ÇÜRÜMÜŞ ZİHİNLERİN KOKUSU

Bölüm 3

Yazar:

ÇÜRÜMÜŞ ZİHİNLERİN KOKUSU – ✈︎ ✈︎ kitap kapağı
ÇÜRÜMÜŞ ZİHİNLERİN KOKUSU – ✈︎ ✈︎ kitap kapağı

UYARI Bu kitapta anlatılan ülkenin çöküşü, ekonomik kriz ve yaşanan tüm olaylar tamamen kurgusaldır. Gerçek kişi, kurum ve olaylarla benzerlikler tesadüfidir. Bölüm: "Yaşamı Elinden Alınmış Küheylan." 22 Aralık 2059 Bir varmış, bir yokmuş. Yaşamı ellerinin arasından kaybolan gençler varmış, hayatı benimsemekte ve yaşamakta zorluk çekerlermiş. Bu zorluk hayatlarının her bir köşesinde kendini hatırlatıp durarmış. Gençler, ruhlarını hissedemiyorlarmış! Gençler, bir gelecek göremiyorlarmış! Kimin yüzünden? Ne uğruna? Cevabı yok. Her genç, doruklara koşan bir küheylanmış. Her ölü, son menziline varmış bir küheylanmış. Ve bu diyarda hiçbir varlık sağ çıkamamış. Çünkü yaşamak herkese zor gelmiş bu acıyla, Tanrı yarattığı bu cehennemi son kez kurtarmış. Öldürerek. Artık ölüm bile çare değildi. Hayatımın her bir köşesinde kaybolduğumu hissediyordum. Kendimi aradım. Bulamadım. Tekrardan aradım. Yine bulamadım. Küçüklüğümden bu yana nerede mutlu olduğumu olduğumu da aradım. Fakat onunda cevabını bulamadım. İçimde o kadar cevapsız sorular vardı ki, her geçen gün yok oluyordum. Ailemle mutlu muydum? Evet. Koca bir yalan. Ama her birini kendimden daha çok sevdiğimi biliyordum. Kendini seviyor musun? Bilmiyordum. Aile babamdı. Beni tek anlayan ve gören kişiydi. Ne yaparsam yapayım arkamda duracağını ve beni yargılamayacağını biliyordum. Bunu bilmek tüm motivasyonum ve sabrımdı. Ailemin içinde ne kadar görünmez olsamda, beni gören tek bir kişi her şeyi unutturuyordu. Unuttursam iyileşeceğimi sanmıştım. Ama daha fazla yaraladığını görmek beni parçalamıştı. Yaralarımı sarmadan, yeni yaralar açmıştım. Baş ağrısını görmezden gelerek, resim defterimi karalamaya devam ettim. Karaladıkça sesler susmaya devam etti. İyi gelmişti. Daha fazla sussunlar istedim. Ellerim ağrıdı. Ama durmadım. Durursam sesler geri gelecek ve üzülecektim. Bir hayatımın ve hayalimin kalmadığını görmek göğsümü parçalıyordu. "Müjgan, kızım!" kulağımı dolduran sesle, elimde ki kurşun kalemi koltuğun üzerine bırakarak ayağa kalktım. Üç kardeşiminde yerde daire şeklinde oturup, tabletten oyun oynadıklarını gördüğümde gülümsemeden duramadım. Karşımdaki gri koltukta da yaşlı babamın uyuduğunu gördüğümde, içime bir huzur yayıldı. Onu herkesten ve her şeyden çok seviyordum. Bu hayatta ondan başka hiçkimsem yoktu. Olmasında. Başımın ağrısı, gözlerimin kararmasına neden olsa da bozuntuya vermeden sarsak adımlarla kapıya doğru yürümeye başladım. Günüm bir salon ve bir küçük oturma odası olan bir dükkanda geçiyordu, buna zorunda kalan gençlerden biriydim. Bir mutfak ve oturma odamız vardı. Ne yazık ki, altı kişilik bir aile olarak burada yaşıyorduk. Herkes gibi, yaşam elllerimizin arasından sökülerek alınmıştı. Yaşamaya çalışırken, öldüğümüzün farkında bile değildik. Okula gitmeye bile korktuğum için, liseden sonra bırakarak ressamlık hayallerime bir son vermiştim. Hem zaten yaşımda geçmişti. "Müjgan!" dedi annem öfkeli sesine engel olamayarak, dudaklarımı birbirine bastırıp adımlarımı hızlandırdım ve mutfağın içine girdim. Küçük bir mutfağımız vardı. İki kişi bile zor sığıyordu. Yerdeki plastik kasaların içine, annem tencere ve tavaları koymuştu. Diğer plastik kasanın içinde de patates ve soğan vardı. Tabaklar ve bardaklar ise siyah delikli lastik bulaşıklığın içinde, tezgahın köşesinde duruyordu. Evimizde dolap yoktu. Çenemi kaldırıp anneme baktım. "Sonunda. Hiç gelmeseydin, zahmet olmuş." imalı sesiyle başımı salladım. Annemin söylediklerine ne kadar karşı çıksamda, beni dinlemeyeceğini biliyordum. Hep böyle yapıyordu, inatçı ve burnunun dikine giden biriydi. Bir süre sonra ona alışmıştım. Boş yere kendimi yormamın bir manası yoktu. "Efendim anne?" "Dolaptan salça çıkar, biraz da baharat ver bakayım." dediğinde hemen arkamdaki beyaz dolabı açtım. Ağzına kadar doluydu, hiç boş olduğuna şahit olmamıştım. Annem, ne yaparsa yapsın bizi aç bırakmazdı. Biriktirdiği tüm parayı, biz aç uyumayalım diye harcardı."Al anne." buzdolabından çıkardığım salçayı çıkarıp anneme uzattığımda, "tezgahın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku