Babanın neden gittiğini öğrenmek istiyor musun?
Yazar: Peri1

Gece yarısını çoktan geçmişti. Ev sessizdi. Ama bu kez sessizlik huzurlu değildi. Zamira gözlerini açtığında birkaç saniye tavana baktı. Nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Oda tanıdıktı. Yatağı, perde, pencerenin önündeki masa… Her şey yerli yerindeydi. Sonra fark etti. Nayel yoktu. İçinde garip bir boşluk oluştu. Elini göğsüne götürdü. Bağ hâlâ oradaydı. Zayıf, uzak ama canlı. “Buradasın…” Fısıltısı odada kayboldu. Cevap gelmedi. Zamira yataktan kalktı. Ayağını yere bastığı anda odanın sıcaklığı değişti. Bir ürperti ensesinden aşağı süzüldü. Yavaşça aynaya döndü. Ve olduğu yerde kaldı. Aynadaki yansıması ona bakmıyordu. Zamira'nın yansıması başını eğmişti. Sanki bir şey dinliyordu. “Ne yapıyorsun?” Yansıma başını kaldırdı. Bu kez göz göze geldiler. Fakat yansımanın gözleri Zamira'nın gözleri değildi. Bir anlığına tamamen siyahtılar. Sonra görüntü düzeldi. Zamira geriye doğru bir adım attı. Aynanın yüzeyinde ince bir çatlak oluştu. Çıt. Sonra bir tane daha. Çıt. Çıt. Çatlaklar çoğaldı ama cam kırılmadı. Tam tersine, her çatlağın içinden başka bir görüntü belirdi. Bir orman. Bir taş kapı. Yaşlı bir kadın. Kucağında küçük bir çocuk. Zamira'nın nefesi kesildi. “Anneanne…” Görüntü değişti. Bu kez aynı kadın daha gençti. Bir duvarın önünde duruyordu. Duvarın üzerinde üç sembol vardı. Biri ışığı, biri gölgeyi, biri de ikisinin arasında duran ince bir çizgiyi temsil ediyordu. Kadın elini üçüncü sembole koydu. Aynanın içinden sesi geldi. “Bir eşiği açan kişi, onu her zaman kapatamaz.” Zamira'nın kalbi hızlandı. “Bunu bana neden göstermiyorsun?” Görüntüdeki kadın sanki onu duymuş gibi başını kaldırdı. “Çünkü bazı kapılar bilgiyle değil, zamanla açılır.” “Benim zamanım geldi.” Kadın sustu. Sonra çok yavaş konuştu. “Hayır.” Zamira'nın kaşları çatıldı. “Ne demek hayır?” Kadının yüzünde korkuya benzeyen bir ifade belirdi. “Senin zamanın gelmedi.” Ayna karardı. Zamira birkaç saniye kıpırdamadan kaldı. Sonra fısıldadı: “Peki kimin zamanı geldi?” Cevap gelmedi. Ama odanın kapısı kendi kendine açıldı. Koridor karanlıktı. Zamira birkaç adım attı. Tam merdivenlere yaklaşmıştı ki aşağıdan bir ses duydu. Annesinin sesi. “Zamira?” Zamira dondu. “Anne?” “Buraya gel.” Ses normaldi. Ama bir şey yanlıştı. Annesi ona hiçbir zaman bu kadar sakin konuşmazdı. Zamira merdivenlerden indi. Salonun ortasında annesini gördü. Kadın pencerenin önünde duruyordu. Sırtı ona dönüktü. “Anne?” Kadın dönmedi. “Sen çocukken de görüyordun, değil mi?” Zamira'nın boğazı düğümlendi. “Sen biliyordun.” Sessizlik. “Biliyordun.” Annesi yavaşça döndü. Gözlerinde yıllardır sakladığı bir korku vardı. “Ben sana yalan söylemedim.” “Bana gerçekleri de söylemedin.” “Çünkü seni korumaya çalıştım.” Zamira güldü. Acı bir gülüştü. “Beni kimden koruyordun?” Annesi cevap vermedi. Zamira bir adım yaklaştı. “Cinlerden mi?” Sessizlik. “Yoksa insanlardan mı?” Kadının yüzü değişti. İşte o anda Zamira anladı. Doğru yere dokunmuştu. Annesi gözlerini kapattı. “Babanı hatırlıyor musun?” Zamira'nın kalbi duracak gibi oldu. “Bana onu sorma.” “Baban kaybolmadı.” Zamira'nın nefesi kesildi. “Ne?” Annesi dudaklarını araladı. “Baban…” Tam o sırada evin bütün ışıkları söndü. Karanlık salonu yuttu. Zamira'nın göğsündeki bağ bir anda alev gibi yandı. Nayel. Bu kez sesi doğrudan zihninde yankılandı. “Zamira, annenden uzaklaş.” Zamira'nın gözleri karanlığa alışmaya çalışırken annesinin arkasında bir gölge belirdi. Uzun. İnsana benzeyen. Ama insan olmayan. Annesi korkuyla arkasına baktı. “Hayır…” Gölge bir adım attı. Nayel'in sesi yeniden duyuldu. “O seni buldu.” Zamira geri çekildi. “Kim?” Bağın içinden gelen cevap bu kez Nayel'e ait değildi. Başka bir sesti. Çok eski. Çok derin. Garip bir biçimde tanıdıktı. “Babanın neden gittiğini öğrenmek istiyorsan…” Gölge başını kaldırdı. “…önce neden döndüğünü öğren.” Zamira'nın gözleri büyüdü. Çünkü salonun duvarındaki eski saat çalışmaya başlamıştı. Akrep ve yelkovan geriye doğru dönüyordu. Ve saat tam 03.03'te durdu. Bölüm sonu 🧚♀️