederken yönünü tümüyle bana çevirerek, ''Sorduğum iki soruyu bilirsen seni dersime alırım,'' dedi. Kendimden emin bir şekilde atkımın içine giren saçlarımı çıkarıp hocanın gözlerinin içine bakarak sabırla soracağı soruları bekledim. ''Marshall McLuhan kitle iletişim araçlarını nasıl sınıflandırmıştı?'' diye sordu. Teklemeden yanıt verdim. ''Sıcak soğuk iletişim araçları.'' Sınıftakilerin ilgisi tümüyle üzerimde biriktiğinde hoca verdiğim cevaptan memnun olmadı çünkü doğruydu. Dudaklarını ıslatıp bir sonraki soruya geçti. ''Bana genel olarak 'alternatif yayıncılık' çatısı altında dört tane medya say!'' Direkt cevapladım. ''Yurttaş medyası, radikal medya, sivil toplum medyası ve bağımsız medya.'' Hoca açık ağzını kapatırken suratı ekşidi. ''Neyse ki sorularım kolaydı! Yerine geç ve bir daha sakın geç kalma!'' Tepki bile vermeden boş bir yere geçip oturdum. Sorular kolay olabilirdi kendince ama onca zamandır kitap açmayan ben düşünmeden bu sorulara yanıt verdiysem hakkım olanı almıştım. Fakat bugünden sonra bu hocanın gözü üzerimde olacaktı, emindim. Çantamın içinden ajandamı çıkarıp notlarımı tutmaya başladım. Çok fazla eksiğim vardı ve bir hafta içinde nasıl toparlayacaktım bilmiyordum. Teyzeme bugün eve geç geleceğimi söylemiştim. Okulun kütüphanesinde ders çalışmalıydım. Zihnim bilgiye açtı ve başarılı olup okulu uzatmadan geçmekten başka çarem yoktu. Herkesten gerideydim ama istemeyip de yapamayacağım hiçbir şey de yoktu. Arkadaş edinme konusunda başarısız değildim ama üniversitede arkadaş edinmek isterseniz ilk adımı genellikle sizin atmanız gerekirdi fakat öyle bir şeye şu anlık ihtiyacım yoktu. Önümüzdeki birkaç haftayı atlattıktan sonraki sürece göre bakacaktım. Dört ders boyunca yerimden sadece lavaboya gitmek için kalkmıştım. Sosyalli…

Bölümün tamamını WritePad'de oku