DOKUZUNCU VAGON

14.Bölüm: "Sıcak Kalpler"

Yazar:

DOKUZUNCU VAGON - Sümeyye Demirkan kitap kapağı
DOKUZUNCU VAGON kitap kapağı

14. ''Sıcak Kalpler'' Yaprak dökerken ruhum ben bir ağaca daha sarılmanın korkusuyla yaşıyordum her gün. Kaybetmek, sürekli yenilmek ve yeniden doğup büyümek. Bir insan her seferinde yarışın ortasında ölür müydü? Ya da bile bile yenileceği savaşa dahil olur muydu? Yapacak bir şey yoksa yaşamak mübahtır çünkü yolda kalmışlık değildir ölüm, yarım bırakılmaktır. Ankara'nın belki de en soğuk gününü yaşıyorduk. İstanbul da çok soğuk olurdu ama Ankara kadar soğuğuna hiç şahit olmamıştım. Titreyerek fakülteden içeri girdiğimde Yazgı'ya doğru, ''Dondum,'' diye mırıldandım. ''Bu ne ya?'' ''İzmirli birine bunu söylemen çok hoş,'' diye alay etti. ''Ama alışırsın merak etme.'' ''Kahve alsaydık keşke,'' dedim sonra. ''Ayrıca bir saat sonra projenin sunumu var açılmamız lazım.'' ''Ben o projeden sıfır alacağım sanırım,'' dedi Yazgı umutsuzca. ''Eleman asla yardım etmedi. Çocukla bir kez anca çalıştık o kadar sorumsuz ki.'' ''Hadi ya!'' dedim dudaklarımı bükerek. ''Hocaya söylemiştin ama belki...'' ''Hocanın umurunda mı sence Burçe?'' dedi gözlerini devirerek. ''Adam derste adımı almıştı hatırlıyorsun değil mi?Ha yine çıkar üç beş konuşurum öteki geri zekalı da ne bok yerse yesin!'' ''Aynen en azından kendi üzerine düşeni yap dersten kalma hem ayrı değerlendirme olabilir.'' ''Aslında çok da umurumda değil de neyse,'' dedi utanıp sıkılırcasına. O esnada arkamızdan Baha elinde iki bardak kahveyle yanımıza yaklaştı. ''Hanımlar!'' Duraksadık ve ona döndük. Kahveleri elinde tutarken Yazgı'ya bakıp, ''Kahve?'' diye kaşını kaldırdı. Yazgı buz gibi ifadeyle, ''Sağ ol içmem,'' diye cevap verdi. Baha bana dönüp kahveyi uzattığında itiraz edemeden aldım ve teşekkür edip bir yudum aldım. Biraz daha mideme sıcak bir şeyler dokunmasaydı organlarım buz tutabilirdi. Yani biraz abarttım tabii ama çok takılmayalım. Yazgı, ''Ben bir lavaboya gidiyorum görüşürüz Burçe,'' diyerek yanımızdan hızla uzaklaşırken Baha'nın ardından baktığını gördüm. Kıvırcık saçlarını karıştırıp yüzünü buruşturduğunda gözlerimi kısarak, ''Kalbini fena kırmışsın,'' diye konuştum. ''Senden nefret ediyor.'' ''Güzel,'' dedi Baha gülümseyerek. ''En azından çok haklı ve kuvvetli hisleri var bana karşı.'' ''Nefretinin aşktan olduğunu sanmıyorum ama...'' İç geçirdim. ''Neyse ben çok dahil olmayayım.'' Gitmek üzereyken Baha tarafından durduruldum. ''Şey aslında sen biraz yardım edemez misin Burçe?'' ''Nasıl?'' ''İşte benden bahsetsen yani ben aslında...'' ''Sizin eski sevgili olduğunuzu biliyorum ama nasıl ayrıldığınız hakkında çok fikir sahibi değilim. Ha! Yazgı böyle davranıyorsa eminim çok geçerli bir sebebi vardır ve affedilmeyi hak etmiyorsundur.'' Bakışlarını kaçırdı. ''Ona yeteri kadar vakit ayırmıyordum ve sürekli yalan söylüyordum.'' ''Yalan söylüyordun?'' ''Ama büyük yalanlar değil. İlgisizdim işte...'' ''Yazgı haklı,'' dedim kararlı bir şekilde. ''Yalanın ortada olduğu bir ilişki ne kadar doğru? Sana yardım edemem kendi işini kendin çöz ama zamanında vermediğin değeri şimdi vermeye çalışıyorsan çok zorlama çünkü soldurduğun çiçeği tekrar yeşertemezsin. Toprağını kurutmuşsun bir kere.'' Baha gözlerime beni anlıyormuş gibi baktığında kahve için tekrar teşekkür ettim ve yanından ayrılarak çabucak sınıfa geçtim. Bir saat sonra sunum yapacaktık ve ön hazırlığımızı yapmamız gerekiyordu. Dosyaları masanın üzerine çıkardım ve eksik olanı yani Sıraç'ı aradım ama cevap vermedi. Birkaç kez daha tekrarlayarak mesaj attım. Bir saat sonra. C bloktaki salondaydık. Beren ve partneri sunumlarını yapıyordu. Benim partnerim ise ortalıkta yoktu. Defalarca kez aramama ve mesaj atmama rağmen bir geri dönüş alamamıştım. Ödev ve nottan ziyade tamamen onun için endişe etmiştim fakat bir yanım ne olursa olsun bugünün önemli olduğunu ve en azından haber verebilecek durumda olmasını gerektiğini haykırıyordu. Dakikalar birbirini kovalarken Yazgı sahneye tek başına çıktı ve Şevket hocaya durumunu anlattı. Şevket hoca ise sadece Yazgı'yı değerlendireceğini söyledi. Sanırım benim sonum da böyle olacaktı zira bir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku