Ayrılık haberi
Yazar: Benef

Sanırım bu dünyadaki en korkunç şeylerden biri de karışıklığı düzeltmekti. Çünkü dönen dedikodular yüzünden şuan herkes birbirinin yüzüne soru işaretleriyle bakıyordu. Rıfat bey babam ve bana,annem sadece bana,Halide hanım Eylül'e,Abim korkulu bakışlarıyla bana,Ali Bozdoğan maalesef ki yine bene bakarken Yusuf,Emir ve Zeliha kaostan beslenirlermişçesine birbirlerinin kollarına vururken bir yandan da gülmemek için birbirlerinin haricinde her yere bakıyorlardı. Ben ise yüzümdeki mimiksiz bir ifadeyle yavaşça zeminden bakışlarımı çekip babama döndüm "Millet ne diyeceğini bilmiyor işte karıştırıyorlar ortalığı.......hem o haber barışma değil ayrılma olacaktı." son dediğim lafı derken Eylül'e dönmüştü otomatikmen bakışlarım. Babamın az önceki gerginliği yerine sevinci koyarken anlamadığım şekilde gözleri parlamaya başlamıştı."Neyse,amcacığım sende Allah aşkına şu haber kaynağını değiştir Eylül.Malum yanlış haberler yanlış anlaşılmalara yer açıyor ." dedi Eylül'e. Eylül ise babama zoraki bir gülümseme yolladıktan sonra ağır çekimde bakışları bana dönmüştü.Sanırım vereceğim tepkiden korkuyordu.Korkmalıydı da.Nasıl milletin içinde böyle bir hâle ikimizi de sokabilirdi? Yavaşça Eylül'ün koluna girdikten sonra tuvalet tarafına,en köşeye sürüklemiştim onu.O ise hiç sesini çıkarmamış, bana ayak uydurarak yanımda sessiz adımlarla gelmişti. "Başla bakalım Eylül hanım?" dedim onu karşıma alarak. "Kuzenlerin birtanesi Meyra,vallahi de billahi de çok ses vardı.Benim sesim duyulmaz sandım.Ben nereden bilebilirim ki herkesin duyacağını" dedi. "Nereden duydun?Kim dedi ya sana bu yalan haberleri,kaynağı kim?" dedim. fazla sinirliydim çünkü bizim ayrılma haberlerimizin yayılması gerekirken barışma ihtimalimiz yoktu. "Söylemezsem?" dedi daha fazla çatılan kaşlarımla "anlamadım" dedim. "Metehan dedi barıştık diye." dediğinde başta çok şaşırmıştım.Bu adam benimle terasta konuştuktan sonra gerçekten Eylül'e bunu mu demişti?Haddini gerçekten aşmıştı.Bir insanı bu kadar zorlama hakkı yoktu.Eylül nasıl buna inandı anlamamıştım. "Hem amcam bayağı sevindi herhâlde ayrılmanıza.Ama amcam da haklı.Amcam has erkeği,has adamı sever.Metehan biraz yapmacık ya.Hem masadaki bu bir tane çocuk vardı ya; böyle spor tarzı giyinmişti,saçları bayağı havalıydı,ela gözlü,kumralımsının bir koyusu o ne iş.Ama çocuk barıştınız mı dediğimde bir kaşları çatıldı gibi.Kesin sev-" dedi Cümlesini bölerek nefes almasına müsaade ederek ben kendim konuşmaya başladım."Mümkünse babam ve annem'in yanında şu çeneni tut.Sonra ben uğraşıyorum.Ayrıca ben onunla harışmam.Terasta konuştuk sana demeden önce.Gayet güzel güzel olmayacağını anlattm.O da anladı sandım başta.Ama hiç anlamamış.N'acağım bilmiyorum." "Görmezden geleceksin" dedi Eylül.Kısa ve net bir şekilde. "Yüz almaz mı?Daha fazla saldırmaz mı?Tanıyorum onu,istediğini almadan durmaz" dedim.Bir yol bulmalıydım. "Şimdilik görmezden geleceksin.Haddini aşarsa biz de kuralına göre oynarız" dediğinde fazla ciddi görünüyordu Eylül.Az önceki telaşlı hâli de gitmişti. "Sen önceki hayatında mafya mıydın,doğru söyle?" dedim şakacı bir tavırla.Çünkü bu ciddiliği bana komik gelmişti. "Tabii aslan.Âlem bizden sorulur" bu ağır abi tarafıyla birlikte yüzüm iyice buruşurken "Eylül sakın bir daha yapma" dedim.Arkadaşlarımın yanına gideceğim diyerek ayrıldı yanımdan.O gittikten sonra ben de insanlarla konuşmaya gittim.Çünkü gerçekten bu tarz davetlerde görünmek lazımdı.Yayılan ayrılık haberlerinden sonra milletin ne diyeceği belli olmazdı.Onlara görünmememin altında depresyonda olduğumu bile sanarlardı ya da daha koyu birşey. Eylül benim kuzenimdi,amcamın kızıydı.Küçüklüğümüzden beri yakındık.Hem dert ortağım hem de kardeşimdi. Masaya döndüğümde Ali Bozdoğan yoktu masada.Abim beni gördüğü an gözleri ile beni tehdit ediyordu.Öfkeli bakışları üzerimde gezinirken hafif bir el işaretiyle 'gel' dedi.Temkinli adımlarımla yanına ulaştığımda konuşmaya başlamasını bekledim. "Ayrıldınız mı Metehanla,doğru söyle?" dedi. "Evet abi.Duymadın mı ne dediğimi?" dediğim…