0.9
Yazar: iburyyoudarlin

Pamuk eller oy ve yorumlara lütfen!! İnstagram adresim; iburyyoudarlin Bir kadının kirli hissetmesi nasıldır, bilir misiniz? Teninde istemediği lekesinin de, emaresininde geçmeyeceği izi silip atmak ister. Yıkayınca çıkacağını sanır mesela, bir boya gibi. Çıkmaz. O öyle bir lekedir ki bin tane insan dokunsa yarana iyileşmek için çaba harcamaz. Dokunurlar tenine, erkek kendini gururlu hissederken kadının ne olduğunu olacağını umursamaz. Bu ülke öyle iğrenç insanlarla doluydu ki üç aylık bebeğini istismar eden bir baba bile vardı. Ben öz babamın bana dokunmasını istemezdim. İstismara uğramak istemezdim, anneme söylemek istediğimde dayak yemek istemezdim. Sırtımda koca bir yanık izi ile durmak, gören olmasın diye uzun şeyler giymek istemezdim. Ben Suzan, yirmi altı senemi dokuz yıla sığdırmak istemezdim. Ben babamın bana dokunmasını istemezdim. Avukat olduğum halde hakimin bana inanmamasını duymak istemezdim. Sırf o adam takım elbise kravat ile geldiğinde hakimin onu dinleyip beni kafada kurduğumu bu yüzden hapse girenin ben olduğumu duymak da bilmek de istemezdim. "Suzan..." Yengemin sesi odanın içine dolduğunda yerimden kıpırdamadım. Yatağımdan hastaneye gidip serum yediğim andan beri çıkmamıştım. Saatlerdir burada yatağımda düşünüyordum. Sessiz, hissiz Suzan geri gelmişti seneler sonra. "Suzan," dedi yengem bir kez daha, yatağa yaklaştığını hissettim. Arkamı dönmeden öylece duvara bakıyordum. Duvardaki gölgem gece lambasından ne kadar da ezik ruhlu gibi görünüyordu. Suzan ne kadar da çökmüşüz, şimdi gördün mü? Yatağımın kenarı çöktü. "Suzan kızım bana bakar mısın?" burnumun direği sızladı. Yenge ben sana bakarsam ağlarım. O anlara dönerim. Derin bir nefes aldığında beni daha fazla zorlamadı. "Tamam konuşma o halde dinle," dedi ve biraz süren sessizlik ardından devam etti. "Sana yaklaşmayacak bunun için mahkeme kararı çıkarttım. Suzan sana bir adım dahi atamaz bebeğim, biliyorum bu dediklerim şuan sana iyi gelmeyebilir ama kendine gelmen gerek. Bir kadın olarak güçlü durman gerekiyor, sana en çok bu yakışır bak kızım. Suzan Kutluay, annenin soyadına yakışır bir kadın ol ve dik duruşunu o piç için bozma." Boğazım kurumuştu. "Neden hep kadınlar güçlü dursun ki?" acımış boğazıma rağmen, sesim kısık ve çatlak çıkmasına rağmen konuştum zorlukla. Cevabın yok yenge senin bile yok. "Çünkü sen durmazsan ben durmazsam biz durmazsak Suzan daha çok vururlar. Yıkmak isteyen, kendini adam sanan herkes bizi ezmeye kalkar." "Yoruldum ki," sesim ağlamaklı çıkıyordu artık. "Yenge ben çok yoruldum." Yengem omzumdan öptüğünde ses etmeden duvara bakmaya devam ettim. Nefes alamıyordum. Sanki göğsümün tam ortasında açılmış bir kara delik vardı, öyle ki nefes alsam izin vermez, almasam kaburgalarımı sıkardı. "Biliyorum güzelim, annen kadar olmasa da ben senin yanındayım bunu bil. Amcan ve ben senin için buradayız. Şimdi biraz da olsa toparlanman gerek, o piç kurusu yüzünden gözyaşı akıtma. Ali kapıda, senin için geldi. Sen izin vermeden eve girmedi dış kapıda bekliyor daha fazla bekletmeyelim çocuğu." Yüzümü yengeme döndüğümde kaşlarım çatıldı. Islak buğulu gözlerimle anlamaya çalıştım dediğini, "Ali mi?" Kafasını salladı. "Evet bebeğim git ve ona bir bak. Seni merak etmiş hastaneye kadar geldi ama amcan geri gönderi evde görür seni diye." Burnumu çektim sertçe, kalkacak halim yoktu. "Odaya çağırsan olur mu yenge? Kalkacak gücüm yok." Başımı salladı olumlu bir şekilde ve ufak da olsa omzumu okşayarak tebessüm etti. Yanımdan kalkıp odadan çıktığında sertçe nefesimi verdim. "Dağhan, bunu sen mi yaptın bana? Oysa kalbim bir umut sen yapmadın diyor, Dağhan umarım yapmamışındır. Bana seni sevecek bir umut ver, elimden almaya kalkma." Birkaç dakika sonra Ali odaya girdiğinde elinde bir demet pembe renk laleler vardı. Üzerinde siyah hırkası, siyah eşofman ve siyah tişörtü, kızarık gözleriyle benden hallice durumdaydı. "Balım," dedi içtenlikle yanıma adımlayarak. Uzandığım yataktan doğrularak oturur pozisyona geçtiğimde yanıma gelerek yatağa oturdu. Kızarık…