8. Bölüm
Yazar: Mercan Esila

Valizimi çekiştirerek binadan çıkarken konuşmaya devam ediyordum, “O herif hepimizi kandırmış!” Diye çıkıştım öfkeyle telefondaki Mirza’ya. “Resmen bir şeylerin peşinde!” “Mayıs kesin bir karar verme.” Dedi. “Aptal mısın Mirza? Babamın anlattıklarıyla o herifin arasındaki farkı görmüyor musun? Eğer ben renk körü değilsem o herifin gözleri yeşil değil ve bizi kandırmadıysa adı Alp değil!” “Sana babanla şuan konuşmaman gerektiğini söylemiştim.” Dedi sinir bozucu sakinliğiyle. “Ama konuştum!” Diye çıkıştım. “Bu aptal valiz neden ilerlemiyor!” Diye öfkeyle söylendim ve çekiştirdim, takılan tekerleği dönmeye başladığında ilerlemeye devam ettim. “İyi ki de seni dinlemeyip konuşmuşum! Adam resmen bizi aptal yerine koyuyormuş, bizim halimizi gördükçe gülüp eğlendiğine eminim!” Diye çıkıştım yürürken, nereye gittiğimi bilmiyordum ama yürüyordum işte. Çok sinirlenmiştim, keşke Eren karşımda olsaydı da iki yumruk atsaydım. “Ablam biliyor muydu acaba?” “Sanmıyorum.” Dedi. “Meyra bilse bunca yıl saklamazdı.” “Ne olacak şimdi?” “Ne demek ne olacak? Ben araştıracağım biraz ve sende bu süreçte sakın ama sakın bir şey belli etmiyorsun.” Dedi uyarı dolu sesiyle. “Şuan her şey bizim istediğimiz gibi ilerlemeli ki sonuca ulaşalım. Eren’i ve Alp Çakırlı’yı araştıracağım bakalım ikisi aynı kişi mi?” “O herif benim abim değil! Buna eminim! O soğuk nevale benim abim olamaz!” “Sen çok mu farklısın?” Dedi alayla, göz devirdim. “Bana öz abimi bul Mirza.” Dedim. “O herif benim abim değil, asıl abim kimmiş onun bul belki bu şekilde o adamın amacını da anlarız. Acaba Hazal bir şey biliyor mudur?” “Hayır, senin bir abin olduğunu bile yeni öğrendi.” Dedi, bildiğini düşünmüyordum zaten ama yine de şansımı denemek istemiştim. “Merak etme, halledeceğim hepsini.” Dedi. “Sen de beni dinle ve sakın ama sakın öfkene yenik düşüp de gidip Eren’e hesap sorma Mayıs sakın.” “Of!” Dedim bıkkınlıkla. “Anladım! Salak değilim!” “Umarım.” Dedi, göz devirdim ve telefonu kapattım. O herif kimdi ve amacı neydi bilmiyordum ama en sonunda öğrenecektim. Kendisini bana abim olarak tanıttığına göre abimi tanıyor ve biliyor olmalıydı aksi taktirde böyle bir yalan söylemesi imkansızdı. Ama bu yalanının ortaya çıkacağına hiç mi ihtimal vermişti? Hiç mi düşünmemişti? Anlayamıyordum. Nefesimi verdim, Mirza araştırıp bir şeyler bulana kadar dediği gibi sessiz kalmam en mantıklısıydı. Bir taksi çevirip evin adresini vermiştim. Eve geldiğim zaman salondan gelen seslerle herkesin burada olduğunu anlamıştım, Barış söylemişti zaten ama çoktan dışarı çıkmışlardır diye düşünüyordum. “Mayıs!” Dedi eve geldiğimi fark eden Efsun. “Barış işin olduğunu söylemişti.” “Evet, işlerim vardı ama hallettim.” Dedim. “Siz? Dışarı çıkacaksınız sanıyordum.” “Çıkacağız birazdan, saatin biraz daha geçmesini ve akşam olmasını bekliyorduk.” Dedi. “Gelsene sen de.” “Yok, çıkın siz hiç havamda değilim.” “Hadi bak kafan dağılır biraz.” Dedi bakışları üzerimdeyken. “Hadi hadi itiraz etme.” “Peki.” Dedim pes ederek. “Hazırlan, çıkacağız birazdan.” “Nereye gideceğiz?” Diye sordum. Onun üstünde beyaz bir kazak ve altında da mavi kot pantolon vardı. “Sahile.” Dedi sakince. “Havalar iyice soğudu, kalın giyin biraz.” Kasım ayının ortalarındaydık ve havalar iyice soğumaya başlamıştı, akşamları daha da soğuk oluyordu. Odama girdiğimde valizi kenara koydum ve valizi açıp da içinden kıyafet bulmaya üşendiğim için dolaptaki kıyafetlere bakındım, elimde olanlarla idare edecektim çünkü şuan valizle uğraşmak istemiyordum. Üstüme lacivert bir kazak ve altıma da pantolon giyinmiştim. Açık olan saçlarıma hiç dokunmadan odadan çıkmıştım. Evden çıktığımız zaman sahil kenarında geldiğimiz zaman kafelerden birine oturmuştuk, bakışlarım denize takıldı, daha birkaç saat önce yine bir deniz kenarında oturuyorduk ve yeniden bir deniz kenarına gelmiştik. Fakat kafam o kadar dağınıktı ki asla konuşulanlara odaklanamamıştım. Odaklanıp sohbete dahil olmak için çok çabalamış fakat asla becerememiştim ve onların da modunu düşürmemek için halsiz old…