BÖLÜM 1
Yazar: Aslı Şıkkibar

GİRİŞ KRALİÇE WİNKY SARAYI – 12 Mart Saat:23,45 Hayatımızın geldiği noktayı dışarıdaki fırtınayı izleyerek düşünmek daha kolay gibi geliyordu. Bu bir sondu belki, belki de bir kurtuluş fakat pes etmek daha kolaydı. Pes edince ne olacaktı? Dünya daha iyi bir yer haline gelecek miydi yoksa aslında onların istediği şey benim pes etmem miydi? Belki de öyle. Kolay değildi tabiiki de. Ama zaten bu alışık olduğum bir durumdu. Çünkü doğduğumdan beri hiçbir şey kolay değildi benim için. İster istemez bu kadar düşüncenin arasında en ağır basanı ‘neden ben ’di. Sadece sorun yaşayan ben değildim. Etrafımdaki çoğu insan bıkmıştı hayatından. Ama direnmek zorundaydık ve bu gerçekten zordu. İyi tarafta mıydım yoksa kötü tarafta mı bunu bilmiyordum. Yaptıklarım ve yapacaklarım benim asla iyi tarafta olduğumu göstermiyordu. Fakat bunların hepsini yapmamın bir sebebi vardı. Hayatım boyunca bu sebebe kendimi adayarak yaşadım ve ne yaptıysam bunun için yaptım. Eğer bu amaçla yaptıklarım yüzünden kötü tarafta olduğum düşünüldüyse hiç sorun değil. Bana ve aileme yapılanları asla unutmayacağım ve bunların intikamını tam olarak almak için dünyanın en kötüsü olmam gerekiyorsa buna dönüşmeye hazırım. W. R. ‘Bu not eline nereden geçti?’ Korkulu gözlerle Trever’in elindeki kağıda bakıyordu. ‘Şehirde buldum yerdeydi yağmur sularının arasındaydı. Bunda bu kadar korkacak ne var?’ Gözlerini kâğıttan ayırıp Trever’in ona bakan gözlerine baktı. ‘Yazını sonundaki isim tahmin ettiğim kişiye mi ait?’ ‘Sanırım ama ondan yıllardır haber alınamıyor. Herkes öldüğünü düşünürken senin ondan hala bu kadar korkman beni endişelendiriyor.’ ‘Bence cesedini görmeden ki kimse göremedi onun öldüğünü düşünmeniz komik abi.’ Trever elindeki kâğıdı yanında dikildiği masanın üstüne attı ve odanın kapısına yöneldi. ‘Asıl komik olan şey Any yıllar önce varolmuş bir manyaktan bu kadar korkmanız. Ondan korkan kişilerin sayısı artık iyice azaldı. Onun varlığı unutuluyor. Bırak artık sende kendi konumun ile ilgilen.’ Trever odadan çıkarken Any onun ardından baktı. Abisi gözden kaybolunca gözü yine masadaki kağıda döndü. Yırtık ve kirli bir sayfaydı. Ait olduğu defterden uzun zaman önce koparıldığı çok belliydi. Defter neredeydi ve bu sayfayı kim, neden koparmıştı? Ama bence asıl soru gerçekten zamanının en tehlikeli ve güçlü adamı olan Wolf Runwick’e ne olmuştu? Yaşıyor muydu? Yaşıyorsa bile neredeydi? ‘Kraliçe Valery sizi çağırıyor.’ Kapıdaki adam ona seslenene kadar orada olduğundan haberi bile yoktu. ‘Geliyorum.’ Kağıdı eline alıp katlayıp cebine koydu ve kapıya yönelip odadan çıktı. Yüz ifadesindeki korkuyu yok etmeye çalıştı fakat içinde hala o adamın adını sayıklıyordu. ŞEHİR MERKEZİ – 12 Mart Saat:21,00 "Beni duyuyor musun?" Ellerini ceplerinden çıkardı. Bir elini kulağındaki kulaklığa götürdü ve dokundu. "Buradayım." Derken diğer eli ile alnına düşen saçları geri attı ardından ıslak saçları yüzünden ıslanan parmaksız eldivenine baktı. Ciddi derecede ıslanmıştı. "Yağmurdan ıslanmış olmalısın." Gözünü sokaktaki koşarak ilerleyen insanlara döndü. "Maalesef öyle. Bir durum mu var?" "Evet var." Tek ayağı duvarda duracak şekilde yaslandığı duvardan ayağını yere indirdi. "Dinliyorum." Bir dükkanın duvarının kenarında öylece bekliyordu. Önünden geçen bazı insanlar ona bakıyordu. Bakmalarının sebebi yağmur altında öylece dikiliyor olmasıydı sanırım. Ama bu akşam beklemesi ve izlemesi gereken sokakları gezerken yorulmuştu ve biraz dinlenmek istemişti. "Şuan da bulunduğun konumu görüyorum. 3 sokak arkanda gizemli bir grup var. Bir göz atabilir misin? Koordinatları yolladım" Düşündü arka sokaklarına başka biri bakıyor olmalıydı. "Arka sokaklarım Jack'teydi." "Biliyorum ama şuan başka yöne bakıyor." "Haber vermedi bana." Gözleri hala insanlardaydı. Yoldan hızla geçen arabalar yüzünden kenarda birikmiş sularının üstüne gelmemesi için merkezden gelen konuma ilerlemeye başladı. "Hatlarda bir sorun var. Sanırım yoğun yağıştan. Bana ulaştı." Ellerini ceplerine geri koydu ve montunun içine giydiği…