Çevrimiçi Bela

Bölüm 10: Parıldayan Sözler

Yazar:

Çevrimiçi Bela - İpek🩷 kitap kapağı
Çevrimiçi Bela kitap kapağı

"Evrende hiçbir enerji kaybolmaz; sadece yön değiştirir. Tıpkı benim kalbimin yönünü değiştirip tamamen senin yörüngene girmesi gibi." Perşembe sabahı, odamın pencerelerinden sızan o soluk sonbahar güneşiyle uyandığımda, içimde tarif edilemez bir hafiflik vardı. Yataktan kalkar kalkmaz yaptığım ilk şey, sol bileğimdeki kırmızı ipliğe dokunmak oldu. O incecik ip, artık tenimin bir parçası, Meriç ile aramızdaki o gizli ve muazzam dünyanın yeryüzündeki tek kanıtıydı. Dün gece attığı o son mesaj zihnimin duvarlarında yankılanıp duruyordu: "Benim bu zekam ve tüm bu algoritmalarım sadece seni korumak için var." Aynadaki yansımama bakarken gülümsedim. Üç yıl boyunca Berk’in arkasından koşan o ürkek, görünmez kızdan eser kalmamıştı artık. Kendimi ilk defa bu kadar değerli, ilk defa bu kadar sevilmeye layık hissediyordum. Üniformamı giyip çantamı hazırlarken Meriç’in dün bana verdiği o formüllü küçük cam zarı boynuma taktığım ince gümüş zincirin ucuna geçirdim. Tenime değen o soğuk cam, onun varlığını her an yanımda taşımamı sağlıyordu. Evden çıkıp okula giden o ağaçlı yolu yürürken adımlarım rüzgârla yarışır gibi hafifti. Çünkü biliyordum ki o kapıdan içeri girdiğim an beni bekleyen, gözleriyle beni kalabalığın içinden çekip alacak bir çift derin, simsiyah göz vardı. Okul bahçesinden içeri adım attığım an, statik elektriğin doruk noktasında olduğunu hissettim. Merdivenlerin başındaki o meşhur köşede Berk yine tek başınaydı. Elindeki basketbol topunu yerde sektirmiyordu; sadece öylece durmuş, giriş kapısını izliyordu. Beni gördüğü an, o her zamanki umursamaz, popüler çocuk maskesi yüzünden tamamen düştü. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim, tuhaf, karmaşık ve hırslı bir parıltı belirdi. Adımlarını doğrudan bana doğru yönlendirdiğinde kaçacak yerim yoktu. Tam koridorun girişinde önümü kesti. "Doğa, biraz konuşabilir miyiz? Lütfen," dedi Berk. Sesi ilk defa bu kadar alçak, ilk defa bu kadar samimi ve... çaresiz çıkmıştı. O her zamanki kibirli tondan eser yoktu. Duraksadım. "Berk, ders başlamak üzere. Sınıfa girmem gerekiyor," dedim, sesimi olabildiğince mesafeli tutarak. "Sadece iki dakika," dedi, gözlerimin içine bakarken. O an fark ettim; Berk bana ilk defa gerçekten bakıyordu . Üç yıl boyunca yanından geçip giden o sıradan kız olarak değil, tahtada o soruyu çözen, Meriç’in elini tutan, koridorda ona meydan okuyan o göz kamaştırıcı kız olarak görüyordu beni. "Dün gece sınıf grubundaki o mesajı egom yüzünden yazdım, biliyorsun. Ama cidden... İçim rahat etmedi. Üç yıldır her gün etrafımda dolanmana o kadar alışmıştım ki, senin aslında ne kadar özel, ne kadar farklı biri olduğunu göremeyecek kadar körleşmişim. Meriç’le yan yana oturman, onun elini tutman... İçimde bir şeyleri altüst etti Doğa. Ben... Ben senin benden bu kadar kolay vazgeçebileceğine inanmak istemiyorum. Belki de bana bir şans vermelisin. Gerçekten konuşmak, seni tanımak istiyorum." Berk’in bu ani ve yoğun itirafı, karşımda adeta eriyen o popüler çocuk imajı beni şaşırtsa da, içimde en ufak bir kıpırtıya bile neden olmadı. Berk benden hoşlanmaya başlıyordu, bunu gözlerindeki o pişmanlık dolu, hayran bakıştan görebiliyordum. Üç yıl boyunca bu anın hayaliyle yanıp tutuşan o eski Doğa çoktan ölmüştü. Kalbimin o devasa, bomboş tahtına çok daha asil, çok daha derin bir ruh kurulmuştu. "Çok geç Berk," dedim, sesim pürüzsüz ve inanılmaz derecede net çıkmıştı. Gözlerinin içine tam bir kararlılıkla baktım. "Sen benim etrafında dolanmama değil, sadece insanların sana hayran olmasına alışmıştın. Benim içimdeki ışığı görmek için Meriç’in o ışığı fark etmesini beklemek zorunda kaldın. Ama Meriç... O beni hiç kimse görmezken, ben sadece yanlış bir numaranın arkasına saklanmış sakar bir kızken gördü. Benim kalbim artık senin ulaşamayacağın kadar uzak bir düzlemde. Üzgünüm." Berk, hayatında ilk defa böylesine derin bir reddedilişle sarsılırken, yüzündeki o yıkılmış ifadeyi arkamda bırakarak sınıfa doğru yürüdüm. İçimde sadece büyük bir hafiflik ve özgürlük hissi vardı. Çünkü ben, bir vit…

Bölümün tamamını WritePad'de oku