Cinler Alemi-Zamira

Gölgeler Dağılıyor

Yazar:

Cinler Alemi-Zamira – Peri1 kitap kapağı
Cinler Alemi-Zamira – Peri1 kitap kapağı

Odasının ortasında o görünmez sınırı çizdiği gecenin üzerinden günler geçmişti. Zamira artık sıradan bir lise öğrencisi değildi; o, sınırları hatırlatan, kimin geçip kimin kalacağına karar veren bir eşikti. Evi, özellikle de annesinin etrafı, artık derin ve şeffaf bir güvenli bölge, tam anlamıyla bir "ara katman" haline gelmişti. Ancak cinler âlemi bu yeni kuralı kabullenmekten çok uzaktı. Zamira’nın sokağında, penceresinin hemen ardındaki karanlıkta sürekli bir hareketlilik vardı. Doğrudan saldıramıyorlardı; çünkü eşik onları reddetmişti. Bunun yerine, fısıltılarla, camda beliren anlık ve korkutucu silüetlerle, psikolojik bir savaş başlatmışlardı. Gölgeler, Zamira’nın zihninde bir çatlak, o görünmez halkada bir zayıflık arayarak gece gündüz sınırları test ediyordu. Zamira bu sessiz kuşatmaya karşı koyarken sığınağı yine kelimeler oldu. Masasına oturdu ve anneannesinin 1973 tarihli günlüğünü yeniden açtı. Sayfalar artık rastgele dalgalanmıyor, Zamira’nın içsel niyetine göre şekilleniyordu. Defterin ortalarında, daha önce göremediği, mürekkebi adeta ışıkla yazılmış yeni bir satır belirdi: "Üçe bölünmüş dünyada, yalnız olduğunu sanma." Anneannesi günlüğünde sadece kendi karanlığıyla yüzleştiği anları değil, dünyadaki devasa enerji ağını da anlatıyordu. Zamira satırları okudukça, nefesi kesildi. Ara katman sadece bu küçük mahalleden ibaret değildi. Başka şehirlerde, belki başka ülkelerde; farklı hayatlar yaşayan, kendi karanlıklarıyla mücadele eden başka "eşikler" de vardı. "Bizler, aynı görünmez yazarın elinden çıkmış farklı kitapların, aynı rafa dizilmiş ciltleriyiz," diyordu anneannesi. "Bir eşik sarsıldığında, diğerinin dünyasında yankılanır. Kapılar birbirine kapalı olabilir, ama köklerimiz aynı kozmik toprağa bağlı." Zamira, kendi hikayesinin tekil bir mücadele olmadığını, çok daha büyük, birbiriyle bağlantılı evrensel bir yapının sadece bir parçası olduğunu o an idrak etti. Kendi dengesini kurması, diğer hikayelerdeki karakterlerin de kaderini etkileyecekti. Tam bu evrensel gerçeğin ağırlığını hissederken, odanın sıcaklığı aniden düştü. Ancak bu, tanıdık bir güç gösterisi değil, can çekişen bir ayazdı. Gölgelerin arasından Nayel belirdi. Onu her gördüğünde karanlığın içinden parlayan o güçlü buz mavisi gözleri şimdi soluklaşmış, neredeyse griye dönmüştü. Üzerindeki o mutlak karanlık giysi yer yer yırtılmış gibiydi ve içinden sızan ışık düzensizce titreşiyordu. Nayel, Zamira'nın önünde dizlerinin üzerine çökmese de ruhu çökmüş gibi duruyordu. "Benim diyarım ikiye ayrıldı, demiştim sana..." Sesi, eski kararlılığından uzak, yorgun bir yankıydı. "Ama şimdi o ayrım bir iç savaşa dönüştü." Karanlık , Nayel'in Zamira'yı bir kapı olarak kullanmayı reddetmesini bir ihanet olarak görmüş ve isyan etmişti. Işık taşıyanlar ise karanlığın bu dizginlenemez öfkesi karşısında siniyordu. Nayel'in kendi âlemindeki otoritesi parçalanmıştı. Başlangıçta Zamira'yı sadece bir araç olarak gören bu kadim varlık, şimdi ona derin bir saygıyla, kader ortağı olarak bakıyordu. Aralarındaki o ince ışık çizgisi, koptuğu yerden yeniden, bu kez eşit bir bağ olarak titreşmeye başladı. Zamira ayağa kalktı. Pencerenin dışındaki gölgeler hırsla içeriye bakarken, o dikkatini tamamen Nayel'e verdi. Onlardan korkmuyordu. O, varlıklara kim olduklarını hatırlatan bir eşikti. "Dengeyi kurmak için kapıları zorlamana gerek yok," dedi Zamira yumuşak ama evrenin dokusunu titretecek kadar kesin bir sesle. Elini usulca kaldırdı; parmak uçlarından sızan o şeffaf, zarif ışık bu kez Nayel'in göğsüne doğru uzandı. "Benim dünyamda sınırlar çizildi. Şimdi senin dünyanda da aynısını yapacağız. Sana savaşmayı değil, kendi içindeki karanlığı nasıl hatırlayıp ehlileştireceğini göstereceğim." Nayel'in buz mavisi gözlerinde uzun zaman sonra ilk kez gerçek bir ışık parladı. İki dünya arasında sıkışan bu ikili, sadece dışarıdaki isyancı gölgelerle değil, varoluşun en derin yaralarıyla yüzleşmek için eşikten birlikte geçmeye hazırdı. Artık savaş kılıçlarla veya güçle değil; ruhsal dönüş…

Bölümün tamamını WritePad'de oku