Deniz Kenarındaki Yabancı

11. Bölüm

Yazar:

Deniz Kenarındaki Yabancı – Mercan Esila kitap kapağı
Deniz Kenarındaki Yabancı – Mercan Esila kitap kapağı

Sırf Çiçek istiyor diye birkaç tur saklambaç oynadıktan sonra kaçarcasına odama çıkmıştım. Barış’ın suratına bile bakamıyordum, neden böyle utanıp çekindiğimi bilmiyordum ama böyle bir şeyin yaşanmasını beklemiyordum. Beni öpmüştü ve bende hiç karşı gelmemiştim. Neden yapmıştım bunu? Sıkıntıyla nefesimi verdim ve sırt üstü uzandım. Dakikalardır yatakta bir sağa bir sola dönüp duruyordum ama asla uyuyamıyordum. Kendimi ne suçlu hissediyordum ne de pişman ama üstünden atamadığım ve anlamladıramadığım bir his vardı. Yarın kahvaltı sofrasında Barış’ın suratına nasıl bakardım? Tavana bakarken kaşlarım çatıldı. Bunları ben niye düşünüyordum? O düşünmeliydi, sonuçta o beni öpmüştü. Neden öpmüştü ki? Acaba o da şuan benim gibi yatakta dönüp duruyor muydu? Kapımın tıklatılmasıyla yutkundum, “Mayıs.” Diyen Barış’ın sesini duydum. “Uyuyor musun?” “Hayır.” Dedim ama keşke cevap vermeseydim, belki iki kez seslenir daha sonra uyuduğumu düşünüp giderdi ve biz de bu sayede bu kadar erken yüz yüze gelmezdik. Sıkıntıyla nefesimi verdim. Er ya da geç onunla yüz yüze gelecektim, sonuçta sabah beraber kahvaltı yapacaktık. “Müsaitsen girebilir miyim?” Diye sordu. “Gel.” Dedim, kapıyı sessizce açtı ve içeri girip kapıyı kapattı. Uzandığım yerden doğrulup oturduğumda bakışlarım ondaydı. Bahçedeki ışıklar odayı yeteri kadar aydınlatıyor, en azından onu görmemi sağlıyordu. “Bir sorun mu var?” Dedim merakla sanki hiçbir şey olmamış gibi. “Yani, var sanırım.” Dedi bana bakarken. “Sen normalde bu kadar erken yatmazsın.” Bakışları yüzümde gezindi. “Eğer sorun yaptığım şey ise, üzgünüm aptallıktı.” “Ne?” Dedim şaşkınlıkla, pişman mıydı? Oysaki ben biraz utanıyor olsam da pişman değildim, o ana geri dönsem yine ona karşılık verirdim. “Yani, pişman mısın?” “Hayır yani.” Nefesini verdi. “Evet. Sen rahatsız oldun, bunu yapmamalıydım keşke beni durdursaydın Mayıs ben-“ “Rahatsız olmadım.” Diyerek kestim cümlesini. “Eğer rahatsız olsaydım ya da istemediğim bir şey olsaydı bunu belli ederdim.” “Yani, pişman değil misin?” Dedi yaşadığı şaşkınlığı sesine yansıtarak. “Bana kızgın değil misin?” “Değilim.” “O zaman neden bir anda kaçıp gittin, erkenden yukarı çıktın? Hiç yüzüme bakmadın.” “Bilmiyorum.” Yutkundum, bakışlarımı kaçırdım. “Bende bilmiyorum, biraz utandım galiba.” Güldüğünü işittiğimde yeniden ona baktım, “Peki neden bana karşılık verdin?” Dedi, bende bilmiyordum. Onu seviyor muydum? Evet, iyi bir arkadaştı. Ona aşık mıydım? Bilmiyordum, o her bana yaklaştığında kalbimin atışları hızlanıyordu, heyecanlanıyordum. Bazen bazı hareketlerine karşı ne yapacağımı bilemiyordum, elim ayağım birbirine dolanıyordu. Gün sonunda onun yanına geldiğimde bütün sıkıntılar son buluyordu sanki, zihnimin içindeki bütün sesler susuyordu ve ben kendimi çok huzurlu hissediyordum. Ablam öldükten sonra bile, günler sonra dudaklarımda oluşan tebessümlerin tek sahibi kendisiydi, attığım kahkahaların sebebi yine kendisiydi. Beni hep mutlu ediyordu, üzmemek için çabalıyor ve bana değer veriyordu. Ama bu aşk mıydı, onu bilmiyordum. Bir insan birine aşık olup olmadığını nasıl anlardı ki? “Bilmiyorum.” Diyerek yanıtladım Barış’ın sorusunu. “Bilmiyorum Barış, bir anda oluverdi.” Ben aptal mıydım? Bir anda oluverdi de ne demekti? “Yani,” dedi bana bakarken, yutkundum. “Bana karşı hiçbir şey hissetmiyor musun?” Dudaklarımı birbirine bastırdım. “Beni sevmiyor musun?” “Seni seviyorum.” Dedim hızla ve yanlış anlaşılmamak için ekledim. “Yani, sen iyi bir arkadaşsın.” Güldüm zorla da olsa. “Başka ne olacak ki? Arkadaşız.” “Evet.” Ayağa kalktı. “Arkadaşız, başka ne olabilir ki?” Gülümsedi ama gülümsemesinin zorla olduğu çok belliydi. “İyi geceler.” Dedi ve ekledi, “Arkadaşım.” “İyi geceler.” O çıktığında derin bir nefes aldım, “Of!” Dedim ve uzandım. “Ne yapacağım ben?” Diye kendi kendime söylendim. Ne yapacağımı bilmiyordum. “Ne yapacaksın ki Mayıs? Bak o da seni arkadaşı olarak görüyormuş zaten.” Dedim tavana bakarken. “Zaten ne olabilirdi ki? Arkadaşsınız siz, ev arkadaşısınız. Daha ne olabili…

Bölümün tamamını WritePad'de oku