5.Bölüm:Satranç Tahtasında İlk Hamle
Yazar: Nisanur Dalkürek

"Gerçek bir intikam kurşunla başlamaz; düşmanının en korunaklı kalesini hedef alarak, ona her nefesinde kendi elleriyle boğulacağı o sessiz acıyı yaşatmasıyla başlar." Kalbim kulaklarımda uğuldarken, soğuk mermer korkulukları kavrayan parmaklarımın boğumları beyazlaşana kadar sıktım. Adımlar yaklaşıyordu; her bir adımı, gecenin bu ıssız köşesinde yankılanan net adımlardı. Ama içimdeki o ani ürpertiyi anında bastırdım. Korkmamalıydım. Babamın adı, arkamda bıraktığım o devasa yeraltı imparatorluğu ve üzerimdeki bu gece mavisi zırh beni koruyordu. En önemlisi, o AVM'deki kısa karşılaşmayı bu adamı hafızamdan silmiş gibi davranmak zorundaydım. Yavaşça, sanki arkamda kimin olduğundan bihaberim gibi sakin bir hareketle başımı omzumun üzerinden geriye doğru çevirdim. Gecenin karanlığı ve yalının loş sarı fenerlerinin aydınlattığı gölgede, o duruyordu. Atlas Soylu. Siyah takım elbisesinin ceketi hafifçe aralanmıştı, içine giydiği siyah gömleğin yakası inatçı ve asi bir duruş sergiliyordu. Kömür karası saçları hafifçe alnına düşmüş, o keskin hatlı yüzü ve buz gibi bakan koyu renk gözleri doğrudan benim üzerime dikilmişti. Olduğum yerde dikleştim, gözlerimde en ufak bir korku emaresi bırakmamaya özen göstererek yüzüme tamamen yabancı ve mesafeli bir ifade yerleştirdim. Titremeyen, aksine oldukça duru çıkan sesimle, " Buyurun? " dedim. " Bir şey mi arıyordunuz? " Adımları, benden birkaç adım ötede durdu.Dudaklarında alaycı, tehlikeli ve ne anlama geldiğini hemen çözemediğim o gülümseme belirdi. " Aramıyorum ," dedi; sesi pürüzsüz, kadife gibi ama altındaki o demir sertliği hissettirecek kadar da derindi. Gözlerini bir saniye bile gözlerimden ayırmıyordu. " Sadece bulduğun kişiye yakından bakmak istedim,küçük Bozkurt. " Kaşlarım hafifçe çatıldı; yüzüme yerleştirdiğim o mesafeli maskenin arkasından ona baktım. İçimdeki o garip özgüven, Atlas'ın bu tavırları karşısında beni korkutmak yerine yalnızca şaşırtıyordu. Ondan ilginç bir şekilde korkmuyordum,hatta garip bir güven veriyordu.Ve bu benim hiç hoşuma gitmemişti. " Af edersiniz ama ..." dedim, sesime eklediğim o hafif sorgulayan tonda. " Beni tanıyormuş gibi konuşuyorsunuz.Daha önce karşılaşmış mıydık?Hatırlamıyorum da.” Atlas'ın o an yüzündeki o emin, alaycı ifade saniyelik bir duraksamayla sarsıldı. Gözleri kısıldı; AVM'de yüzüne dik dik bakan o kızla, şimdi karşısında bu kadar soğukkanlı ve onu tanımazlıktan gelen bu kadını tartmak ister gibi inceledi beni. Karşısındaki bu tepkiyi beklemediği o kadar açıktı ki, bu durum içten içe tatmin duymama neden oldu. " Hatırlamıyor musun? " diye mırıldandı, sesindeki o tehlikeli tını derinleşirken. Birkaç adım daha atarak mesafesini korudu ama araya koyduğum o sınırın dışına çıkmadı. " Kısa süre önce, kalabalık bir alışveriş merkezinin ortasında bana meydan okuyan o bakışları çabuk unutmuş gibisin, Açelya." Yüzüme son derece saf ve şaşırmış bir ifade yerleştirdim. Kafamı hafifçe yana eğip yapmacık bir merakla yüzüne baktım. " Alışveriş merkezi mi? " dedim, sesimde en ufak bir yalan emaresi sezilmemesine dikkat ederek. " Sanırım beni bir başkasıyla karıştırıyorsunuz,beyefendi .Hayatım boyunca kalabalık AVM'lerde öyle rastgele insanlara meydan okuyan biri olmadım. Muhtemelen beni başkası ile karıştırıyorsunuz." Atlas, kelimelerimin arkasındaki oyunu sezdiğini belli edercesine sessizce soluklandı. Gözlerindeki o keskin parıltı hırsla parladı. Ondan korkmadığımı, hatta onunla bu şekilde alay edebildiğimi görmek onu şaşırtıyordu. Olduğu yerde durup ellerini ceketinin ceplerine yerleştirdi, benden makul bir mesafede kalarak sakin ama net bir sesle karşılık verdi, " Yanlış kişiye baktığımı sanmıyorum, Açelya. Ama madem hafızan bu kadar zayıf, yakında hatırlaman için sana yardımcı olurum." Başımı hafifçe dikleştirip gözlerimi bir saniye bile kırpmadan onun koyu renkli gözlerine sabitledim. Sesimdeki o sakinliği ve mesafeli tonu korumaya özen göstererek, " Yardımınıza ihtiyacım olduğunu sanmıyorum,beyefendi," dedim. "Hafızam gayet yerindedir. Sadece kar…