ÇİKOLATA KADAR AŞK (yarı texting)
8. Bölüm
Yazar: Rabia Şimşek

İyi okumalar canlarrrr Maroon 5-Payphone ft. Wiz Khalifa Zihin çok tehlikeli bir varlıktı. Öyle ki sağlıklı bedenimizi sinsi düşüncelerle çürütebilecek kadar sinsi bir varlıktı hemde. En ufak bir kelimeden bile koca bir dağ yaratabilen zihin. Yönetilmediği sürece insanı deli eder giderdi. Ben de şu an zihnimi kontrol edemiyordum ve başıboş muhabetten bu yana zihnimin saçma oyunları kafayı yememe sebep oluyordu. Tıpkı şu anda olduğu gibi... Can Burak benim abimdi ve hep o şekilde de kalacaktı ancak nedendir bilmem içimde derin sıkıntılar cirit atıyordu. Nefes alımlarım istemsizce yavaşlamış, vücudum durup dururken kaskatı kesilmişti. Jest ve mimiklerimi oynatamıyordum bile. Adım gibi emindim şu saniye de Can Burak abi bu tepkisizliğim karşısında şüphelenirdi. Gülüp detayları sormam lazımdı. Çünkü normal Nehir böyle yapardı. Sessiz geçen saniyelerin ardından hızla kafamı iki yana sallayıp gözlerimi Can Burak abinin Toprağa ev sahipliği yapan gözlerine çevirdim ve dudaklarıma zoraki de olsa bir gülümseme yerleştirdim. İki yana kıvrılan dudaklarımla beraber suratım da gerilmişti. "O bahtsız kız da kim?" diye sordum alayla çıkarmaya çalıştığım sesimle. Bu dediğime karşı birkaç saniye yüzüme bakıp yandan bir gülüş sergiledi bana. "Bence Dünya'nın en şanslı kızı, bücür." Dedi keyifli bir sesle. Kızdan konu açılınca kahverengi gözlerinde ki parlama dikkatimden kaçmamıştı. Nefesimi tuttuğumu hissettiğim gibi çaktırmadan içimde ki nefesi boşluğa bıraktım. Sanırım yediğim yemek bana dokunmuştu. Yoksa karnım niye gereksiz bir şekilde kasılsın ki? Tam ağzımı açmıştım ki mutfağa giren annem söyleyeceğim sözü ağzıma tıktı. "Kız kanalize ne demek?" Sorduğu soruya karşı Can Burak abiden gözümü çekip anneme çevirdim bakışlarımı. Gözlüğünü takmış son zamanlarda röportajda trend olan adamın videosunu izliyordu. Kendi yerine oturduğunda video tekrar başa sarmış olup aynı adamın konuşması mutfakta yankılanmıştı. Sorduğu soruya karşı karnımda ki kasılma da kendisini yok ettiğinde tanıdık repliğe eşlik ettim. "Bana anlat gebeş kaplumbağa, bana anlat." Olayı anlayan Can Burak abimde benim gülüşüme eşlik edip anneme kanalizenin anlamını açıkladı. "Birisini yönlendirmek demek, Suzan teyze." "He öyle miymiş?" diye sordu annem videoyu son bir defa daha izleyip sonrasındaysa telefonu yanına koyarken. "Kanalizasyon diye anladıydım ilk izlediklerimde." "Ay anne." Gülmemi bastırmaya çalışarak gözlerine diktim bakışlarımı "Ama sen öyle demeye devam edebilirsin, alıştık senin diksiyonuna." Onunla dalga geçmem hoşuna gitmemiş olacak ki masada duran çatalı alıp koluma batırdı. "Ama bu acıttı!" diye sızlandım kolumda çıkan çatalın izine suratım asık bakarken. "Mutlu musun sen şimdi?" dedim hoşnutsuzca ve kollarımı göğsümde birleştirdim. "Bu acının üstüne 3 paket çikolata iyi gider." "Kız valla o parmaklarını tek tek kırarım senin otur oturduğun yerde." Annemle birbirimize sinirle bakışmaya başladık. Kadında ki çikolata antiliğini hiçbir türlü anlayamamıştım. "Anlamıyorum zararlı diye bebekken de eline vermedim. Sen nasıl bu kadar bağımlısı oldun?" Kendi kendine sorduğu soruya karşı bilmiş bir tavırla saçımı savurur gibi yaptım. Kafamı fazla hızlı sallamış olacaktım ki yaptığım topuz biraz aşağı kaymıştı. Aldırmadım bu durumu ve biraz daha dağılmasını bekledim. Sonra yine aynı şekilde toplardım saçımı. "Demek ki bebekken verseydin çikolata şu an bunun eksikliğiyle yanıp tutuşmazdım, Suzan Sultan." Dedim gıcık bir ses tonu kullanarak. Annemin yine sinir mesailerinin başladığını anladığımda hızla masadan kalktım. "Şaka." Dedim sevecen sesimle. "Çok minnoş bir şaka." "Her şakanın altında bir gerçek yatar yalnız." Olayı iyice aleve atan Can Burak abiye sinirle baktım ve parmağımı ona doğru doğrultum. "Sen hain köpek." Dedim işaret parmağımı ona doğru iyice sallarken. "Sen abinin emanetine nasıl ihanet edersin, hain." Bu dediğimi anlamazca kaşlarını çatıp baksa da sonradan jeton düşmüş olacak ki gülmeye başladı. "Senin abinde annenle aynı fikirde olduğu için onların ta…