Davet
Yazar: Benef

İnsan gerçekten şükretmeyi bilmeyen bir varlıktı.Ne kadar kazanırsa kazansın,ne kadar sahip olursa olsun yetinmezdi.O yüzden ömrünü sevgiyle mutlulukla geçirmekten ziyade her zaman daha fazlasını kazanmaya hedeflerdi. İnsan ömrü gerçekten böyle geçer mi? Bence geçmezdi,çünkü bu hayat Yaradanın bizi imtihan ettiği fani bir yer olabilirdi.Fakat duygusuz bir robot gibi sürekli daha fazlasına sahip olmak hayatı sıkıcı haline getirir ve bizi de açgözlü yapardı Kendimden örnek verseydim şayet;Evet,para derdinin olmayacağı bir hayat için çalışıyordum.Ama bir yandan da aile duygusunu dolu dolu yaşamak isterdim.Mutlu bir eş,mutlu bir hayat ve mutlu bi aile benim için en güzeliydi.Fakat böyle bir hayat düzeninde imkânsız gibi geliyordu bana. İtibar'ın konuşulduğu bu gece çok şık bir organizasyon ile iç içe olan bir mekândaydı.Bu geceyi önemli kılan şey Çakırca Şirketleri'nin 35.Yıldönümü idi.Babam Mehmet Çakırca gecesini gündüzüne katmıştı bu şirket için.Çünkü dedemin,yani Rafet Çakırca'nın bıraktığı emanete,servete sahip çıkmak istiyordu ve bunu başarıyordu da. Babam ve annem davetlilerle ilgilenirken bende ileriki aylarda planladığım defile için ekiple telefon üzerinden çeşitli görüşmeler yapıyordum.Abim Turan Ali ortalıkta gozukmese de buralardaydı.Cunku babam onu sıkı tembihlemişti. Yanıma gelen annem ve babama bir yandan bakarken bir yandan görüşmeyi sonlandırıyordum. "Tamam Hafsa bana müsait oldukları saatleri program hâlinde at." dedikten sonra telefonu kapatıp ikisine döndüm. "Abin nerede?" dedi annem. "Bilmiyorum" dediğimde buna sinirlenen babam konuşmaya başladı. "Bari davet GECESİ'NDE ortadan kaybolma.Ama dur ben ona ne yapacağımı biliyorum.Ne zaman akıllanacak bu çocuk?" "Davetteydi biraz sakin olur musun?Gelir birazdan arkadaşlarının yanına gitmiştir" dedi annem. Abim birkaç dakika sonra yanımıza geldi.Çok şık ve spor görünümlü olan bir takım elbise giymişti.Saçları da her zamanki gibi dağınıktı. Abimin tarzını çok seviyordum.Çünkü ciddi ortamlarda bile Spor tarzından vazgeçmezdi.O da onu cekici ve yakışıklı hâle getiriyordu. Bu sefer babam Yusuf'u sormuştu.Annem de Yusuf'un Emir'in yanında oldugunu söyledi. Masa fazlasıyla sessizken etrafta kahkaha ve konuşma sesleri vardı.Babam ise anlam veremedigim sekild Ebu gece fazlasiyla dikkatliydi.Tamam her yıl bu davet'e önem gösterirdi ancak bu sefer herşeyi didik didik ediyordu. "Bozdoğanlar geldi karşılayalım onları" dedi babam.Annem ve babam önden yürürken ben ve abim de arkalarından gidiyorduk.Bozdoganlarin masası ise tam karşımızdaydı.Rıfat Bozdoğan karısı Halide Bozdoğan ile tatlı bir sohbet içindeyken Zeliha Bozdoğan da telefonu ile uğraşıyordu fakat ailenin diğer üç ferdi yoktu. Masalarına yaklaştığımızda bize ilk gözü değen Rıfat Bozdoğandı.Esmer saçları arasında beyaz tutamlar vardı.Hafif göbekli idi. Tabiikide davetlerde her zaman Bozdoganları görüyordum.Fakat şu ana kadar aramızda bir muhabbet olmamıştı.Ama emindim ki babam ve annem'in Bozdoganlarla konuşmuşluğu vardı. Halide hanım ise üstünde çok şık yeşil renkli bir elbiseyle karşımdaydı.Kahverengi saçları ile kahverengi gözleri fazlasıyla güzeldi. İlk konusan babamdı."Hoşgeldiniz hepiniz.Eşim Safiye,oglum Turan Ali,kızım da Meyra " dedi babam. Hepimiz sırasıyla merhaba dedikten sonra ben ile abim yan yana iken babam ve Rıfat Bey sohbet ediyorlardı.Annem ve Halide hanım da kendi aralaridna konusuyorlardı. Zeliha ise elindeki telefonu bırakmış bana seslenmişti."Meyra abla Yusuf ile Emir nerede biliyor musun?" dedi. "Dışarıdalar Zelihacığım" dediğimde bana gülümseyerek masadan uzaklaşıp çıkışa doğru yürümeye başladı.Dunyalar tatlısıydı Zeliha.Kumralımsı saçları ve yüzündeki hafif çilleri ile üstündeki kahve tonundaki askılı göğüs dekolteli elbise birbirine tam uyumluydu.Saçları ise hafif dalgalıydı. Masada konuşulan konuya döndüğümde bu sefer abim dışındaki dört kişi Birleşmiş ortak bir konu açmışlardı.Abim ise birkac dakikadan sonra beni sasirtmayarak…