ÇİKOLATA KADAR AŞK (yarı texting)
4. Bölüm
Yazar: Rabia Şimşek

İYİ OKUMALARRR GIMS - Est-ce que tu m'aimes Kalbimin ritmi iyice kendiliğinden artarken ben korkuyla koltuklarda yerime sinmiş her an annemin çöp için beni çağırmasını bekliyordum. Akşam akşam dışarı çıkmak istemiyordum ancak bugün çöp atma sırası bendeydi ve eğer gitmek istemediğimi söylersem annem beni haşlar abim ise mızıkçılığım karşısında daha da hırpalardı. Ancak aşağı hiç mi hiç inmek istemiyordum! O kişiyi görebilme ihtimaline karşı sertçe yutkunmama sebep olsa da çikolataya bağımlı olan yanım ise mutluluktan havalara uçuyordu. O şahıs çikolataya olan zaafımı biliyordu ve bir çikolataya hayır demeyeceğimi de pekala fazla iyi biliyordu. Şimdi ise kendi içimde savaş vermekle meşguldüm. Ya o çikolataları alıp eve koşacaktım ya da çöpü attığım gibi ışık hızında eve kaçacaktım. Ama sanırım yapacağım şey çoktan belliydi. Kendimi kandırmaya gerek yoktu. "Çocuklar bu akşam kim atıyor çöpü!" Annemin içeriden seslenişin ardından daha nefes alamamıştım ki abim telefonu kafasından kaldırıp bağırdı. "Nehir'de bu akşam o atacak." "Çok sağ ol ya." Dedim sitemle yerimden kalkarken. "Bilmiyordum valla bak." "Hadi hadi boş yapma cadı çöpler seni bekler." Ağzımda atan kalbimle birlikte güçlü bir of çekip holde portmantonun üstünde ki abimin hırkasını üstüme geçirdim ve annemin çöpü halıya akmasın diye hızlıca kovayla getirmesine karşı dış kapıyı açıp aceleyle annemin terliklerini ayağıma geçirdim. Eğer uyuşuk şekilde hareket edersem annem canımı okurdu. Çöp konusunda fazla hassastı ve bırak yeri tezgaha bile damlamasından nefret ederdi. Değişik bir kadındı. Elime tutuşturulan ufak çöp kovasını aldım ve aşağı inmeye başladım. Günde iki kez çöp atılırdı bizim evde. Öğlen annem akşam ise sırasıyla ben ve abim atardık. Annem bırakılsın günlük çöpü, bir saatlik duran çöpe bile tahammülü yoktu. Merdivenleri hızlı hızlı inip binadan dışarı çıktım ve kahve gözlerimi posta kutusuna değdirmemeye çalışıp binanın tam karşı köşesinde ağzı açık çöp konteynırına çöpü atıp hızla binaya döndüm Tam yarım açık kalan binanın kapısından içeri girecektim ki posta kutusuna dönüp baktım. "Bunu yapmamalısın, Nehir." Diye kendimi uyarırken adımlarımı posta kutusuna doğru ilerlemeye başlamıştı bile. "Hayır, kim olduğunu bilmediğin kişinin koyduğu ne üdüğü belirsiz çikolataları alamazsın Nehir." Posta kapağını açtım. "Sadece çöpe atmak için alıyorum yoksa almam kesinlikle." Ve elime ufak bir kutu ilişti. Hızla posta kutusundan çıkarıp kutuyu açtım ve içinde sevdiğim tüm markaların çikolatalarının olduğunu gördüm. "Yok artık!" dedim şaşkınlığımı gizleyemeden. "En azından cömert bir sapığım var." Çok fazla dışarıda oyalandığımı anlayınca hızla binaya girdim ve zemin katta bulunan asansöre binip evimin katını tuşladım. Kutuyu da abimin bana fazlasıyla büyük gelen kapüşonlusundan içeri soktum ve fermuarı sonuna kadar çektim. Kesinlikle bizimkilere gösterme gibi bir niyetim yoktu. Binaya girdim ve asansörün düğmesine basıp açılan kapıdan içeri girdim. Telefonum yanımda değildi ve o şahısın mesaj atma ihtimali fazlasıyla yüksekti. Telefonumun koltuğun üstünde olması da gerilmeme sebep oluyordu. Abim hayatta telefonumu izinsiz kurcalamazdı ancak gelen bildirim ile gözü telefona ilişir ve mesajı görürse beni ve yazan kişiyi bulup mahvederdi. Aklıma abimin cani halleri gelince kafamı iki yana salladım ve açılan asansör kapısıyla evimin katına geldiğini anladım. Vakit kaybetmeden asansörden çıktım ve aralık duran kapıdan içeri girip kapıyı kapattım. Annemlere yakalanmamak adına odama doğru koşar adımlar atıp odama gelmiştim ki abimin "Nehir?" demesiyle yerimde mıhlandım. Pekala, artık abimin medyum olduğuna binde bir emindim artık. Yavaşça oturma odasına doğru adımladım ve kapı eşiğinden kafamı uzatıp abime yapmacık bir gülümseme sundum. Gülümsemem onu daha da şüphelendirmiş olacak ki tek kaşını kaldırdı. "Çikolata mı kaçırıyorsun sen?" Hızla ellerimle karnımı sardım. "Ne alakası var be!" "Çabuk o gözün gibi sakladığın çikolataları çıkarıyorsun, cadı." Çoğu zaman ailemden g…