"Devâ"
Yazar: Hatice Yıldız

Her derdin bi devaâsı her hastalığın bi şifası vardır derler. Ben devâmı bulmak için ne yapmalıyım, var mıydı derdimin bi caresi? -İyi misin evlat? -İyiyim. -Hadi kalk bakalım. Başın epey kanamış hemen bakalım şurada benim kulübem var gel evlat. Birine el uzatmak kadar vefalı bi şey var mı şu dünyada? -Evlat, gel haydi. -Geldim emmi. Bir kolumu omzuna attım. Yavaş adımlarla gittik kulübesine yatırdı beni kanepeye. -Fakirhaneme hoş gelmissen evlat. -Estağfurullah. -Kendini yorma ben malzemeleri getireyim yarana bakalım. -Saolasin emmi. Allah razı olsun. -Allah hepimizden razı olsun evlat. Geçti yanıma oturdu. Başıma pansuman yaptı. -Ben sana çorba getireyim. -Yok hiç zahmet etme emmi. Ben giderim şimdi hem atımda disarda. -At yoktu evlat. Seni gördüğümde yalnızdın. -Konaga gitmiş olmalı. Bizimkiler telaslanmasin ben gidiyim Saolasın emmi hakkını helal et. -Helal olsun evlat. Yine gel kapım her zaman açık. -Eyvallah. Hızlı adımlarla indim yola konağa doğru giderken baktım bizimkiler el ettim hemen dursunlar diye. -Oo ağam siz yollara düşer miydiniz? -Sare sür Allah aşkına ya. Zaten başıma gelmeyen kalmadı. -Abi başına noldu? -Sorma attan düştüm ,başımı çarptım. -Atın nerde? -Sorulacak soru mu bu Sare? İyi misin abi? diyebilirsin mesela. -Sana bi şey olmaz canım onu görüyorum. Fırça atma konusunda maşallah dirayetlisin. -Tamam , çok konuşma sen çarşıya mi gidiyorsun? -Evet , sen konağa mi? -Yok çarşıda isim var önce onu halledeyim sonra konağa geçerim. -Haa yengemle görüşeceksin yani. -He Sare he . Yav ne kadar meraklısın.Konusmadan sür şu arabayı. -Tamam abi ya. Geldik çarşıya. Sanem meydanda bizi bekliyordu. -Hoş geldin. -Hoş buldum. -Abi ben gidiyorum. sonra görüşürüz yenge. -Görüşürüz Sare. -Hadi gidelim bizde ne alınacaksa alalım bi an önce. -Tamam nasıl istersen. Butun gün dolaştık malzemeleri aldık. Sonra sanemi evine bıraktım. Bedenim ortada ama kalbim kapalı kapılar ardındaydı. Kalbimin çığlığı dilime yenik dusuyordu. Kalp, dilin mahlasi mi yoksa düşmanı mı?....