Cordelia: Bir Aşk İksiri Trajedisi
Giriş: Ecordia
Yazar: Bet ✨

New Orleans 2003 Cordelia 🔮 Ecordia: Kısmi hafıza silme büyüsüdür. 1700'lü yıllarda İspanyol asıllı cadılar tarafından bulunmuş, günümüzde yasak büyüler kapsamında yer alan bir sihirdir. Sadece deneyimli cadılar tarafından yapılması tavsiye edilmektedir. Kurbanın unutmasını istediğiniz kadarından daha fazla hatırayı yitirmesi olasılık dahilindedir. Tam hafıza silinmesi Mecordia olarak geçmekte olup tamamen ayrı ve Ecordia'dan daha tehlikeli bir büyüdür. Ecordia'nın cezası, yapılan kişi ve durum gözetilerek değerlendirilmekle beraber 2 ile 3 yıl arası kamu hizmeti üzerinden kararlaştırılır. Eğer kötüye kullanım tespit edilirse bu büyücü ehliyetinizin kaybına neden olabilir. Yüksek Cadı Divanı, Yasak Büyüler Kitabı, Birinci Cilt 🔮 O ana dek oynadığım en uzun saklambaçtı. Annemin bana bu sandıkta saklanmamı, büyükannemin beni gelip bulacağını söylemesinin üzerinden saatler geçmişti. Acıkmaya da başlamıştım, bir şey yanmış gibi bir koku geldiğinde biraz korkmuş olsam bile ben annemin cesur kızıydım. İnat edip büyüsünü ve gizemini koruyanların soyundandım. Zorluklar karşısında kaçmaz veya sızlanmazdım. Birkaç takırtı geldiğini duyduğumda heyecanlanmıştım ama hala sessiz olmalıydım. Büyükannem dışında kimsenin beni bulmasını istemezdim sonuçta değil mi? Ancak o son derece tanıdık homurdanmaları duyduğum anda heyecanla buradayım diye bağırmamak çok zordu. Veya sandığın kapağı açılırken sevinç çığlığı atmamak... Kapağın ansızın açılmasıyla nihayet ışıkla karşılaşmış, bir an için bu aydınlığa alışamamıştım. Acıyan gözlerimi ovalarken, "Kaç saattir buradasın sen!" diye hayretle bağıran büyükanneme anlam verememiştim. Beni geç bulan ve bekleten oydu. Şu anda oyunu bozan da öyle... "Sobe demedin! Sobe demen gerekiyordu." Büyükannem bunu dediğimde bir an için duraksamıştı. Hatta gözüme bir an için ağlayacak gibi görünmüştü. Yarısı beyazlamış siyah saçları ile benimkiler gibi olan buz mavisi gözlerine bakakaldım. Onun gözleri hiç dolmazdı, o herkesin aksine hep eğlenceli olandı. Kuzguni buklelerimi büyüyle farklı renklerde yapan, şekerleri konuşturan, kuşları tek bir el hareketiyle çağırabilen inanılmaz kadın... Büyükannem beni kucaklayıp sandıktan çıkarırken de aklımda yaptığı rengarenk içinde çizgi film karakterleri görünen baloncuklar vardı. Bir süre ne yapacağını bilemez şekilde bana bakakalmıştı. Ben de ona... Açıkçası gözlerinden akan belli belirsiz yaşlarla biraz korkmaya başlamıştım, ağlamak hiçbir zaman iyi bir şey getirmezdi. Aniden gözyaşlarını silip mutfağa koşarcasına adımladığında da yapacak başka işim olmadığı için onu takip etmiştim. "Annem bana içimizde kocaman bir deniz taşıdığımızı ve arada onun taşabileceğini söylemişti." Nedense ağlamaktan utandığını düşünmüştüm. Her ağladığımda utanıp saklanırdım, annem de bana bunu söylerdi. İçimdeki büyük denizi hayal etmek orada tatlı bir deniz kızı olduğumu düşünmek hoşuma giderdi. Tıpkı soy adımız gibi... "Bu kadar çok şey biliyorsa yakalanmamayı da akıl etseymiş ya..." Öfkeyle söylediği bu şey kafamı karıştırmıştı. Büyükannem raflardaki bazı şişeleri rengarenk heybesine doldurduktan sonra annemin yatak odasına yönelmişti. "Ne yani annem de başka bir saklambacı mı kaybetti?" Annemin yatağının altından bazı defterleri çıkarırken yine gözleri dolu doluydu ancak bu kez duraksamadı. Onların annemin günlükleri olduğunu biliyordum, yazmayı öğrendiğimde her Sirena cadısı gibi günlük tutmaya başlayacaktım. "Hem de en büyüğünü kaybetti." dedi büyükannem. Bu kafamı karıştırmıştı, hiçbir şey anlamıyordum. O an evin bomboş olduğunu, kapıların yarı yarıya yanmış ardına kadar açık olduğunu fark ettim. Evimizden ateş büyücüleri mi geçmişti? Onlar hiç ama hiç iyi haber getirmezlerdi. Annem neredeydi? Hiçbir zaman bu kadar uzun süre ortadan kaybolmamıştı. "Annem nerede?" diye sorduğumda bana çok farklı bir şekilde bakmıştı. Çocuk zihnimin anlayamayacağı bir duyguyla... Bu beni tetiklemiş olacak ki arka arkaya konuşmaya başlamıştım. Kimsenin etrafta olmadığını o zaman fark etmiştim. "Babam da or…