9. Bölüm
Yazar: Mercan Esila

Hayatım boyunca verdiğim bütün kayıplarda kendimi üzgün hissetmiştim, hepsinde kalbim sızlamıştı ve büyük bir özlemle içim dolmuştu. O kişinin bir daha hiç olmayacağı, iyi ya da kötü hiçbir anımızın tekrar olmayacağını bilmek her seferinde canımı çok yakmıştı ve çok büyük bir boşluk hissetmiştim. Ama şuan ne hissettiğimi ya da hissetmem gerektiğini bilmiyordum. Üzülmeli miydim? Hayır, o kadın benim ablamı ölmüştü. Peki sevinmeli miydim? Hayır o bir zamanlar benim en yakın arkadaşımdı ve ben bu kadar merhametsiz değildim. Ne hissetmeliydim? Hep hissettiğim o boşluk hissi yoktu, belki de onu çoktan kendi içimde bitirdiğim için yoktu ama ne hissetmem gerektiğini bilmemek de çok zordu. Dudaklarımdaki gülümseme silindi, “Ne?” Dedim çatık kaşlarımla. “Nasıl?” “Sabah odasına girdiğimde onu ölü buldum, biri eve girmiş ve onu öldürmüş yetmezmiş gibi not bırakmış. Ne işin varsa bırak ve çabuk buraya gel.” “Tamam.” Dedim telaşla. “Hemen geliyorum.” Telefonu kapatıp ayaklandım. “Benim hemen çıkmam lazım, kahvaltı için çok teşekkür ederim.” “Bir sorun mu var?” Diye sordu telaşlı halimi izlerken . “Evet, ufak bir sorun.” Dedim telaşla mutfaktan çıkarken ve odama girdim, hızlıca üstümü değiştirip evden çıktım ve bir taksiye atladım. Evin önüne geldiğimiz zaman ücreti ödeyip indim ve bahçe kapısından içeri girdim. Kapının önüne geldiğimde art arda zile bastım, çok geçmeden Aras kapıyı açmıştı. “Nerede?” Dedim hızla. “Çalışma odasında seni bekliyor.” Dediğinde hızla içeri girdim. “Mayıs.” Demesiyle durdum ve ona baktım. “Ne olursa olsun, ne karar verirsen ver yanındayım, biliyorsun değil mi?” Gülümsedim, ona sarıldım. “Biliyorum.” Dedim ona sarılırken ve ayrıldığımız zaman ona bakıp konuşmaya devam ettim. “Seni çok seviyorum.” “Biliyorum.” Dedi, göz devirdim ve omzuna vurdum, acı içinde inlediğinde eli omzuna gitti. “Ben de seni seviyorum ama keşke omzumu çıkarmasaydın.” Güldüm ve yanından ayrılıp hızla aşağı indim. Onu ve dostluğunu seviyordum, herkes gitse bile o kalır her daim yanımda olurdu, biliyordum ve ne olursa olsun her daim yanımda görmek istediğim kişi de oydu. Aras gibi bir dosta sahip olduğum için çok şanslıydım. O benim hiç sahip olmadığım erkek kardeşimdi. Çalışma odasına girdiğimde her zamanki yerinde oturmuş elinde kalemi çevirip duran Mirza’yı gördüm, bakışlarını masaya dikmişti. “Nasıl oldu bu?” Dedim, bakışları bana döndü. “Bilmiyorum.” Dedi sakince. “Odasına girdiğimde ölü buldum, yanında bu not vardı.” Dediğinde masanın üstündeki notu gördüm, yanına ilerledim ve nota baktım. Kağıdın köşesinde kan vardı, bu kan Hazal’a ait olmalıydı. Yanlış yoldasın, bu işin peşini bırak Mirza yoksa sadece sevdiğin kadını değil hayatındaki herkesi kaybedeceksin. Eski bir dost. Bakışlarım Mirza’ya döndü, “Bunu kim bıraktı biliyor musun?” Dedim. “Hayır.” Sıkıntıyla nefesini verdi. “Eskiden çok düşmanım vardı, hangisi yazdı, kim yaptı bilmiyorum.” “Eren yapmış olabilir mi?” Dedim merakla, belki konuşmasından korktuğu için Hazal’ı öldürmüş olabilirdi. “Sanmam.” Dedi. “Bu onun yazısı değil zaten.” Kağıdı masanın üstüne bırakıp nefesimi verdim, “Yapacağın tek şey Hazal’ı elinde tutmaktı onu da beceremedin!” Diye çıkıştım öfkeyle. “Şimdi de suçlu ben mi oldum?” Dedi. “Evet!” Diye çıkıştım. “Senin evine, evinde kilitli olan odaya rahatça girip Hazal’ı öldürüp çıktılar ve senin ruhun bile duymadı! Farkında mısın bilmiyorum ama senin de suçun var, şuna bak! Hiçbir şeyi beceremiyorsun! Adamların hain çıkıp ablamı öldürüyor, bizi kandırıyor! Rahatça eve girip çıkıyorlar!” “Mayıs, o sesinin tonuna dikkat et.” Dedi. “Etmezsem ne olur? Sende beni mi öldürürsün?” Diye çıkıştım. “Yapacağın tek bir şey vardı! Tek bir şey! Al bak öldü daha da kimseden bilgi toplayamayız!” “Hazal öldü diye mi bu sinirin yani? Ne o, arkadaşının ölmesine çok mu üzüldün?” “Hayır! Sinirlendim çünkü onun sayesinde öğrenecektik her şeyi! Şuan her şeyi anlatıp konuşmasa da zamanla pes edip anlatacaktı!” Diye öfkeyle çıkıştım, sinirlenmiştim çünkü Hazal elimizdeki tek ve belki de so…