0.1
Yazar: Nagihan Köse

Sevgili Okuyucu, Dilhun benim için sadece bir kurgu değil, sabırla işlediğim çok özel bir hikaye ve ben bunu sizinle paylaşmanın heyecanı içindeyim. Bu kurgu tamamen şahsıma ait özgün bir dünyadır. Gerçek hayatla bir ilgisi bulunmamaktadır. Kurgu içinde başka karakterlerden, kitaplardan bahsetmek hem benim emeğime hem de bir başkasının emeğine yapılan saygısızlıktır. Sizlerden ricam böyle bir ortama müsade etmemeniz ve dikkat etmenizdir. Hikaye içinde yer yer yetişkin içerikler, olumsuz örnekler, travmatik durumlar içermektedir. Okurken bunları göz önünde bulundurmanızı rica ediyorum. Bu hikaye, yedi yıl süren dikenli bir yolda atılan içi kan ağlayan, sessiz bir çığlıktır. Şimdi o çığlığa kulak verme sırası sizde... Keyifli okumalar diliyorum. ******************* İnsan bazen, iyileşmek için çıktığı yolda hiç hesaplamadığı bir yere varırdı. Yıllar önce savrulup yalnız bırakıldığımda bunun sonum olduğunu düşünmüştüm. Kaybettiklerimle yolumun tükendiğini sanmışken başlangıcım beni beklediğinden habersizdim. O gün yaşadığım kayıp beni yıkmış, yerden yere vurmuştu. Aynı kayıp, beni bugün olduğum insana da dönüştürdü. Bir zamanlar içine düştüğüm karanlıktan sıyrılıp, kendimi başka karanlıklara el uzatarak içindekileri çekip almaya adamıştım. Kendi yaramı sarmayı başardığımda, bir başkasının yarasına merhem olmayı seçtim. Topladığım eşyaları koyduğum kutunun en üstündeki isimliğe baktım. Askeri Psikolog Mahur Denizel Evet... Artık ismim böyle anılıyordu. Tüm hayatımı üzerine kurduğum bu meslek, benim yaşamım olmuştu. Bir askerin gözlerindeki karanlığı, eve dönemeyen bir erin suskunluğunu, gece uyanıp nefes alamayan bir subayın aynı şeyleri tekrar tekrar yaşarken titreyen bedenini anlayabiliyorsam, düştükleri yeri bilmemdendi. Atama kağıdım birkaç gün önce masama bırakıldığında her şey çok sıradandı. Yeni bir görev yerine atanmış, bir birlik için görevlendirilmiştim. Odama yerleşmiş, görevlendirildiğim birliğin alay komutanıyla tanışmıştım. Sıradan olmayan şey bu şehre adım attığımdan beri içimi sıkan, kalbimi ağrıtan bir hissin bedenimde kol gezmeseydi. Bana ayrılan odaya geçmiş karargah komutanının verdiği listeyi inceliyordum. Seans alacak askerlerin dosyasını incelerken bir sayfa daha çevirdiğimde okuduğum isim ile kalbim sanki atmayı bıraktı. Adı Soyadı: Yekta Tunalıkar Rütbesi: Üsteğmen Görevi: Özel Kuvvetler Tim Üyesi Sevk Nedeni: Operasyon Sonrası Psikolojik Değerlendirme Kaburgalarım bir anlığına kalbimi sıkıştırarak vücudumu acıyla sarstı. Yıllardır adını bile duymaktan kaçtığım adam... Beni yerle bir etmiş, yedi kat dibe sokmuş adam... Titreyen ellerimin arasından düşen dosya masada ufak bir sesle yankılandı. Kulaklarımın uğuldamasıyla gözlerimi kapatarak derin nefesler almaya çalıştım. Kaderin zamanlaması hiçbir zaman benim tarafımda olmazken bugün yine cilvesini yapmıştı. Yaşadıklarım bir bir gözlerimin önünden geçmeye başladığında nefeslerim düzensizleşirken geçmiş bir bulut gibi üzerime çöktü. Günlerdir o kadar yoğun ders çalışıyordu ki bugün en yakın arkadaşı artık isyan ederek onu dışarıya çıkmaya zorlamıştı. Sevgilisinden önce kardeşi girmişti hayatına, onunla öyle güzel bir bağı olmuştu ki en yakın arkadaşı olmuştu. Onu kaybetmeyi hiç istemezdi. Birlikte keyifle sohbet ediyorlardı ama kız bugün biraz durgun gibiydi. Sınavların stresi olduğunu düşünerek aldırmadı. Sıcak kahvesi boğazından geçerken gülümsedi, kesinlikle biraz nefes almak iyi gelmişti. Günlerdir dersten kafasını kaldırmıyordu, önemli sınavları vardı. Bunlardan geçerse sevgilisi hem onu hem kız kardeşini görmek için gelecekti. Kız kardeşiyle vakit geçirip hasret giderdikten sonra tüm haftasını sevgilisiyle geçirebilecekti. Onu o kadar çok özlemişti ki, buluşmayı iple çekiyordu. Kahvesinden bir yudum daha alacakken midesindeki rahatsız his ile ayaklandı. "Hemen geleceğim, lavaboya gitmeliyim." Arkadaşı onu onaylarken hızlı adımlarla lavaboya ulaştı. Midesi garip bir şekilde çalkalanıyordu. Yüzüne ve ensesine birkaç kere su vurarak kendine gelmeye çalışt…