Çevrimiçi Bela

Bölüm 8: Maskelerin Düşüşü

Yazar:

Çevrimiçi Bela - İpek🩷 kitap kapağı
Çevrimiçi Bela kitap kapağı

"Bazen tüm okulu sarsmak için tek bir adım yeterlidir; özellikle de o adımı bileğinizde kırmızı bir iplikle atıyorsanız." Çarşamba sabahı gökyüzü, sonbaharın o karakteristik, parıltılı grisiyle kaplıydı. Aynanın karşısına geçip sol bileğime baktığımda, o incecik kırmızı ipin tenimle adeta bütünleştiğini hissettim. Onu asla sökmeyecektim. Avcumun içindeki o minik, formüllerle bezeli cam zarı ise bu sefer montumun gizli cebine değil, okul çantamın en ön gözüne, fermuarını hafifçe açık bırakarak yerleştirdim. Bu, benim dahi çocuğuma "Ben de oyunun kurallarını öğrendim" deme şeklimdi. Okul kapısından içeri adım attığım an, havadaki statik elektriğin her zamankinden daha yoğun olduğunu fark ettim. Bahçe her sabahki gibi kalabalıktı ama bugün içimde en ufak bir çekingenlik ya da ürkeklik yoktu. Koridora girdiğimde, koridorun o bitmek bilmeyen uğultusu kulaklarımda dönüp duruyordu. Berk ve arkadaş grubu, her zamanki gibi kantin merdivenlerinin başındaki o popüler köşelerinde dikilmiş, dün açıklanan matematik sınavının sonuçlarını tartışıyorlardı. Berk elindeki basketbol topunu ritmik bir şekilde yerde sektiriyor, ama yüzündeki o her zamanki neşeli, kaygısız ifadenin yerini bariz bir huzursuzluk almış gibi görünüyordu. Tam önlerinden geçecekken Berk topu eliyle sıkıştırıp durdurdu ve doğrudan bana doğru bir adım attı. "Doğa, bir dakika baksana," dedi, sesi koridordaki gürültünün arasında bile netçe duyulmuştu. Arkadaşları Burak ve Hakan da bıyık altından gülerek bize bakıyorlardı. "Dün okul çıkışındaki o randevu meselesi neydi cidden? Kiminle buluştun sen? Bütün okul senin dün çınar ağacının altında o yan sınıftaki asosyal Meriç’le dikildiğini konuşuyor. Şaka falan mı bu?" Duraksadım. Adımlarım tam koridorun ortasında mühürlendi. Eskiden olsa Berk’in bana böyle hesap sorar gibi yaklaşması karşısında ne yapacağımı bilemez, kekeler, yanaklarım utançtan kıpkırmızı olana kadar yerin dibine girerdim. Ama şu an içimde o kadar büyük, o kadar sarsılmaz bir dağ vardı ki, Berk’in bu şaşkınlığı ve egosu incinmiş tavrı bana sadece komik geliyordu. "Şaka değil Berk," dedim, sesimdeki o buz gibi, net ton koridordaki birkaç kişinin daha bize dönmesine sebep olmuştu. "Kiminle buluştuğum, kiminle konuştuğum ya da zamanımı kime ayırdığım sadece beni ilgilendirir. Ve emin ol, o senin 'asosyal' dediğin insan, bu okuldaki herkesten çok daha gerçek ve derin biri." "Ne derinliği ya?" diye araya girdi Burak, alaycı bir tavırla. "Çocuk konuşmayı bile bilmiyor, okulda gölge gibi geziyor lan." "O gölge gibi geziyor çünkü sizin o gürültülü ve sahte dünyanızın bir parçası olmak istemiyor," dedi arkadan gelen o pürüzsüz, boğuk ve asil ses. Koridordaki tüm uğultu, sanki birisi görünmez bir kumandadan sessize alma tuşuna basmış gibi bıçak gibi kesildi. Herkes arkasına döndü. Merdivenlerin başında Meriç duruyordu. Üzerindeki okul ceketinin önü tamamen açıktı, rüzgarda hafifçe dağılmış siyah saçları alnına dökülüyordu ve elleri kumaş pantolonunun ceplerindeydi. O koyu renk, dipsiz bir kuyuya benzeyen gözlerinde öyle ezici, öyle zeki bir parıltı vardı ki, Berk ve tayfası istemsizce bir adım geri çekilmek zorunda kaldı. Meriç, ağır ve kendinden emin adımlarla koridorda ilerledi. Yanından geçtiği herkes ona yol açıyordu, adeta bir kralın kendi sarayında yürümesi gibiydi bu duruş. Tam yanıma geldiğinde durdu. O tanıdık, içimi eriten vanilya ve temiz çamaşır kokusu koridorun o kasvetli havasını bir anda dağıttı. Meriç bana baktı; yüzündeki o ciddi, mesafeli ifade yerini sadece benim görebileceğim o sıcacık, o güven veren hafif tebessüme bıraktı. Sağ elini cebinden çıkardı ve herkesin şok dolu bakışları altında, benim sol bileğime, o kırmızı ipliğin tam üzerine yerleştirdi. Parmaklarının sıcaklığı tenime değdiği an içimden aşağı bir elektrik akımı dikey geçiş yaptı. Elimi sıkıca, ama incitmeden kavradı. "Bir problem mi var Berk?" diye sordu Meriç. Sesi o kadar sakin, o kadar hiddetten uzaktı ki, bu sakinlik aslında en büyük tehditti. "Duyduğuma göre matematik sınavından 45…

Bölümün tamamını WritePad'de oku