Seçim
Yazar: Peri1

Zamira o sabah uyandığında, önceki gecenin havası hala odasında asılı kalmıştı. Perdelerden sızan ışık bile yabancı geliyordu; sanki dünya birkaç milimetre kaymış, görünmeyen bir şey kendini yeniden düzenlemiş gibiydi. Bugün doğum günüydü. Doğum günleri onun için hiçbir zaman bir anlam ifade etmemişti, ama bugün farklıydı. Bugün, etrafındaki havanın bile değiştiğini hissetti. Göğsünde tam olarak adlandıramadığı bir yanma hissi vardı. Derin bir nefes aldı. Telefonuna baktı. Telefonu "Doğum günün kutlu olsun" mesajlarıyla doluydu, ama hiçbiri onu etkilememişti. Aklı tek bir kelimeye takılı kalmıştı: Bağ.. Lavaboya gitti ve yüzünü yıkadı. Yansıması arkasındaki arka planı göstermiyordu. Kısa bir an için, gri, mor ve gümüş renklerin hakim olduğu karanlık bir girdap göründü. Zamira bir an geri adım attı. Yansıma normale döndü. Dün gece bir halüsinasyon değildi. Şuan da değildi. Mutfak masasına oturduğunda, evin sessizliği ağır geldi. Dışarıdaki kuşların sesleri bile farklıydı, sanki ritimleri değişmişti. Sonra, tam kulağının dibinde, yumuşak bir fısıltı duyuldu. "Bugün eşik açılıyor." Zamira hızla döndü. Kimse yoktu. Bu ses ona aitti. Nayel. Titreyen elini masaya koydu ve derin bir nefes aldı. "Neden bugün? Neden ben?" diye sordu kendi kendine. Cevap odadan değil, göğsünün içinden, kalbinin ta derinliklerinden yükseldi. "Çünkü sen bu bağı taşıyacak kanı taşıyorsun." Ayağa kalktı. Bugün kaçamazdı. Bugün saklanamazdı. Çantasını alırken, pencerenin yakınında bir gölge hareket etti. Karanlığa bürünmüş bir beden içeriden parlayan iki buz mavisi göz ona bakıyordu. Bir an için gözleri buluştu. Zamira'nın içinde bir şey değişmişti korku değildi bu, algı biçimi değişmiş gibi hissediyordu. Gölgelerin içinden gelen Nayel'in sesi net bir şekilde kulaklarında yankılandı. "Bugün buluşacağız." Sonra gölge kayboldu. Sanki hiç orada olmamış gibiydi. Zamira kapıyı kapattı, kalbi gümbür gümbür atıyordu. Dışarı çıktı. Sabah havası ağırdı. Hafif bir esinti vardı. Sokaklar normal görünüyordu, ama Zamira biliyordu ki bugün hiçbir şey normal değildi. Otobüse bindi ve arka koltuğa oturdu. Pencereden dışarı bakarken, yoldaki gölgelerin bile artık aynı şekilde hareket etmediğini fark etti; sanki hepsi ona doğru dönüyordu. Motor sesi aniden bozuldu. Konuşmalar bulanıklaştı. Hava yoğunlaştı. Sonra, tam kulağının arkasında, o nefes tekrar duyuldu. "Zamira…" Yavaşça döndü. Otobüsün gölgeli köşesinde, koltukların arasında, bir dalgalanma hareket etti. Tam bir silüet değil Işık ve karanlıkla harmanlanarak şekillenmiş bir varlık. Kimse fark etmedi. Herkes telefonlarına, pencerelerine, kendi hayatlarına dalmıştı. "Hazır mısın?" dedi Nayel gölgelerin ardından. "Hazır değilim, fakat kaçmıyorum da" diye fısıldadı Zamira, "Seçilmek kolaydır, Zamira. fakat kabul etmek nadir.." Otobüs bir tümseğe çarptı. Her şey sallandı , Zamira'nın koltuğu hariç. "O gece beni çağırdın.. Şimdi sana soruyorum Gerçekten benim yolumdan yürümek istiyor musun?" Zamira'nın kalbi atmıyordu yankılanıyordu. "Bana ne oluyor?" diye düşündü. Cevabı zihnini sardı: "Karanlıkla yüzleşme cesaretin var mı? Yoksa kendini güvende hissettiğin yerde saklanmayı mı seçeceksin?" Otobüs okul girişine vardığında, dünya aniden normale döndü. Sesler, ışık, ritim... her şey. Fakat, okul kapısının hemen yanında , Nayel tam olarak şekillenmiş halde duruyordu. Görünür fakat yalnızca Zamira için ve doğrudan ona bakıyordu. Başını hafifçe eğdi. "Bugün cevabını alacağım." Zamira derin bir nefes aldı. Hiçbir şey söylemeden oradan uzaklaştı. Nayel'in sesi kulağına bir nefes gibi geldi: "İki taraf sandığın kadar farklı değil, Zamira…" Zamira irkildi. Sanki biri tam yanında nefes vermiş gibiydi. Ama etrafındaki her şey sıradandı. Sadece o duymuştu. Ders sırasında bile, kalemi elinde titriyordu. Matematik öğretmeni tahtaya yazarken, Zamira o sayılar arasında başka bir şey gördü. Daha derin bir katman. Ne karanlık ne de aydınlık. Bedeni değişmeye başladı: Göbeğinin altında sıcak bir ağrı, omurgasında serin bir esinti, kalbi iki…