DEJAVU

Bölüm: 5

Yazar:

DEJAVU - Sev kitap kapağı
DEJAVU kitap kapağı

Karanlık, insanın zihnindeki sesleri bastırmıyordu; aksine her birini devasa birer çığlığa dönüştürüyordu. Odamın köşesinde, soğuk parkeye dizlerimi çekmiş otururken zamanın nasıl aktığını hissetmiyordum bile. Sol bileğimdeki gümüş yanığı zonkluyor, ama ruhumdaki o devasa yaradan sızan acının yanında fısıltı gibi kalıyordu. Bir hataydım. Babamın soğuk sesi odanın duvarlarında tekrar tekrar yankılandı. Onca yıllık eğitim, sürünün önünde aldığım yaralar, babamın gözüne girebilmek için harcadığım her bir nefes... Hepsi tek bir cümleyle silinip gitmişti. Zev ise şimdi o oymalı koltukta, babamın sağ tarafında zaferinin tadını çıkarıyordu. Dışarıda gün yavaşça doğarken, şatonun kasvetli ışığı penceremden içeri süzüldü. Akademiye gitme vakti gelmişti. Gitmeli miydim? Tüm sürü beni bir "başarısızlık" olarak görürken, Zev ilk Alfa adayı olarak gururla dolaşırken o akademinin kapısından içeri adım atmak... Bu, celladının ayağına kendi isteğinle gitmek gibiydi. Ama kaçmayacaktım. Vane’in beni tamamen ezmesine, bir köşede sinip ağladığımı görmesine izin vermeyecektim. Alfa koltuğunu elimden almış olabilirdi ama içimdeki gururu alamazdı. Ayağa kalktım. Dizlerim titriyordu ama çenemi dik tuttum. Üzerimdeki eşofmanları çıkarıp siyah, dar akademi üniformamı geçirdim. Sol bileğimdeki sargıyı ceketimin koluyla kapatıp odamdan çıktım. Şatonun koridorları her zamankinden daha sessizdi; sanki duvarlar bile babamın kararının ağırlığı altında sus pus olmuştu. Şatodan çıkıp akademiye doğru giden orman yoluna adım attığımda, sabahın soğuk sisi yüzüme çarptı. Adımlarım sert ama ruhum boşluktaydı. Akademi bahçesine vardığımda gerilim hissedilir derecedeydi. Sürüden gençler gruplar halinde fısıldaşıyor, ben yaklaştığımda sesleri anında kesiliyordu. Bakışlarındaki o acıma ve merak duygusunu görebiliyordum. Babamın sabahın dördünde ilan ettiği karar, sürü içinde bir yangın gibi yayılmıştı bile. Bakışlarım gölgelik alanda duran vampirlere kaydı; onlar da bana bakıyordu. Gözlerim hepsinin üzerinde tek tek gezindi. Bakışlarım son olarak Kaelen’ın üzerinde durdu. Duvara yaslanmış, doğrudan bana bakıyordu. Onun bakışlarında bir merak ya da diğerlerindek gibi acıma duygusu yoktu... Kapkaranlık gözlerinde hiçbir duygu yoktu. Dipsiz bir kuyu gibi simsiyah, soğuk bir boşluk vardı sadece. "Bugün odandan çıkmazsın diye düşünüyordum." Arkamdan gelen o mide bulandırıcı sesle yüzümü buruşturdum. Zev. Beni o ormanda, ölümün eşiğinden sadece tek bir kez kurtardı diye ona bir ömür minnet duyacağımı sanıyordu. O tek kurtarışın arkasına sığınarak koruyucum rolleri kesmiş, beni körlemesine kendine inandırmıştı. Şimdi ise o sahte kahramanlığın ardındaki gerçek yüzü midemi bulandırıyordu. Arkamı dönmeden gözlerimi Kaelen’dan ayırmadım. Kaelen yaslandığı duvardan ayrılıp dikleşti; o kapkaranlık gözleri artık arkamdaki gölgeye bakıyordu. Yavaş ve kararlı adımlarla sesin geldiği tarafa doğru döndüm. "Efendim, Zev?" Yüzündeki o iğrenç gülümseme kelimelerimle birlikte daha da büyüdü. "Babanın verdiği karardan sonra odandan çıkmazsın sanıyordum." Kaşlarımı çattım. Neden çıkmayacakmışım ki? Benim de bir hayatım vardı sonuçta. "Neden çıkmayayım?" "Ben olsam," dedi Zev, adımlarını ağır ağır bana doğru atarak. "Bunca sene acısını çektiğim, uğruna kan döktüğüm amacın bir anda elimden alınmasına üzülürdüm. Hatta utancımdan odamdan bile çıkmazdım." Gülümsedim. Dudaklarımın kenarında beliren o küçük, soğuk tebessüm Zev’in duraksamasına yetmişti. Babamın Alfalık koltuğunu korumak ve o unvanı taşımak için birine neler yaptırabileceğini, ne tür bedeller ödettiğini bilmiyordu. Şu an sadece basit ve şanlı bir Alfa adayı olduğunu sanıyordu. Ona doğru bir adım attım. Bakışlarımdaki o dik duruş, onun iğrenç özgüvenini ufalamaya yetti. "Ben de artık üstümde o berbat yük olmadığı için rahat rahat yaşarım," dedim, sesimi tüm bahçenin duyabileceği ama sadece onun ruhunu kesecek bir soğukkanlılıkla. "Kendi ağzınla söylüyorsun Zev; Alfalık için yıllarca acı çektim. Şimdi sıra sende... O koltuğun altında…

Bölümün tamamını WritePad'de oku