17.
Yazar: iburyyoudarlin

İnstagram üzerinden takip etmeyi unutmayın lütfen!!! Yorumlarınızı bekliyorum 💗💗 iburyyoudarlin, her yerde adım bu şekilde. "Amca daha ne kadar bekleyecek acaba?" diye sordu Suzan. 11 yaşındaydı ama dili pabuç kadardı. Amcası ile birlikte bahçelerine çiçek ekmiş, hemen yeşermesini bekliyordu yere bağdaş kurarak. Güldü Hüseyin Sarraf şevkatle. "Hemen bir anda yeşermez canımın içi." Ofladı Suzan huysuzca. Bir şey olacaksa neden çok geç oluyordu? Beklemekten nefret ederdi. "Neden her seferinde bu kadar beklememiz gerekiyor? Bu çok sıkıcı. İyi ve güzel şeyler hemen olmalı." Omuzlarına dökülen kahve saçlarını, kısa kahküllerini çekiştirirken bir kez daha ofladı. Çok sabırsızdı. Bir şey olması gerektiğinde hemen olmalıydı onun nezlinde. Hüseyin Sarraf elinde bahçe hortumu ile meyve ve sebzeleri sularken yerde oturan huysuz yeğenine kaydı bakışları. "Hadi gel," dedi bir anda. "Niye?" "Bana yardım et ki bahçeyi sulayalım." Madem beklemenin sıkıcı olduğunu düşünüyordu o zaman ona beklemenin iyi bir şey olduğunu göstermeliydi. Suzan yine oflaya puflaya amcasının yanına ilerleyerek bahçe hortumunu elleri arasına alarak sebzeleri sulamaya başladı. "Marulun bir tanesini yakınından sula," dedi bu kez. Suzan en başında anlamasa da amcası ona dibine girip sulamasını tekrar ettiğinde Suzan bu kez durup marula kısa bir bakış atarak omuz silkti ve sulamaya başladı. Su bir anda o kadar çok sert akıyordu ki marul çok ince olduğu için yarısı yırtılmıştı. Suzan koca elalarıyla birlikte amcasına döndüğünde şaşkınlıkla izledi yüzünü. "Ama senin dediğini yaptım?" dedi sorarcasına anlamsız bakışlarıyla. Amcası gülerek dizinin üzerine çöktü. "Şimdi gördün mü sabırsız olmanın ne zararlar verdiğini... iyi şeylerin neden hemen olmadığını?" Suzan'ın kafası karıştı bir müddet. "Ama sen dedin." "Ben dedim ve sende yaptın. Neden? Her dediğimi yapar mısın ki Suzan? Sana sabırlı olmayı da öğrettim ama dediklerimi umursamadın, öyleyse bunu neden yaptın?" Parmakları Suzan'ın saçlarını buldu usulca. "İyi şeyler için sabredersin Suzan'ım. Beklersin. Belki de çok beklersin ama sonunda o beklemenin karşılığını alırsın. İyi ve güzel şeyler hemen olursa ya sana zarar verir ya da sen ona, farkında olmadan hem de. Beklemek zorundasın, sıkılırsın, bunalırsın ama sonunda bir marul gibi zarar gören taraf sen olmazsın." Sustu Suzan. Sahiden de öyle olabilir miydi? Yutkundu ağır ağır. Amcasını bazen dinlemezdi bu da onlardan biriydi oysa ki... ama ona yap dediğinde yapmıştı. Neden? Kötü bir şeye sebep olmuştu. Bir marul ezilip ölmüştü onun yüzünden. Henüz on bir yaşında olabilirdi fakat çoğu şeyi amcası ile birlikte öğreniyor, yaşıyor neyin yanlış olduğuna karar veriyordu. Bu Suzan'ın ilk yanlışı değildi. Suzan'ın yaptığı en büyük hatanın sonuncusu hiç değildi... Çaresizce hala yatakta duruyor bedenimin harekete geçmesini bekliyordum. Gözlerim çalan telefonlarıma gitse de olduğum yerde kitlenmiş bir şekilde nefes almaya çalışıyordum. Kader ağlarını şimdi mi örmüştü? Özgür olma vakti ne zamandı? Kalbimin ortasında açılan bir delik, oluk oluk kanımı akıtan şey yaşadıklarımdı. Yaşadıklarımı tekrar yaşama korkusuydu. Gözlerim kapanacak gibi olsa da ellerimi pikeye sararak kendime gelmeye çalıştım. Bak Suzan, Dağhan da mı zarar görsün? Yara aldığı yerden bir darbe daha mı alsın? Tekrar aynı şeyleri yaşamak mı istiyorsun? Kalk ve kendine gel. Biz bu değiliz. Biz lafını esirgemeyen, hakkını arayan o Avukat Suzan'ız. Hiç avukat olamayan o kadınlarız. Önleri kesilen çocuklarız. Biz hayatını yaşamadan mezara giren her nefesten biriyiz. "Dağhan," diyerek bağırdım acele ile yüksek sesle. Korkum beni mahvediyordu. "Dağhan!" diyerek sarstım omzundan sertçe. Dağhan yataktan sıçrayarak kafasını kaldırdığında suratıma anlamsızca baksa da kısa sürede toparlanarak yatağımızda oturur hale geldi. Yüz ifademden bir sorun olduğunu anlamış gibiydi. Elleri yüzümü buldu sıkıca sardı yanaklarımı. "Suzan, ne oldu bebeğim?" diye sordu çatallı kalın sesiyle. Uykusundan uyandırdığım için ağlayasım vardı.…