21.
Yazar: iburyyoudarlin

Selam canım nasılsın bakim? Ben geldim yine ^.^ hihihi 💗 "Suzan, sana ne söyledim ben?" Suzan amcasının ne demek istediğini algılamadı en başında. Amcası ona kare küçük kutuları dizmesini rica etmişti sadece. Çatık kaşlarıyla elindeki lego ile amcasına baktı. "Küçük kutuları düzgünce diz demiştin?" dedi amcasının dediğini tekrar ederek. "Birtanem ne zaman legolarını bu şekilde karmakarışık dizdiğimi gördün? Böyle olmayacak, hadi en başından birlikte bir kez daha dizelim." Oflaya puflaya amcasının dediğini yaptı. Annesi ve babasının araları o anlayacak yaşta olmasa da iyi değildi. Hüseyin defalarca yengesine söylese de inanmamıştı yengesi ona. 'Benim kocamla aramda bir sıkıntı yok,' der dururdu. Sarı tütülü elbisesinin diz kısmını dizinin arkasına sıkıştırıp hanım hanımcık bir eda ile oturdu yere. Amcası onu SEN BİR KIZSIN gibi değilde KADIN- ERKEK fark etmeksizin yetiştirmişti. Bazen sokaktan duyduğu yarım yamalak küfürleri ve hakaretleri söylüyordu ama amcası onu uyarıp kızgın bir surat ile bakınca bunun ayıp olduğunu anlıyor ve bir daha tekrar etmiyordu. Kısacık saçları, ona tezat kahkülleri, esmer teni... Suzan hep aynıydı. Amcası ile birlikte lego dizerlerken odasına yengesi de katıldı. Suzan yengesini görünce annesini görmüş kadar sevindi. Gözlerinin içi parladı sanki. Hemen ayağa kalkıp yengesine doğru koştuğunda yengesi de kollarını iki yana açmış bir şekilde eğilerek Suzan'ın kolları arasına gelmesini bekledi. Suzan küçük kollarını yengesinin boynuna doladığında gözlerini kapattı aldığı nefis koku ile. Yengesi çok güzel kokardı genelde. Suzan onun kokusunu severdi. "Şuşu!" dedi heyecanla. Şuşusunu çok seviyordu. "Bal kızım benim," dedi yengesi uzun uzun. Dudaklarını Suzan'ın saç diplerine bastırdı iç çekerek. Yerden kalkıp kucağındaki Suzan ile birlikte ayağa kalktılar. Suzan yengesinin kolları arasında havadayken mutluydu. "Şuşu bana lego aldın mı?" Şule onun bu heyecan dolu bakışlarına, gülüşüne karşı koyamadı. Suzan'ı yere bırakarak omzuna asılı çantasını karıştırarak kafasını salladı. "Lego değil ama onun yerini dolduracak çok güzel bir bebek aldım sana." Suzan küçük ellerini çırparak yerinde zıplarken amcası onu dolu ve Allah'a minnet dolu gözlerle izledi. Çantasından çıkan bebek aynı Suzan gibi esmer kahve saçlı bir kızdı. Suzan heyecanla bebeği eline alarak kutusundan tutup göğsüne bastırdı. "Çok güzel! Amca bak aynı bana benziyor!" Amcasının gözünden bir damla yaş aktı o an. Şule bir an eşinin neden ağladığını anlasa da sessiz kalıp onun yanında durdu ve omzunu omzuna yasladı. İkisi birbirlerine bakıp iç çektiler. Hüseyin, karısının saçlarını öptüğünde bakışları Suzan'a kaydı. "Getir kızım açayım." dedi amcası. Suzan hızla bebeği amcasına verdiğinde amcasının her hareketini dikkatle izliyor sanki her adımda hemen açılacakmış ve kutudan bebek çıkacakmış bir bir atiklikle bekliyordu. "Al bakalım," dediğinde Suzan hızla esmer bebeği kolları arasına alarak döndürdü. Ela gözleri parıldadı. Bu Suzan için ilk bebek değildi daha önce annesi ona komşu kızının bebeğini yıkayıp temizleyip hediye etmişti. Ya da pazardan barbie'nin en ufacıkları olurdu onları alırdı ucuz diye. Oysa amcasının ve yengesinin evinde Suzan için döşenilen bir oda, barbie bebekleri, daha şuncacık yaşında sevdiği gruplar, şarkılar... daha nicesi vardı. Bez bebekten tut, oyuncak ayıya dek hepsi vardı. Suzan için burada ikinci bir hayat vardı. Suzan için bunlar normal şeylerdi. Annesiyle yaşarken de bir odası vardı ama karanlıktı burada lamba bile vardı. O yüzden Suzan annesiyleyken onunla birlikte uyurdu genelde. Annesi tüm gün hatta tüm hafta çalıştığı için eve gelse de Suzan'ı doyurup, halini hatırını sorduktan sonra bir de öper yatardı. Suzan'ın annesinin hayatı yorgunsa, Suzan'ın ruhu yorgundu. Ve bunu her insan da fark etmezdi. Suzan koşarak amcası ve yengesine sarıldı. Hüseyin ve Şule Sarraf, ömürleri boyunca bir evlat için üzülse de Allah onlara en değerli olanı, bir kız çocuğu, hem de Suzan'ı vermişti. Suzan o bebekle büyüdü. Bebek eskidi,…