🔱 DERİNLİĞİN KANI: KANLI BEŞİK
BÖLÜM 4: KULENİN GÖLGESİ VE DENİZİN SESİ
Yazar: ÖTÜKEN KALEMİ 00 Kalem

🔱 DERİNLİĞİN KANI: KANLI BEŞİK BÖLÜM 4: KULENİN GÖLGESİ VE DENİZİN SESİ Yirmi yıl önce, okyanus sarayının gümüş ağlarla yağmalandığı o cehennem gecesinde, sadece Prenses Lyra karaya esir olarak getirilmemişti. Kundaktaki üç aylık bebek Asher da o kanlı ellerin arasında, soğuk zincirlerin tıkırtısıyla karaya çıkarılmıştı. O gece vampirlerin ve insanların ortak klan lideri, karanın acımasız hükümdarı Kral Luca, ganimet olarak getirilen bu bebeğin yüzüne tiksintiyle bakmıştı. Kral Luca, okyanus soyunun bu masum parçasını tamamen yok etmek yerine, çok daha sinsi ve yavaş bir ölüm planladı. "Bu bebek uğursuz!" söylentisini krallığın en ücra köşelerine kadar yaydı. "Bu çocuk, dokunduğu her yuvayı kurutacak, getirdiği lanetle etrafındaki herkesi felakete sürükleyecek!" Bu zehirli fısıltı öyle bir yayıldı ki, karadaki hiçbir aile, hiçbir soylu onun kendi evladı olmasını istemedi. Kimse bu masum bebeği kucağına almadı, yüzüne bile bakmadı. Asher, kundakta açlıkla ağlarken, rütbeli bir asker onun bu çaresiz çığlıklarına daha fazla dayanamadı. Onu öldürmeye eli varmadı ama klandan korktuğu için yanında da tutamadı. Bebeği kaptığı gibi Londra rıhtımındaki terk edilmiş, buz gibi taş bir kulenin önüne fırlattı ve arkasına bakmadan karanlığa karışıp gitti. Ertesi sabah, Kral Luca taht odasında kükredi: "O köle bebek nerede? Denizden gelen o paraziti ne yaptınız?" Askerler sustu, çünkü Asher çoktan sokağın acımasız kollarına teslim edilmişti. Kulenin önünden geçen ihtiyar, alkolik ve paragöz bir denizci, beşiğin içindeki bebeği buldu. İlk başta onun gözlerindeki okyanus mavisine bakıp onu sevdi, içindeki merhamet kırıntısıyla kucağına aldı. Ama günler geçtikçe, çocuk onun için sadece bir yük, fazladan bir boğaz haline geldi. Denizci, kafası her dumanlı olduğunda nehrin kenarına gidip, "Seni geldiğin o tuzlu suya geri fırlatmalı!" diyerek Asher’ı dalgaların arasına atmak istedi. Tam o anlarda, sokağın diğer yaşlı hırsızları denizcinin kulağına eğildi: "Aptallık etme. Bırak biraz büyüsün. Yakında eli iş tutar, senin yerine sokaklarda çalır, çırpar, sen de yattığın yerden paraları sayarsın." Bu fikir yaşlı denizciye mantıklı geldi. Asher, sevgiyle değil, bir yatırım aracı olarak büyütüldü. ⏳ AÇLIKLA BÜYÜYEN GÖLGE Asher büyürken, hayatı sadece soğuk, açlık ve amansız bir işkenceden ibaretti. Yaşlı denizci onu her sabah kemiklerini kıracak kadar sertçe sarsarak uyandırır, "Aç mısın? O zaman çalış! Sokaklardan altın getirmeden bu eve ekmek girmeyecek!" diyerek sokağa fırlatırdı. Denizci, Asher’ın sırtından paraları kazanıp kumar masalarında ezerken, ona sadece hayatta kalacak kadar, bir köpeğe fırlatılan artıklar kadar yemek verirdi. Ama Asher’ı ihmal etmediği tek bir şey vardı: Onu her gün daha fazla çalıştırmak, daha fazla ezmek. Asher, rıhtımın izbe köşelerinde büyürken kendi bedeninde tuhaf, tekinsiz bir şeyler olduğunu fark etmeye başladı. Sokakta ne zaman bir vampirle burun buruna gelse, ya da bir Gryffin tetikçisinin yanından geçse, vücudunun içindeki o gizli öz deli gibi uyanıyordu. Asher’ın bedeninde, vampir kanını kendisine doğru çeken, o karanlık kanı adeta emmek, sömürmek isteyen ilkel, aç bir güç vardı. Vampirler onun yanındayken huzursuz oluyor, Asher ise damarlarındaki bu vahşi çekimin ne anlama geldiğini çözemiyordu. Her gece kulenin çürük çatısında tek başına oturur, moraran ellerine bakarak kendi kendine fısıldardı: "Neden benim bir ailem yok? Neden etrafımdaki insanlar gibi normal değilim? Ben neyim?" 🌊 SİSİN İÇİNDEKİ MUCİZE: ELORA Yine böyle aç, yorgun ve hırpalanmış bir gecenin dördünde, Asher nehrin kenarında yürürken sisin içinden bir ses yükseldi. Bu ses, karaya ait olamayacak kadar berrak, asırlık ve büyüleyici bir şarkının tınılarıydı. Asher adımlarını sese doğru yönlendirdiğinde, suyun kenarında, kayalıkların üzerinde duran bir kız gördü. İlk başta gözlerine inanamadı, açlıktan ve yorgunluktan gördüğü bir hayal, bir serap sandı. Kızın gözleri okyanusun en derin, en berrak yeri kadar yeşildi ve saçları su…