5.Bölüm
Yazar: Benef

Fazlasıyla heyecanlanmıştım.Aslında cafeye girene kadar gayet iyiydim.Fakat onu gördükten sonra fazla gerilmiştim.Hatta bir ara 'acaba gitsem mi?' desem de işte o anda beni görmüştü. Karşısına oturduktan sonra ilk konuşan o oldu."Ne içmek istersin?" dedi. İlk önce önümdeki menüden içecekler kısmına göz geçirdim."Alkolsüz Virgin Mojito" dedim. Başta garipçe baktı bana.Ardından "bu havada?" dedi. Mayıs ayının o nadir soğuk günlerinden birindeydik.Fakat ben soğuğu kafaya takmayıp istediğim soğuk içeceği tüketebiliyordum.Ve bu yüzden genel olarak regl günlerim benim için ağrılı geçiyordu. "Evet.Hava bence gayet güzel" dedim.Dalga geçiyordum tabiiki de.Nefret ederdim soğuktan.Fakat bu sadece hava için geçerliydi. "İstersen içeriye geçebiliriz" dedi fakat ben başımı sağa sola sallayarak onu reddettim. Yanımıza gelen garson siparişleri almıştı.Ali kendine kahve sipariş vermişti.En nefret ettiğim şey kahveydi.Nasıl içebiliyorlardı?Birde Caffé Americano sipariş etmişti. "Meyra aşık olduğun birisi ya da sevgilin var mı?Eğer varsa söyle bu konu açılmadan kapansın." dedi.Sanırım benimle o nikah masasına gönlümde kimse olmamasını isteyerek oturacaktı. "Hayır yok" dedim. Başını salladıktan sonra tekrar bir soru sordu."Eğer için bu evliliğe karşı rahat değilse,istemiyorsan ben hallederim bir şekilde" dedi.Tam soru olmasa da benden net bir cevap bekliyordu. "İçim tamamiyle rahat.Merak etme" dedim.Belki bu anlaşmayı kabul etmemin bir diğer sebebi de o olmasıydı. "Biliyorum belki için de ufakta olsa bir şüphe vardır.Eğer hayatımda biri olsaydı senin karşına bile oturup konuşmak istemezdim.Bende seninle aynı duyguyla bu masaya oturdum.Yalana gerek yok sana karşı net olacağım" dedi.O derin bir nefes alırken o sırada garson siparişlerimizi masaya getirmişti.Garsona teşekkür ettikten sonra konuşmasına devam etti. "Bu evlilik zamanından önce bitebilir,boşanabiliriz ya da zamanla sen bana,ben sana ya da ikimizde birbirimize aşık olabiliriz.İhtimaller başını alıp gider böyle.Sadece kader bu.Senden tek istediğim birbirimize sadık olacağız sahte de olsa,gerçekte olsa.Birbirimizin hayatında birbirimizden başka kişiler olmayacak." dedi.Çok netti.Her ihtimali dillendiriyordu ve kabul edeceksem de böyle kabul etmemi istiyordu. "Yollarımız bir gün ayrıladabilir, ayrılmayadabilir tek istediğim şey karşılıklı saygı.En doğrusu da zamana bırakalım herşeyi.Zamanla daha net görürüz bazı şeyleri" diyerek tamamladım onu.O kahvesinden ilk yudumunu aldı.Bende mojitomdan.Fakat bu serin havaya karşı aldığım ilk yudum tüylerimi ürpertti. "Akşam bizdeymişsiniz" dedi.Başımla onayladım. "Sadece rahat ol Meyra.Çok fazla plan yapılacak üstümüze.Sen sadece dinle ya da dinlemiş gibi yap.Takma kafana" dedi.Her şeyi önceden tahmin edip benim gerginliğimi üzerimden atmaya çalışıyordu.Ve bu da beni çok mutlu ediyordu. "Peki sen nasıl kabul ettin böyle birşeyi?" diye sordum.Nasıl kabul etmiş olabilirdi ki?İstese ailesine karşı çıkabilirdi. "Akbulutlar.Onların tahttan indiği gün benim miladım olacak çünkü" dedi.Bu kadar nefret fazla mıydı sanki?Beklemezdim açıkçası.Ne istediğini tamamen açıkça bir şekilde ağzında gevelemeden söylemişti. "Yanlış anlama.Seni kullandığım yok.Eğer istemeseydin ben zaten konusunu açmazdım bir daha.Fakat sende onayladın bu durumu." diyerek açıklama yapmıştı.Fakat benim takıldığım nokta o değildi.Akbulutlar'a karşı olan o özel nefretinin sebebiydi.Fakat sormayacaktım.Belki kendisi başka zaman anlatırdı. O kahvesini ben de mojito'mu içmiş.Şimdi de terastan çıkış yapıp kasaya doğru gidiyorduk.Elimi çantama attığım gibi o çoktan hesabı ödemişti.Tekrardan konusunu açmadan onun yanından ilerlemeye başlamıştım.İkimiz asansöre bindikten sonra o otopark katına bastı.Fakat ben birinci kata bastım tekrardan.Anlamaz gözlerle bakarken " Taksi ile gideceğim.Sen benden sonra bir kat aşağı inersin" dedim.Aramızda herhangi bir resmiyet yoktu.Hoş olsa da bu saatten sonra herhangi bir önemi kalmazdı. "Bırakırım seni" deyip tekrar otopark katına bastı. Taksi ile uğraşmak zor…