ÇİKOLATA KADAR AŞK (yarı texting)
1. Bölüm
Yazar: Rabia Şimşek

Ayayayay herkese SELAM! Şeyy heyecanım klavyeme çok yansımadı inş. Neyssse biz konumuza dönelim. WritePad'i daha çok yeni yeni tanımaya başlıyorum doğrusu normalde Wattpad kullanıyordum bildim bileli ama bismillah diyip giriyoruz bakalım. Umarım beğenirsiniz kurguyu 🥹 bu arada ben daha çok fantastik aksiyon yazan biriydim ancak uzun zamandır bu tarz eski klişelerden çerezlik hikaye düşünüyordum ve dedim ki neden olmasın? Bence herkes arada bir kafasının dağılması için bu tarz kitap okumalı diye düşünüyorum tabiii fikrimceee :)) Ben de o yüzden 14 yaşında ki küçük Rabia'nın yarım bıraktığı hikayeyi devam ettirmeliyim diye düşündüm :) neyse daha fazla tutmadan bölümle başbaşa bırakıyorum sizi Okumaya başladığınız tarihi yazarsanız beni çok mutlu edersiniz. 🥹 İYİ OKUMALAR! Carly Rae Jepsen - Call me Maybe Aşk veya sevgililik denen duygu neydi ki bizim için? Çoğu insana bu duyguları sadece romantik bir bağa bağlasalar da ben daha çok bu durumu genellemeye vuruyordum. Her şeye âşık olabilirdik, her şeyi sevebilirdik, basit bir pelüş oyuncağa bile aşk ve sevgi duygusu besleyebilirdik.b bumjmgu h Diğerlerini bilmem ama ben öyleydim. Bu durumum bazılarına göre hastalık gibi görünebilirdi ama ben sadece kendimi dış Dünya'nın korkunçluğundan koruyordum. 17 yaşında lise son sınıf öğrencisiyim. Önümde beni bekleyen büyük bir kariyer basamağı vardı ve ben kariyerimi zirveye taşımadan insanlara oluşan aşk duygusu besleyip de kendimi yıpratmak istemiyordum. Şu an karşımda bana aşk itirafı yapan çocuğa karşı da hiçbir şey hissetmiyordum. Âşık olduğum tek şey çikolataydı ( ne olur sizde hasta bu kız demeyin. Dediğim gibi bu benim kalbimin, ruhumun iyiliği için.)ve karşımda ki kişi çikolata olmadığı müddetçe o kişiye âşık olmam imkânsızdı. Fazlasıyla hem de. Toprak rengi gözlerimle baygın bakışlarımı karşımda ki çocuğa iletmeye devam ettim. Okulun açılması daha 2 ay olmuştu ancak bana gelen kaçıncı teklifti saymamıştım artık. Sanki bana gelenlere yüz vermemem diğer erkekleri daha da gaza getiriyordu. Ciddi anlamda bu durumdan sıkılmıştım. "Bitti mi, Sedat?" diye sordum okulun arka bahçesinde ağaçları incelerken. Sanki bu cevabı bekliyormuşçasına yerinden rahatsızca kıpırdandı ve bankın sırt yaslama yerine oturduğu yerden atlarcasına kalkıp bana doğru yaklaştı. Bu hareketine karşı yüzümü buruşturmamı gizlemedim ve hızla bir adım geri attım. Bazen erkekler cidden çok hadsiz olabiliyordu. "Neden böyle yapıyorsun, Nehir?" dedi reddetme sebebini arıyormuş gibi. "Uzun zamandır sana karşı hislerim var benim. Tipimi mi beğenmedin, karakterim mi sana kötü geldi? Bir sebep sun bana." "Uzatma." Dedim sert nefes vererek. "İstemiyorum dedim. Bunu anlayışla karşılayıp geri çekilmelisin." "Sen sevmeyi bilmiyorsun kızım." Dedi bana karşı bir adım daha atarken. Dediğine karşı alaycıl bir gülüş kaçtı dudaklarımdan. Bu Sedat'ın gözünden kaçmamış olacak ki sinirle bana doğru bir adım daha attı ve daha demin açtığım mesafeyi fazlasıyla kapattı. Aramızda ki mesafe rahatsız bir seviyeye ulaştığı gibi aynı anda bir geri attım. Kesinlikle çok fazla yakınlaşmak istemiyordum. "Şans ver, sana sevgiyi tattırayım. Âşık olmak nasıl bir şey onu öğreteyim." Bir adım daha atmasıyla otomatik olarak bende geri çekildim. "Ama böyle kaçarak hiçbir yere varamazsın." Kollarımı göğsümde kavuşturup tek kaşımı kaldırdım. "Âşık olmak veya sevmek bu duygulara fazlasıyla hâkimim ben." Önüme düşen saç tutamı rastgele arkaya attım. "Sadece sizin gibi karşı cinsli olan ilişkilere ilgi duymuyorum." Aklıma gelen düşünce dudaklarımı büzmeme sebep oldu. "En azından kariyerimi oturtana kadar böyle saçma bir şey istemiyorum." Söylediklerim Sedat'ı daha çok sinirlendirmiş olacak ki sinirle kumral saçlarını karıştırıp okul kravatını gevşek değilmişçesine daha çok gevşetti. "Doğruyu söyle bana." Dedi sabit tutamadığı ellerini cebine koyarak. "Lez misin?" "Çüş!" dedim beklemediğim yerden gelen soruya karşı. "Hayvan, bu ne biçim bir soru böyle?" "Başka bir anlam çıkartamıyorum anladın mı?" "Anlam çık…