DengeSizler - 1

DENGESİZLER -1 - 2. Bölüm – Hesap

Yazar:

DengeSizler - 1 - Ramazan DEMİR kitap kapağı
DengeSizler - 1 kitap kapağı

DENGESİZLER - 1 2. Bölüm – Hesap Bazı Vedalar Toprağa Verilmez Yeğen; İnsanın İçine, Ruhuna ve Gönlüne Gömülür. MUZAFFER'İN ANLATIMIYLA Mezarlıktan ayrıldığımızda hava daha da ağırlaşmıştı. Sabaha doğru güneş tepeden parlıyordu ama bir türlü ısıtmıyordu içimi. O aydınlığın içinde insanın içi daha da kararıyordu. Mezarlığın kapısından uzaklaştıkça, ardımda kalan toprağın ağırlığını omuzlarımda taşıyordum. Arabanın içine bindiğimizde kapı sesi bile fazla geldi kulağıma. İçeride derin bir sessizlik vardı; konuşulsa bozulacak, bozulsa bir daha toparlanmayacak bir sessizlik. Ramo direksiyona sıkıca tutunmuştu. Gözlerini yoldan ayırmıyor, aynaya bile bakmıyordu. Sanki baksa, arkasında kalanları tekrar görmek zorunda kalacakmış gibi, gözlerindeki o sabit duruş, dikiz aynasından sızacak her türlü hatırayı reddediyordu. Ben ise camdan dışarı bakıyordum. Gözlerim bilinçli bir yere takılmıyordu; şehir kendini önüme atıyordu zaten. Geçen her bina, her yol, her köşe bir anı gibi yüzüme çarpıyordu. Bazıları çocukluğumdan kalmaydı, bazıları içerideyken büyümüştü. Ben yokken değişen her şey, bana benim ne kadar eksildiğimi hatırlatıyordu. Trafik akıyordu, insanlar bir yerlere yetişiyordu, kimse mezarlıktan çıkmış iki adamın arabasının içindeki sessizliği bilmiyordu. Ramo vites değiştirirken çıkan o kısa metal sesi, sanki arabanın içindeki tek canlı şeydi. Arada bir direksiyonu sertçe çeviriyor, sonra tekrar aynı suskunluğa dönüyordu. İstanbul her zamanki gürültüsüyle dışarıda akıp giderken, arabanın içindeki o nemli ve soğuk hava genzimi yakıyordu. Benim içimdeyse başka bir yolculuk vardı. Annemin İzlerini silemiyordum içimden. Bazı izler silinmez; silinirse insanın içi daha çok acır. Ramo bir şey söyleyecek gibi oldu. Dudakları aralandı ama vazgeçti söylemedi en doğrusu buydu belki de. Araba ilerledikçe mezarlık geride kaldı ama içimdeki ağırlık benimle gelmeye devam etti. Bazı ayrılıklar kapıdan çıkınca bitmez. İnsan, mezarlıktan ayrılır ama mezarlık insandan ayrılmaz. “Bir yere uğramamız gerek,” dedi Ramo sonunda. Gözlerimi camdan ayırmadan sordum: “Kim var?” Ramo’nun sesi ciddi ve ölçülüydü. “Yusuf.” Bu tek kelimeyle hızlıca bakışlarım cama değil, içeriye döndü. Yusuf, eski çocukluk arkadaşımdı. Mahallenin ortasında birlikte büyümüştük. İlk sigarayı birlikte içmiş, ilk dayaktan sonra birlikte ağlamıştık ama bir noktada yollar ayrılmıştı ve o ayrımın nerede başladığı hâlâ bir muamma gibi içimde duruyordu. Yusuf’un ismini duymak, içimdeki zehrin acı bir tat bırakması demekti. Gırtlağıma oturan o kuruluk, Yusuf’un adıyla beraber iyice belirginleşti. “Ne zamandır buralarda?” diye sordum. “İki senedir. Arif Kıran’la bağlantı kurmuş,” dedi Ramo. “Küçük işler çeviriyor ama büyümek istiyor. Mahallede senin adını duyunca paniğe kapılmış.” Gözlerimi kapadım, derin bir nefes aldım. Burnuma Yusuf'un ihanet kokusu geliyordu, sanki odayı çürümüş bir koku sarmıştı. “Beni öldü sanan çoktur.” Ramo gözlerini yoldan ayırmadan başını gülerek salladı. “Bazıları da ölmeni dileyenlerden.” Ramo’nun bu kısa gülüşü, aslında sokağın o acımasız gerçekliğinin tek onayıydı. Az sonra araba durdu. Burası eskiden terk edilmiş bir oto tamircisiydi. Şimdi demir kapısı siyaha boyanmış, camları filmle kaplanmıştı. Kapının önünde iki genç sigara içiyor, biri telefonla oynuyordu. Araba yaklaşınca biri hızla içeri girdi. Kapıyı açtım, torbamı almadan indim. Ramo da peşimden geldi. Kapı açıldı. İçeride loş bir ışık vardı. Beton duvarlara gri perdeler asılmış, içeride kalın halılar serilmişti. Bu, bir ofis değildi; bu, mahallenin içinde kurulan küçük bir tahttı. Yusuf, kendine yasadışı bir krallık kurmuştu. Etrafa yayılan o ağır parfüm kokusu, rutubetli betonun kokusunu bastırmaya yetmiyordu. Yusuf, arkası dönük halde camın önünde duruyordu. Duyduğu ayak seslerinden kimin geldiğini anlamış gibiydi ama hemen dönmedi. Elleri cebindeydi. Sigarasından bir nefes daha aldıktan sonra yavaşça döndü. Göz göze geldiğimizde zaman bir an için büküldü sanki. İki çocukluk dostu. Aynı sokakta…

Bölümün tamamını WritePad'de oku