KEŞİF-CİNLER DİYARI
Yazar: Peri1

Rehberler tekrar ortaya çıktı. “Uyandığını biliyorduk,” dediler. “Ben uyumadım ki, uyumak gibi değildi” dedi Zamira. “Hatırlamak bazen uyanmaktan ağırdır.” dedi rehberlerden biri. Zamira yatağından kalktı. Pencereye gitti. Dışarıda gölgeler vardı. “Cinler ne yapıyor?” diye sordu. Rehberlerden biri sustu. Diğeri konuştu: “Toplanıyorlar.” “Benim için mi?” “Senin yüzünden.” Zamira gülümsedi ama içinde sıcaklık yoktu. “Onlar kapı istiyor.” “Evet.” “Ben onların istedikleri kapı olmayacağım.” “Evet.” Zamira döndü. “O zaman onları çağırayım.” Rehberlerin yüzü değişti. Bu ilk defa oluyordu. “Bu çağrı, bedenle değil, bilinçle olur. Buna hazır mısın?” “Biliyorum ve evet.” Zamira yatağın kenarına oturdu. Elleri dizlerinin üzerindeydi. Gözlerini kapattı omur iliğinde bir elektriklenme. Nefesini düzenledi. Zorlanmadı, ne yapacağını biliyor gibiydi. Sadece oldu. Oda inceldi. Duvarlar uzaklaştı. Zemin bir katman gibi açıldı. Zamira kendini Nayel’in dünyasında buldu. Nayel yalnız değildi. Bir meydanın ortasındaydı. Toprak cam gibiydi. Gökyüzü çatlak bir aynaydı. Etrafında onlarca varlık vardı. Cinler. Ama tek tip değillerdi. Bazılarının gözleri ışık taşıyordu. Bazılarının yüzü gölgede kalmıştı. Bazıları insan gibiydi. Bazıları eski ve köklü bir hava yayıyordu çevresine. Ortada Nayel duruyordu. Omuzları düşüktü. Bakışları sertti. Ama içi yorgundu. “Geldi,” dedi biri. “Kapı geldi.” Zamira yürüdü. Ayaklarının altındaki zemin ışıkla dalgalandı. “Kapı değilim ben geçişim, bu geçişin bekçisiyim” dedi. Karanlık taraftan biri güldü. “Geçiş demek, açık olmak demek.” “Hayır,” dedi Zamira. “Geçiş demek, kimin geçip kimin kalacağını seçmek demek.” Cinler arasında uğultu yayıldı. “Işığa hizmet edenler çok az,” dedi karanlık olan. “Bizim kontrol mekanizmasına ihtiyacımız var.” “Kontrol için beni istiyorsunuz.” “Kapıyı istiyoruz.” Zamira başını salladı. “Kapı çözüm değil.” “Ne çözüm?” diye bağırdı biri. “Sebep.” Sessizlik oldu. Nayel bir adım attı. “Onlar seni kullanmak istiyor,” dedi. Zamira ona baktı. “Sen de kullanmak istedin.” Nayel irkildi. Bu bir suçlama değildi. Bir gerçekti. “Fark şu,” dedi Zamira, “Ben artık kimsenin geçişi değilim.” “Peki ne olacaksın?” diye sordu karanlık cin. “Eşik.” “Eşik ne yapar?” “Kim geçer, kim kalır karar verir.” Karanlık taraftan biri bağırdı: “O zaman sen tanrı oluyorsun!” Zamira’nın sesi yükselmedi. “Hayır. Ben onun seçtiği kişi oluyorum.” Işık taşıyan cinler öne çıktı. “Biz çıkmak istiyoruz,” dediler. “Karanlıktan.” “Neden çıkmıyorsunuz" dedi Zamira. “Korkuyoruz.” “Ben de.” Bu söz, meydanı susturdu. “Kapı sürekli açık olamaz,” dedi Zamira. “Çünkü herkes ışık taşımıyor.” Karanlık olan sırıttı. “Bizi engelleyemezsin.” “Engellemeyeceğim.” “Ne yapacaksın?” “Hatırlatacağım.” Zamira göğsüne dokundu. Bağ yanıt verdi. Ama Nayel’le değil, onun annesiyle. O an dünyalar titreşti. Bir apartman dairesinde bir kadın irkildi. Zamira’nın annesi. Göğsünde bir sıkışma hissetti. Sebepsiz ama tanıdık. Yanında bir karanlık vardı. Görünmezdi. Ama hissediliyordu. Zamira gözlerini kapatmadı. Bilinci ikiye bölündü. Bir yanı meydandaydı. Bir yanı annesinin yanındaydı. ışık, ilk kez bilinçli aktı. Annesinin etrafında bir çember oluştu. Karanlık geri çekildi. Cinler bunu gördü. Nayel bunu hissetti. “Onu koruyorsun,” dedi. “Evet.” “Onu seçtin.” “Hayır,” dedi Zamira. “Onu hatırladım.” Gökyüzü çatladı. Bir çığlık yayıldı karanlık diyardan. Karanlık taraftan biri ışıkla temas ettiğinde yandı. Ama acıyla değil. Hatıralarıyla. “Biz lanetliyiz,” diye bağırdı. “Biz seçilmedik!” Zamira yürüdü. “Hayır,” dedi. “Unuttunuz, sizi yaratan a sırtınızı döndünüz.” Bu söz meydanı böldü. Bazıları diz çöktü. Bazıları geri çekildi. Bazıları öfkeyle titredi. Nayel’in sesi yankılandı: “Bu bağ, savaşı değiştiriyor.” Zamira başını kaldırdı. “Hayır,” dedi. “Bu bağ savaşın nedenini gösteriyor.” O anda rehberlerin sesi duyuldu: “Yeter.” Meydan silindi. Zamira odasında uyandı. Elinde defter. Kalbi hızlıydı ama korkudan değil. Defteri açtı. Yeni bir sayfa açılmıştı. Anneannes…