ÇİKOLATA KADAR AŞK (yarı texting)
10. Bölüm
Yazar: Rabia Şimşek

İyi okumalar! Lorde - Royals Bazen hayatınızda hiç yapmadığınız bir şeye atılır o anlık kana yüklenen cesaretle yapmaya kalkışırsınız ancak unutulan bir detay vardır ki ilkler asla pürüzsüz bir sonuç elde etmiyordu. Benimde ilk erkekle konuşma çabamın berbat sonuçlanması gibi aynı. Kanımda oluşan o deli cesareti beni saçma sapan, asla yapmam dediğim şeye sürüklemişti. Yapmış mıydım? Evet. Pişman mıydım? Fazlasıyla. Fizik kitabına önceden aşkla bakıyor olsam da şu an beynim o kadar doluydu ki biten ders için bile üzülemiyordum. Haftanın sonundaydık ve son günü fizik dersiyle kapatmıştık. Bütün okulu saran istiklal marşı yapılacak uyarısı kulağımda çınlarken derince nefes vermiş ve fizik kitabını çantama koymuştum. Bu iki gün boyunca odama kapanıp yaptığım aptallığa utanabilirdim. "Çok fazla kafana takıyorsun kızım." Önüme atılan ve bana ait olan uçlu kalemi elime aldım ve stresten çevirmeye başladım. Hafifçe bedenimi arkaya çevirip Uğur'la göz göze geldiğim gibi kaşımla yan tarafında oturan Kerim'i işaret ettim. Tabi Uğur olayı kavrayana kadar Kerim çoktan bir şeyler döndüğünü anlamıştı bile. "Ne takıyorsun kafana kız?" "Hiçbir şey." Elimde ki kalemi çantamın en önde olan ufak bölümüne koydum ve sıradan kalkıp Melis'in bana yol vermesini bekledim. Ancak o bugün normal günlerin aksine çok fazla sakindi. "Hadi Melis hemen aşağıya inelim." Öğlen onları yakaladığım gibi her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmıştım ancak bu anlattıklarım Melis'in hoşuna gitmemiş olacak ki derin bir sessizliğe gömülmüştü kız. Verdiği tepkilerden Melis'i çözemiyordum. Bir şeyler karıştırıyor gibiydi ancak bunu hemen öğrenemeyecektim, bunu biliyordum. Yerinden kalkan Melis kenara geçti ve ben de sıramdan ayrıldığım gibi koluma girip beni sınıfın çıkışına sürükledi. "Cidden bir bilinmeyen için gidip erkekle konuşacağını hiç düşünmemiştim." Klasik okul koridoruna adım attığımızda kalabalık curcuna çoktan bittiğinden sakindi ortam. Herkes İstiklal Marşı için sırada bekliyor olmalıydı ki bu durum beni rahatlatmıştı. Miraç denen çocukla karşılaşmayacaktım en azından. "Yapmak zorundaydım." Sesimden akan çaresizliği hissetmiş olacak ki koluma daha çok sarıldı Melis. "Biliyorum, hayatında böyle bir an yaşamadın ve haliyle sıkıntılısın, o kişiyi bulup bu bilinmezlikten kurtulmak istiyorsun ama bu bilinmeyeni unut ve kalbini dinle. O kişiyi hissedeceksin." Merdivenlere yaklaştığımızda Uğur da kerim belasını atlatıp yanımıza yetişmişti bile. "O kişiyi hissedip nasıl anlamamı bekliyorsun Melis?" Ağır adımlarımız merdivenleri bulurken müdürün tekrardan okul içinde İstiklal Marşının anonsunu geçti. Buna istinaden adımlarımı hızlandırıp arkadaşlarımı da peşimden sürükledim. "Çabuk olun, tören başlayacak." Son merdiveni de inip çıkışa yaklaşacaktık ki önümde beliren karartı adım atmamı engelledi. Benimle beraber arkadaşlarımda durduğunda bakışlarım bu öğlen atıştığım o ela gözlerdeydi. Öğlen beni rencide etmek için elinden gelenin fazlasını bana karşı yapmıştı. Hoş, ben bu durumun asla altında kalmazdım ancak hayatımda gerçekleştirdiğim bir ilkin bu şekil hüsranla sonuçlandırması beni üzmüştü. Şimdiyse karşımda ki o ela hareler tekrardan bana kibirle bakıyordu. Çattık cidden. Gözleri gözlerimde ki sorgu dolu bakışları anlayınca kısa bir oflayıp bakışları Melis ve Uğur'a dayandı. Onlarında sorgu dolu bakışlarıyla karşılaşınca yerinde hafifçe kıpırdandı. "Biraz konuşabilir miyiz?" "Pardon ne konuşacaksın bilâder?" Uğur zaten bugün anlattıklarımla bu çocuğa dolmuşken bir de böyle bir teklifle karşılaşması onun için son raddeydi. Büyük bir adım Miraç'a doğru atmıştı ki Melis'in önüne geçip göğsünden hafif ittirmesiyle durdu ve kara gözleri Melis'e döndü. "Gidelim hayatım. Nehir kendi sorununun üstesinden en iyi şekilde gelebilecek bir kız." Melis'in mavi hareleri benim gözlerimle buluşunca minnetle gülümsedim ve onların yanımdan uzaklaşmasını izledim. Bizde merdivenin kenarına doğru gittik ve kollarımı göğsümde birleştirerek benden uzun olan çocuğa kafamı kaldırdım. Ko…