DengeSizler - 1

DENGESİZLER - 1 - 5. Bölüm – Davetsiz

Yazar:

DengeSizler - 1 - Ramazan DEMİR kitap kapağı
DengeSizler - 1 kitap kapağı

DENGESİZLER - 1 5. Bölüm – Davetsiz Girmediğin Eve Girilmişse Kardeş, Mesele Artık Hatıra Değildir. MUZAFFER’İN ANLATIMIYLA Öylece, annemin eski evinin bahçesinde, ahşap bir sandalyede oturuyordum. Ev çoktan terk edilmişti ama bahçe hâlâ yaşıyordu; toprağın altında kökler, üstünde suskun bir bekleyiş vardı. Elimde küçük bir bıçak vardı, ucuyla toprağı ağır ağır eşeliyordum. Ne aradığımı bilen biri gibi değil, neyi bulmak istemediğini bilen biri gibi. Bıçağın ucu toprağa her değdiğinde, sanki gömülü bir anıya dokunuyor, geçmişten bir şeyleri yerinden oynatıyordum. Çocukluğumun ayak izleri, annemin sesi, geceleri açık kalan bir pencere hepsi bu bahçenin içinde, görünmeyen bir düzenle hâlâ duruyordu. Ramo bahçeye girdiğinde başımı kaldırmadım. Ayak seslerini duymuştum; kimin geldiğini sormaya gerek yoktu. Bu evde adımlar tanıdık olurdu, yabancı kalmazdı. Ramo birkaç adım ötede durdu, konuşmadı. Bu sessizliğin bozulmaması gerektiğini biliyordu. Çünkü bu bahçede söylenecek her kelime, ya çok geç ya da çok erken olurdu. Toprağı eşelemeye devam ettim. Bıçak bir taşa takıldı, kısa bir ses çıkardı. Sonra durdum. Konuşan bendim. Sesim sakindi ama dingin değildi. İçimde uzun süredir biriken bir şey, sonunda yüzeye çıkmak ister gibiydi. “Bazı şeyler,” dedim, “gömülür ama unutulmaz. İnsan üstünü kapattığını sanır. Oysa toprak sadece saklar.” Bir an durdum. Bıçağı avucumun içinde çevirdim. “Annem burada bir şeyler saklardı. Eşyayı değil, suskunluğu. Ben de yıllarca aynısını yaptım.” Ramo hâlâ susuyordu. Bahçeye yayılan gece serinliği, ikimizin omuzlarına aynı ağırlıkla çökmüştü. “Şimdi,” diye devam ettim, “ne kadar eşelersem eşeleyeyim, aradığım şey çıkmıyor. Çünkü mesele toprakta değilmiş.” Başımı ilk kez kaldırdım. Gözlerim Ramo’ya değil, evin karanlık pencerelerine kaydı. “Mesele insanın içinde ve bazı şeyler oradan sökülmeden… hiçbir savaş bitmiyor.” Bıçağı toprağa bıraktım. Elim boş kaldığında, ilk kez gerçekten yorulduğumu hissettim. Ramo o zaman bir adım attı ama hâlâ konuşmadı. Çünkü bazen en doğru cevap beklemektir ve o bahçede, beklemek bile bir itiraftı. “Artık bize değil, çevremize dokunmaya çalışıyorlar.” Ramo yaklaştı. “Ferit’e not bırakıp gitmişler.” Başımı kaldırdım. “Demek izlenmek istemiyorlar. Çünkü artık biz sadece gözükmüyoruz, gölge oluyoruz.” Avcumdaki toprağın soğukluğu, damarlarımdaki öfkeyi dindiriyordu. Yakup köşede belirdi. Sessizce yaklaştı. “Elimde yeni bir bilgi var,” dedi. “Reşat, bu gece Yusuf’un yanına gidecek. Özel bir mekânda toplanıyorlar ama sadece ikisi değil. O Kaya denilen herif de orada olacakmış.” Yerimden kalktım. Toprakta eşelediğim bıçağı bıraktım; artık eylem vaktiydi. “O zaman artık geceyi biz seçeceğiz.” Yakup başını eğdi. “Ve biz geldiğimizde ışıklar açık olmayacak.” Ceketimi silkelediğimde kalkan tozlar, verdiğim kararın tek tanığıydı. Gece, İstanbul’un caddelerine sis gibi inmişti. Trafik azalmış, sokak lambaları titrek bir ışıkla yanıyordu. Herkesin uyuduğunu sandığı bir saatte, şehir aslında en uyanık hâlindeydi. Çünkü kararlar, daima uykuyla kandırılmış sokaklarda alınırdı. Ben, Yakup ve Ramo, Esenyurt’un arka sokaklarından birinde duruyorduk. Önümüzde, dışarıdan bakıldığında eski bir tekstil atölyesi gibi görünen üç katlı bir bina vardı. Ancak içerideki araç sayısı, kapı önündeki iki adamın kulaklıkla konuşması, bu yapının sadece atölye değil, bir komuta merkezi olduğunu bağırıyordu. “Burası,” dedi Yakup. “Reşat iki saat önce girdi. Yusuf ondan sonra geldi ve Kaya, onu sadece iki adam gördü. Geldiğinde kimseyle konuşmadı, ama herkes onun geldiğini fark etti.” Göz göze gelmeyen ama herkesi susturan biri. Korku böyle yönetilir. Binanın pencerelerinden sızan o sönük ışık, içerideki kirli oyunları ele veriyordu. Ramo çantasından küçük bir dürbün çıkardı. Yan binanın çatısına çıkan metal merdivenden yukarı çıktık. Ramo binayı dürbünle tararken konuştu: “Üçüncü katta ışık sönük ama içerdekiler sigara içiyor. Arada biri kalkıyor, perdeyi aralıyor. Dışarıyı kontrol ediyorlar. İçeride en az be…

Bölümün tamamını WritePad'de oku