23. Veda
Yazar: iburyyoudarlin

Finali okuyorsunuz🍬 duygusal bi ana gibiyim neyssss Son kez sarmala hoş geldiniz! Bu bölüme özel tüm duygularınızı alayım hanımlarım🎀 ꩜ 8 Ay Sonra, Çanakkale - Ayvacık Hayatım her anında o kadar yanlız hissetmiştim ki kendime bile yetemiyordum. Her an insanlar sanki benim zayıflığım ile dalga geçiyor gibi görüyordum. Kendimi fazla esmer olduğum için sevemiyordum. İnsanlar esmer sevmezdi, bu kuralı kim koydu herkes kendi ten rengiyle güzel, diyen insanlardı koyanlar. Herkes, herkese özgür olması gerektiğini söylerdi, ama sonra burası Türkiye Müslüman ülke burada bunlar olmaz derdi. Birinin canını yakmak, kalp kırmak normal sayılırdı. Haset etmek günahtı ama gidenin yüzüne gülüp arkasından dedikodu yapılırdı. Birinin dış görünüşüyle dalga geçilmez denilirdi ama geçenlerde sözde her Müslüman insandı. Kimse mükemmel değildi. Buna rağmen kadınlar arası kıyaslama yapılırdı erkekler arasında. Sen şişmansın o zayıf, sen güzelsin o çirkin, senin bacakların ince onun kalın, senin tenin süt gibi onun kara... Çocukluğumda zorbalığa maruz kalmamıştım. Daha çok erkekleri döven bir kızdım hatta. Ten rengimi çocukken sevmezken şimdi Dağhan fark etmese de onun sayesinde daha çok benimsiyordum. Bana güzel olduğumu söylemiyor hissettiriyor, yaşatıyordu. Bir şeye nasıl sahip olacağımı bilmezdim. Dağhan'a karşı yaklaşımım yanlıştı, onun da bana davranışı... Üzerimde uzun çiçekli boyundan bağlamalı uzun sırtı açık bir elbise vardı. Mutfakta Dağhan ile ikimize mantı hazırlıyorken arkamdan usulca büyük bir kolun karnıma sarılıp yüzünü boynuma gömmesiyle gülümsedim. Sol elimi kaldırıp yüzüne okşayarak parmaklarımı saçlarına daldırdım ağır hareketlerle. Sinekkaydı suratını okşadığımda kedi gibi elime daha çok sokuldu. Elleri karnımı, saçlarımı okşadı usulca ben mantının sosunu hazırlarken. "Saçlarını mı kestin?" diye sordu, fark etmişti demek ki. Gözünden de bir şey kaçmıyordu. Başımı salladım, "Evet dün kestim. Eski boyutunda, biliyorsun uzun saç sevmiyorum." Nedenini biliyordu. Şevket yüzündendi. O anları unutup şimdiye döndüm. Burnunu enseme sürterek mırıldandı. "Biliyorum ama keşke biraz daha uzun kalsa gülüm. Böyle tam avucuma sığmıyorlar her bir teli..." "Olsun." dedim sosu ocağa koyarken. "Dağhan arkamda boş durma yoğurt çırp hadi." Sert nefesi enseme çarptığında heyecanlandım. Bu 8 ay içerisinde elbette Dağhan ile öpüşmüştük ama daha ilerisi olmamıştı. Hem kendine yakıştırmıyor hem de beni düşünüyor ve ilerisini olmuyordu. Bu huyunu seviyordum. Hırsla güldüm ve önümü ona doğru dönerek ellerimi yanaklarına doğru götürerek bir sağ bir sola bulldog gibi sallayarak sıktım. Bu da yetmedi parmak ucuma çıkarak bir güzel de her iki yanağını doya doya öpüp ısırdım. "Ohhh! Mis oldun!" Düşündüm çok kısa bir an, "Biraz daha mı ısırsam ki?" Dağhan ise bana kaşları havada dudakları büzülü bir halde bebek gibi bakıyordu. Bu adamın tepesine çıkıp içime katacaktım artık ya! Isırasım geliyordu. Ellerim bu kez pazılarına doğru ilerledi ama burnuma yanık kokusu geldiğinde sosun yandığını gördüm. "Ya Dağhan ya!" diyerek inlediğimde, Dağhan kollarını birbirine dolamış bana sırıtarak bakıyordu. "Yandı senin yüzünden sos! Yapmicam valla bir daha sen yap banane." "Çoktan yaktın..." dedi iç çekerek, kast ettiği sos değilde kendisiydi. Transtan çıkarak kollarını ayırarak dibime girdi. "Tamam yavrum ben yaparım geç sen içeri aç filmi rahatına bak." Homurdandım sahteden, "Hııı sonra seçtiğim filme on kere söylen değil mi?" Kahkaha attı kendini tutamadan Dağhan, bu kadına işi vardı ısıracaktı tek lokmada dişleri kamaşıyordu artık tatlılığından. "Söz bir şey demeyeceğim hadi seç sen." Oturma odasına ilerlediğimde filmi seçmiştim Love, Rosie idi filmin adı. Severek izlerdim her defasında tabi bunu Dağhan'a asla söylemezdim sonra bana durmadan izlediğin filmi 100 kere izliyoruz başka film mi kalmadı bu sıçmık site de, diyordu. Dağhan iki elinde de kocaman tabakları tutarak geliyordu. Gözlerim bir an bedenine kaydığında ciddi anlamda amımın ıslandığını hissettim. Ben bu adam…