ÜÇÜNCÜ BÖLÜM • SIR
Yazar: rowena

Günün ilk ışıklarının odaya vurmasıyla gözlerini araladı Güliz, gözünü açtığı an ilk gördüğü şey yabancı bir odanın içinde olduğuydu. Hemen doğruldu, etrafına bakındı. Ne zaman gelmişti buraya? Dahası kiminle gelmişti, Kenan'la mı? "Allah'ım lütfen düşündüğüm şey olmasın," dedi içinden. Üstündeki battaniyeyi kaldırdı hızla, üstünde kıyafet var mı yok mu diye kontrol etti. Her şeyin yerli yerinde olduğunu görünce derin bir oh çekti. İyi ama neredeydi, kimin odasıydı burası? Başına vuran keskin ağrıyla elini refleksle başına götürdü, parmaklarını saçlarının arasına daldırdı. Yavaşça ayağa kalktı, gözünün önü karardı. Bir süre bekledi kafasındaki uyuşukluk ve gözünün önündeki karaltı gitsin diye. Kapıya yürüdü, aşağıdan sesler geliyordu. Dikkatlice merdivenden indi, etrafa bakındı. Seslerin mutfaktan geldiğine kanaat getirip oraya gitti, Erdem çay demliyordu. İkisi de birbirini fark etmişti ama hiçbir şey söylemediler. Güliz büyük bir utanç hissediyordu, konuşmaya çekindi bu yüzden. "Erdem dün geceden babama bahsetmezsin, değil mi?" dedi bir çırpıda. "Bahsedeceğim tabii ki," dedi Erdem. Güliz şaşırmıştı, bu ne demek oluyordu şimdi? "Ertuğrul Abi kızınla beraber bir gece geçirdik, diyeceğim," Güliz bu cevap üzerine daha da şaşırmıştı, ne diyeceğini bilemedi, kalakalmıştı adeta. Şaka yaptığını zannetti ama gayet ciddi görünüyordu. "Canıma susadım, kırılmadık kemiğim kalmasın istiyorum." Dalga geçtiğini anlayınca "Hıı" diye mırıldandı, güldü sessizce. Erdem pencerenin kenarındaki sigara paketini alıp içinden bir dal sigara çıkardı ve dudaklarının arasına aldı. Yine aynı yerden çakmağı aldı, dudaklarının arasındaki sigarayı tutuşturdu. Yüzünü pencereye dönmüştü, dışarıyı izliyordu. "N'oldu dün gece? Ben hatırlamıyorum hiç," dedi Güliz utanarak. "Sızdın," diyerek kısa kesti Erdem, ağzındaki sigarayı iyice içine çektikten sonra iki parmağıyla aldı ağzından. Mutfağa yine bir sessizlik çöktü, sadece sokaktan geçen arabaların sesi duyuluyordu. Erdem sigarasından bir nefes daha aldı, pencereden dışarı bakmaya devam ediyordu. "Bir daha içme bu kadar," dedi. Azarlar gibi söylememişti, ses tonu düzdü. "Özellikle güvenmediğin insanların yanında." "Güvenmediğim insanlar değillerdi ki," dedi Güliz dikbaşlılığından ödün vermeyerek. "Kenan benim yakın arkadaşım." "Niye onun evine gitmedin o zaman?" dedi Erdem sigarasının külünü silkelerken. "İkimiz de sarhoştuk çünkü." "Çünkü güvenmedin." "Sarhoş olduğu için güvenmedim, ben sarhoşken kendime de güvenmiyorum." "Tamam işte, sarhoşken güvenemeyeceğin biriyle içmeye gitme." "Bir daha tövbe, içmeyeceğim zaten," diye mırıldandı Güliz, üstelemedi. Konuyu değiştirmek, kendisinden uzaklaştırmak istedi. "Konuştunuz mu Ali'yle?" "Ne konuşacağız Ali'yle?" "Kavga olayını..." "Konuşmadık," Elindeki sigaranın külünü küllüğe döktü yine. "Fırlamanın biri, her hafta biriyle kavga ediyor zaten." Güliz gülümsedi, fakat gülüşüyle birlikte alnına keskin bir sızı saplandı. Elini refleksle kafasına götürdü. "Ağrı kesicin var mı?" Erdem cevap vermedi, elindeki sigarayı dudaklarıyla tuttu. Dolaptan iki çay bardağı çıkardı. Ocaktaki çaydanlığa uzandı, iki bardağa hızlıca çay doldurdu, birini koyu doldurmuştu. Birini Güliz'in önüne bıraktı, demli olanı eline aldı. "Aç karnına içme," dedi sorusuna geç cevap vererek. "Börek aldım, yiyorsan ye. Şu dolapta ilaç," diyerek gözüyle kafasının üstündeki dolabı işaret etti. Pencerenin yanındaki sigara paketini alıp çıktı mutfaktan. Güliz kalmıştı olduğu yerde, bir böreğe bir çaya baktı. Böreğe dokunmadı bile. Kolundaki saate baktı, zaten geç kalmıştı yeterince. Çayından bir yudum alıp tezgâha geri bıraktı. Mutfaktan çıktı, Erdem geniş holdeki koltukta oturmuş gazete okuyordu. "Benim eşyalarım nerede?" Erdem gözüyle dış kapının yanındaki askılığı işaret etti konuşmadan. Güliz askılıktan kabanını ve kol çantasını alıp apar topar çıktı, eve gidecekti. Bu halde, bu kırışmış gömlekle ve üstüne yapışmış şarap kokusuyla okula gidemezdi. Babasının evde olmadığını umarak koşar adım eve gitti.…