DEJAVU

Bölüm: 2

Yazar:

DEJAVU - Sev kitap kapağı
DEJAVU kitap kapağı

Kafamı bile kırpmadan doğrudan gözlerinin içine bakarken, etrafımızdaki her şeyin silindiği o zamansız boşlukta ne kadar kaldığımızı bilmiyordum. Koridordaki o sağır edici, boğucu sessizlik, vampir veliahdının arkasındaki korumalardan birinin pelerinine çarpan gümüş zincirin çıkardığı metalik sesle bir anda kırıldı. Zaman, adeta donduğu yerden feryat ederek yeniden akmaya başladı. Etrafımızdaki öğrencilerin fısıltıları, postalların mermer zeminle yaptığı o amansız savaşın uğultusu ve Akademi'nin gürültüsü kulaklarıma dalga dalga geri döndü. Ama içimde hiçbir şey eskisi gibi değildi. İçimdeki kurt, o puslu ve delirtecek kadar tanıdık kokunun göğsüme bıraktığı kor ateş yüzünden hâlâ pençelerini derime geçiriyor; görünmez zincirlerini koparmak ister gibi vahşi bir açlıkla ona doğru çekiliyordu. Kendimi dizginlemek, bir Alfa kızı gibi dimdik durmak hayatımın en zor savaşı haline gelmişti. Vampir veliahdı, adımlarının o kusursuz, asil ritmini bozmadan yürümeye devam etti. Sanki az önce tam kalbinden vurulan, o sarsılmaz maskesi çatlayan adam kendisi değilmiş gibi, korumalarının eşliğinde aramızdaki görünmez hatta paralel bir şekilde bana doğru ilerledi. Aramızdaki mesafe kapandıkça, tenimdeki o sıcak kurt kanının buz kestiğini hissedebiliyordum. Tam yanımdan geçeceği, o iki zıt dünyanın kokusunun havada çarpışarak birbirini zehirlediği o salisede duraksadı. O buzdan yontulmuş asalet maskesinin altından, sadece benim işitebileceğim, zehir gibi soğuk ve her bir hecesi jilet gibi keskin bir mırıldanma döküldü: "Yolumdan çekil, köpek." O an, damarlarımda akan Alfa kanı adeta saf bir öfkeyle alev aldı. Tırnaklarımın avcumun içindeki etimi kesen, oraya kan oturtan sızısını zerre umursamadan dişlerimi birbirine bastırdım. Bana bu kadar yakınken burnuma batan o eski kütüphane, küf ve ölümsüzlük kokusu zihnimdeki karanlık kapıları bir kez daha zorladı; ama gururum, zihnimdeki o bilinmez merakı tek bir hamlede ezip geçti. Omzumuz tam olarak hizalandığında, klanların yüzyıllardır çiğnemeye cüret edemediği o görünmez kutsal hattı milim farkla çiğneyerek ona doğru sert bir adım attım. Şimdi aramızda sadece birkaç santimlik, soluk bile almanın imkansız olduğu tehlikeli bir mesafe kalmıştı. Gözlerimi onun o koyu, hesap soran gözlerine diktim ve sesimdeki o vahşi kurt hırıltısını gizleme gereği bile duymadan fısıldadım: "Dikkat et, kan emici. Burada üzerinizde parıldayan o ceketlerin, pençelerimin altında ne kadar çabuk yırtılıp parça parça olacağını en iyi senin soyun bilir." Sözlerimin hemen ardından kulaklarımı tırmalayan, kibirli ve buz gibi bir kahkaha attı. O saniyede midemin bulandığını hissettim; bir insanın—ya da bir yaratığın—bu kadar itici ve insanı çileden çıkaran bir gülüşü olamazdı. Bu gülüş, zaten ucu ucuna zapt ettiğim öfkemi daha da harlamaktan başka bir işe yaramıyordu. "Kahkahası bile midemi bulandırdı, kan emici," diye mırıldandım nefretle. O sinir bozucu kahkahasını aniden kesti ve gözlerini tekrar yüzüme dikti. Başını hafifçe yana eğip yüzünü yüzüme doğru yaklaştırdığında aramızda sadece santimler kalmıştı. İkimiz de geri adım atmıyor, adeta birbirimizin nefesini soluyorduk. Kan kırmızıya çalan o gözler benimkilerle yeniden kesiştiğinde, derinlerdeki saf ve yakıcı öfkeyle yüzleştim. İki düşman klanın varisleri olarak birbirimizden nefret etmemiz gayet doğaldı; ama bu öfkenin altında yatan o yabancı hissin neden bana bu kadar tuhaf ve tanıdık geldiğini bir türlü anlamıyordum. "Asıl senin varlığın benim midemi bulandırıyor, köpekçik," dedi sesini alçaltarak. Her bir kelimesi meydan okuyordu. İçimdeki kurt pençelerini serbest bırakmak için delirirken, elimi havaya kaldırıp doğrudan o kusursuz yüzüne saldırmaya hazırlanıyordum ki bileğim havada, katı bir güçle durduruldu. Hızla kafamı çevirip hamlemi bölen kişiye baktım. Akademi profesörlerinden biriydi. Gözleri, aramızdaki o ölümcül çekim ve nefret dalgasını tartmak ister gibi ikimizin arasında gidip geldi. "Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?" dedi sesi koridorda yankılanırken. "…

Bölümün tamamını WritePad'de oku