DengeSizler

⚖️ BöLüM - 14 ⚖️

Yazar:

DengeSizler - Ramazan DEMİR kitap kapağı
DengeSizler kitap kapağı

『☠️ 𝕯𝖊𝖓𝖌𝖊𝕾𝖎𝖟𝖑𝖊𝖗 ☠️』 💎 14. BöLüM - KıRMıZı GeCe 💎 𝔹𝕒𝕫ı 𝔾𝕖𝕔𝕖𝕝𝕖𝕣 𝕍𝕒𝕣𝕕ı𝕣, 𝕐𝕖ğ𝕖𝕟... 𝕊𝕒𝕕𝕖𝕔𝕖 𝕂𝕒𝕣𝕒𝕟𝕝ı𝕜 𝔾𝕖𝕥𝕚𝕣𝕞𝕖𝕫; 𝕊ı𝕣𝕝𝕒𝕣ı, İ𝕙𝕒𝕟𝕖𝕥𝕚 𝕍𝕖 Ö𝕝ü𝕞ü 𝔻𝕖 𝔹𝕖𝕣𝕒𝕓𝕖𝕣𝕚𝕟𝕕𝕖 𝕋𝕒şı𝕣... 𝕆 𝔾𝕖𝕔𝕖 𝔸𝕥ı𝕝𝕒𝕟 ℍ𝕖𝕣 𝔸𝕕ı𝕞ı𝕟 𝔹𝕚𝕣 𝔹𝕖𝕕𝕖𝕝𝕚, 𝕊ı𝕜ı𝕝𝕒𝕟 ℍ𝕖𝕣 𝕂𝕦𝕣ş𝕦𝕟𝕦𝕟 𝔹𝕚𝕣 ℍ𝕚𝕜â𝕪𝕖𝕤𝕚 𝕍𝕒𝕣𝕕ı, 𝕐𝕖ğ𝕖𝕟... Ş𝕖𝕙𝕚𝕣 𝕆 𝕊𝕒𝕓𝕒𝕙𝕒 𝔸𝕪𝕟ı 𝕌𝕪𝕒𝕟𝕞𝕒𝕫. Sistemin Gözünden İstanbul'un gecesi, her zamanki gibi suçun izlerini ustalıkla saklıyordu. Boğaz'dan yükselen serinlik, gündüzün gürültüsünü bastırmış; sokak lambalarının solgun ışığı, kaldırımlara düşen gölgeleri olduğundan masum gösteriyordu. Şehir, çoğu insan için çoktan uykuya teslim olmuştu. Perdeler çekilmiş, kapılar kilitlenmiş, hayat güvenli bir sessizliğe emanet edilmişti ama İstanbul'un her zaman başka bir yüzü vardı. Uykusuz, tetikte ve kana alışkın. Bazı sokaklar vardı ki orada zaman, kalp atışlarıyla ölçülür; göz kırpmak bile bedeli ağır bir gaf sayılırdı. O gece, işte o sokaklardan biri, sabaha kızıl bir hatıra bırakmaya hazırlanıyordu. Beşiktaş'ın arka sokaklarında, denize sırtını dönmüş, zamanın unuttuğu eski bir otel yükseliyordu. Dış cephesi dökülmüş, tabelasındaki harflerin yarısı karanlığa karışmıştı. Ancak çatı katında yanan tek bir ışık, içeride dönen oyunun büyüklüğünü ele veriyordu. Bu, sıradan bir buluşma değildi; bu, İstanbul'un yeraltı nabzının attığı yerdi. O odanın tam ortasında Sabri Kara oturuyordu. Yüzü sakin, bakışları soğuktu. Yaşı, onu tanımayanlar için belirsizdi; ne genç sayılırdı ne de yaşlı. Zaman, Sabri Kara'ya dokunmamayı öğrenmiş gibiydi. Resmî kayıtlarda adı geçmezdi, devlet arşivlerinde izi yoktu ama şehir onu tanırdı. Limanlardan gece kulüplerine, silah depolarından insan kaçakçılığına kadar uzanan görünmez bir ağın merkezindeydi. Onun onayı olmadan bu şehirde tek bir mermi yolunu bulamaz, tek bir kadın el değiştiremez, tek bir dolar yönünü şaşırmazdı. Sabri Kara, İstanbul'un karanlıkta atan kalbiydi. Toplantı sürüyordu. Masanın etrafında oturan adamlar konuşuyor, rakamlar fısıldanıyor, isimler yarım bırakılıyordu. Sabri Kara her zamanki gibi dinliyordu; az konuşur, çok görürdü. Tam o sırada cebindeki telefon, neredeyse fark edilmeyecek kadar kısa bir titreşimle kendini hatırlattı. Sabri Kara'nın bakışları bir anlığına sertleşti. Telefonu eline aldı. Mesaj isimsizdi, satırlar fazla açıklamaya ihtiyaç bırakmayacak kadar netti: "Seninle ilgili dosya açıldı.Temiz değilsen ilk kurban sen olacaksın.Eğer konuşmak istiyorsan, bu gece son şansın. Yer: Kartal / Gölge İskelesi.Saat: 03:00" Sabri Kara mesajı bir kez daha okudu. Yüzünde en ufak bir mimik bile oynamadı. Korku ona yabancıydı, ama tedbirsizlik asla. Bu şehirde uzun süre hayatta kalmanın tek yolu buydu. İçgüdülerine güvenir, fakat asla körü körüne teslim olmazdı. Bu mesaj, sıradan bir tehdit değildi. Birileri onun dosyasını açmıştı ve bu, savaş ilanı demekti. Masadaki konuşmaları tek bir el hareketiyle kesti. Ses tonu sakindi ama itiraz kabul etmezdi. Toplantı bitmişti. Adamlar ne olduğunu sormadı; Sabri Kara'nın yüzündeki ifade yeterince açıklayıcıydı. Çatı katından çıkarken sadece en güvendiği dört adamını yanına aldı. Diğerleri yerlerinde kaldı, sessizce. Merdivenlerden inerlerken binanın duvarları nem kokuyordu. Kapıdan çıktıklarında İstanbul gecesi onları yuttu. Farları kapalı siyah araç sokağın başında bekliyordu. Motor sessizce çalıştı ve araç, Beşiktaş'ın dar sokaklarından kaybolurken şehir, yeni bir sırrı daha bağrına bastı. Sabri Kara, arka koltukta camdan dışarı bakıyordu. Saat ilerliyordu. Kartal'daki Gölge İskelesi'ne giden yol, yalnızca mesafe değil, aynı zamanda bir yüzleşmeydi ve Sabri Kara, bu gecenin sıradan bir gece olmayacağını çok iyi biliyordu. Aynı saatlerde, şehrin başka bir ucunda Muzo çoktan harekete geçmişti. Sadık'tan gelen yeni konum, telefon ekranında birkaç saniye boyunca parladıktan sonra karanlığa karışmıştı ama etkisi, Muzo'nun zihninde yankılanmaya devam ediyordu. Bu, ert…

Bölümün tamamını WritePad'de oku