0.8
Yazar: iburyyoudarlin

Pamuk eller oylara!!! Dağhan'a karşı ne hissettiğimin farkında değildim. Belki hırs belki de takıntıydı ama takıntı demek yerine hırs derdim ben buna. Bahar'la gördüğüm saatler önceki görüntü gerçek miydi? Bu Dağhan'dı çizgisini aşmazdı. Bir kadınla bile konuşmazdı ki benim inadıma Bahar'ı dinleyip onun gözlerinin içine bakıyordu. Yorulmuştum. Dağhan pes ettiğimi sanacaktı ancak benim amacım çok daha farklıydı. Onun gözünde sözlerinde durmayan bir kadın olacaktım ama gerçeği bilmeyecekti. Dağhan Ferman Kırca'dan soğumuştum. Parkın kaldırımında oturmuş kendi kendime düşünüyordum. Yoruluyordum işte bıkmıştım her şeyden. Çok yorulmuştum. Birini sevsem elimden kayıyor beni istemiyordu. Montumun içine soktuğum ellerimi çıkardığımda hıçkıra hıçkıra ağlamamak için kafamı dizlerime bastırdım. Üzerimde soluk rengi gitmiş pudra pembesi bir pijama, üzerimde kışlık bir montla gecenin bir yarısı parkta yere çökmüş hayatımı sorguluyordum. "Çok yoruldum," çenem dizlerimde sessizce konuştum kendimle. "biraz dinlenmek istedim ama yapamadım. İşimi yapamıyorum onun yüzünden avukatım ama onun yüzünden çalışamıyorum. Allahım, bu isyanım sana değil, zaten haddim de değil ama biraz dinlenmeme müsade eder misin?" burnumu çekerek devam ettim. "Onu benden ve annemden uzak tutar mısın? Ben öldürülmek İstemiyorum. Bir gün eve geldiğimde annemin parçalara ayrılmış bedenini görmek istemiyorum. Bir sokak arasında sıkıştırılıp bıçaklanmak, tecavüze uğramak istemiyorum. Biraz nefes almak istiyorum yalnızca, tek istediğim bu. Dağhan'ı seviyor muyum bilmiyorum ki, ne yapacağım bana bir akıl verir misin? Ne yapmam gerek. Durmayacak, ben pes edene dek durmayacak ama onu da bulsun öğrensin istemiyorum. Ne yapacağım?" Arkamda birinin varlığını hissettim. Büyük ihtimalle Ali ya da Feyza beni merak ettikleri için aşağıya inmişlerdi. "Niye geldiniz eve gidin geleceğim ben," sesim o kadar kısık çıkıyordu ki Suzan buna karşımda olsa gülerdi. Zaten Suzan her şeye gülerdi. Yanıma çöken bedenle sağıma baktığımda bunun ne Ali ne de Feyza olduğunu fark ettim. Dağhan gelmişti. Anlık öfkeyle ayağa kalkıp gidecektim ki bileğimi tutarak gitmeme engel oldu. "Bırak kolumu asfalta yapıştırmayayım o kafanı!" "Öpmedim." dedi sert ve kaba sesiyle gözlerime bakarak. "Ne?" Bileğimi bıraktı yanıma oturdu. Bana bakmıyordu. "Gözünde o kadar orospu çocuğu olabilirim ama onu öpmedim Suzan. Tamam sana buna alış dedim ama ben bunu dile getirip yapacak kadar piç değilim. Ona dokunmadım, bana dokunmasına görmesine izin vermedim. Vermem de. Bunu yapmam Suzan." Siyah gözleri karşısına bakıyordu öylece. İkimizde parkın asfaltında oturmuştuk. "Bana niye söylüyorsun ki bunu?" Siyah gözleri sokağın lambasının aydınlattığı kadar aydınlandı. Gözlerime baktı. "Çünkü o kadar pezevenk değilim. Kalpsiz olabilirim ama yerini unutmadım." "Dağhan," dediğimde her şeyin üst üste gelmesi olsa gerek gözyaşlarım yanaklarım aktı. Devam etmedim ama o beni anladı ağladığımı gördüğünde kafasını yeniden karşıya çevirdi. "Sadece birkaç saat," yutkundu karşı tarafa bakarak. "Sonrası sonrada kalacak o yüzden ağla." Gülesim gelmişti. "Tabi sonra yüzüme vur diye değil mi?" Keskin zifirleri ela gözlerime çarptı. "Bunu kullanacak kadar kansız değilim Suzan istersen yemin de ederim. Bunu sana kullanmam." Kafasını yeniden karşıya çevirdiğinde kafamı dizlerime gömerek hıçkırmaya başladım. Ağlamak iyi geliyordu bedene, benim pek ağlamaya fırsatım olmazdı genelde. Güçlü kadın ayakları değil gerçekten de olmazdı. Ben ağladım o konuşmaya başladı. "Ara sokakta bir torbacı vardı. Oraya gidecektik ekiple dikkat çekmeyelim diye önden ben gitmek istedim," sustu kısa süreliğine anlatmak zorunda değildi ki Dağhan'a şuan şaşırıyordum. "Bahar dibimde bitti sonra dikkat çekmeyelim diye, güya bir sokak arasında öpüşen çift olarak duralım gibisinden. Kabul etmesem de amirimin emrine karşı gelemedim sonra o kafayı iyice kaptırınca öyle de kaldı. Yanlış gördün yani ben ona dokunmadım." Dağhan ilk kez yanımda acı da olsa sesli güldü. "Hem o maskey…